(2577 S. K. m. 45, 46) (5258 S. K. m. 1, 3) (Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği m. 16) (Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği m. 23, 24)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, ………. İlçesi, 35 Nolu Aile Sağlığı Merkezinde hizmet vermek üzere 126 Nolu Aile Hekimliği biriminde 11.05.2015 tarihinde aile hekimi olarak göreve başlayan davacı tarafından, aile sağlığı merkezi giderlerinin tavan ücretin %100'ü olarak on ay boyunca ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 22.06.2015 tarih ve 26693343 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının 2 yıllık sürelerle (mali dönemler) sınırlı olmak üzere, "Sağlık Bakanlığı Aile Hekimliği Hizmet Sözleşmesi" ile çalıştırıldığı ve iller arası yerleştirme işlemi sonrası taraflar arasında karşılıklı sorumluluğun, sözleşme hükümlerinin (şartların) sözleşme imzalanmak ve göreve başlanılması ile doğduğu hususu, davacının göreve başladığı 126 No'lu Aile Hekimliği biriminin 22.10.2014 tarih ve 81124 sayılı makam oluru ile Aile Sağlığı Merkezinde hizmet vermek üzere Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin değişik 16.maddesi c-7 hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten önce açıldığı hususu ile birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İzmir 5. İdare Mahkemesinin 30/09/2016 tarih, E: 2015/1436, K: 2016/992 sayılı kararının; davacının aile hekimi olarak görevlendirilmesinin yapıldığı dönemde yürürlükte olan mevzuat gereği aile hekimliği giderlerinin tamamının ödenmesi gerektiği, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki kararda hukuksal isabet bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının başvurusunun dayanağı yönetmelik kuralının yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan aile hekimliği birimleri için uygulanacak bir olanak getirdiği, davacının ilişkilendirildiği aile hekimliği biriminin bu tarihten önce kurulduğu ve bu birime ek yerleştirmelerde herhangi bir yerleştirme yapılmaması nedeniyle davacının bu birimle ilişkilendirildiği, aksi durumda davacının il dışından bu birimle ilişkilendirilmesine olanak bulunmadığı ileri sürülerek yasal ve hukuksal dayanağı bulunmayan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemeleri'nin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay'da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" bozma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dava, İzmir İli, …… İlçesi, 35 No'lu Aile Sağlığı Merkezinde hizmet vermek üzere, 126 No'lu Aile Hekimliği biriminde, 11.05.2015 tarihinde aile hekimi olarak göreve başlayan davacı tarafından, aile sağlığı merkezi giderlerinin tamamının on ay boyunca ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 22.06.2015 tarih ve 26693343 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 1.maddesinde, bu Kanunun amacının, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemek olduğu belirtilmiş, 3. maddesinde, Sağlık Bakanlığının, Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye yetkili olduğu, ihtiyaç duyulması halinde, kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanlarının da sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere çalıştırılabileceği kurala bağlanmış, 8. maddesinde ise, aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları ve sözleşmenin feshini gerektiren nedenlerin, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak, Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan yasanın uygulanması amacıyla çıkarılan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin "aile hekimine yapılacak ödemeler" başlıklı 16.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde "Aile Sağlığı Merkezi Giderleri "Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine, hizmet verdiği merkezin kira, elektrik, su, yakıt, telefon, internet, bilgi-işlem, temizlik, büro malzemeleri, küçük onarım, danışmanlık, sekretarya ve tıbbi sarf malzemeleri gibi Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile belirlenen asgari fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderleri için her ay tavan ücretin %50’sinin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan illerin satın alma gücü paritesi puanı ile çarpımı sonucuna göre bulunacak tutarda ödeme yapılır. Aile hekimliği pozisyonunun, sözleşmeli aile hekimi bulunmaması nedeniyle boş olması durumunda, bu ödeme müdürlüğün döner sermayesine aktarılır ve birimin giderleri karar defterinin ibrazı üzerine müdürlüğün döner sermayesinden karşılanır." biçiminde bir düzenlemeyi içerirken; 16.04.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.05.2015 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik yönetmeliğiyle anılan bende eklenen 7. paragrafında; "Yeni açılan ve müdürlükçe, hizmet verilecek aile sağlığı merkezi mekanı gösterilemeyen birimler için aile sağlığı merkezi giderleri on ay boyunca yukarıdaki kriterlere bağlı olmaksızın tavan ücretin %100’ü olarak ödenir. Bu birimlerin açılmasını müteakiben üst üste iki yerleştirme sonucunda boş kalması hâlinde müdürlüğün teklif ettiği ve Bakanlıkça uygun görülen yerler için giderleri döner sermaye bütçesinden karşılanmak üzere müdürlükçe aile sağlığı merkezi oluşturulur. Oluşturulan birime on aylık süre dolmadan aile hekimi yerleşmesi hâlinde on aylık sürenin sonuna kadar tavan ücretin %50’si aile hekimine kalan %50’si ise müdürlük döner sermayesine ödenir." düzenlemesi getirilmiştir.
Uyuşmazlığımızın maddi çerçevesine yönelik olarak anılan yönetmelik kuralının zaman yönünden uygulanması bakımından değerlendirme yapılması gerekmektedir. Anılan değişiklik 01.05.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olmakla birlikte; düzenleme ile yeni açılan ve müdürlükçe mekanı gösterilmeyen birimlerin hekimler tarafından tercih edilmesini teşvik etmek üzere mali olanaklar getirildiği, bu olanakların birimlerin hizmete geçirilmesini amaçladığı, bu olanaktan yararlanma bakımından bu birimlerin yönetmelik değişikliğinden önce kurulmuş olması ve/veya bu birimlere hangi yöntemle hekim ilişkilendirildiği yolunda ayrıksı bir düzenlemeye yer verilmediği açıktır. Eklenen paragraftaki lafzı ile "yeni kurulmuş" nitelemesinin "yönetmelik değişikliğinden sonra kurulmuş" aile sağlığı merkezi olarak anlaşılması zorunluluğu bulunmadığı gibi, böyle kısıtlayıcı bir yaklaşımın aynı durumdaki aile hekimliği birimlerinin salt kurulduğu tarih nedeniyle açılması yönünde teşviklerden yararlandırılması bakımından eşitsizlik yaratacağı da açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının aile hekimi olarak yerleştirildiği İzmir …… İlçesi 126 Nolu Aile Hekimliği Biriminin Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun 22.10.2014 tarihli işlemiyle kurulduğu, zaman içinde anılan birimin il içi atamalarla bir aile hekimiyle ilişkilendirilemediği, davalı idarece 2015/1 İller Arası Sözleşmeli Aile Hekimi Yerleştirmesi kapsamında ilan edilen birimler arasında yer verildiği, bu kapsamda yerleştirme takviminin Mart/2015'te boş birimlerin kuruma bildirilmesi ile başladığı, boş yerlerin Nisan/2015'te ilan edildiği, idarece yapılan ilanda anılan birimin "yeni birim" olarak ilan edildiği, davacının birinci tercihi olarak bu birimi istediği, 07.05.2015 tarihli onay ile anılan birimde aile hekimi olarak görevlendirildiği, bunun üzerine mekanı olmayan birim için bir yer kiraladığı, 11.05.2015 tarihinde davacı ile "Aile Hekimliği Sözleşmesi" bağıtlandığı, aynı tarihte göreve başladığı, 11.06.2015 tarihli dilekçesi ile göreve başladığı birimin mekanı müdürlükçe gösterilmeyen ve kendisinin kiralayarak faaliyete başlattığı aile sağlığı birimi nedeniyle on ay boyunca giderlerinin tavan ücretin % 100'ü olarak ödenmesini istediği; bu isteminin 21.05.2015 tarihli Kurum görüşüne dayanılarak 22.06.2015 tarihli işlemle reddedildiği, önümüzdeki davanın davacının başvurusunun reddi ile eksik gider ödemeleri nedeniyle her ay için yoksun bırakıldığı 2.027,00 TL parasal tutarın ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle önümüzdeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacının iller arası yerleştirme yoluyla ilişkilendirildiği 126 nolu aile sağlığı merkezinin mekanının müdürlükçe gösterilmediği, merkezin 2014 yılında alınan onayla kurulduğu, davacının anılan birimi yerleştirilmesi sonrasında kiraladığı yerde 11.05.2015 tarihinden itibaren göreve başlayarak faaliyete geçirdiği, davacının 01.05.2015 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği ile yönetmeliğin yukarıda anılan 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yeni açılan ve müdürlükçe hizmet verilecek aile sağlığı merkezi mekanı gösterilemeyen birimler için aile sağlığı merkezi giderleri on ay boyunca tavan ücretin %100’ü olarak ödenmesi olanağından yararlanmasını istediği, bu isteğinin Türkiye Halk Sağlığı Kurumundan alınan görüşte yer verilen ilişkilendirildiği birimin dayanak yönetmelik kuralının yürürlüğe girdiği 01.05.2015 tarihinden önce açılmış olması nedeniyle reddedildiği görülmektedir.
Bu durumda; davacının yeni kurulmakla birlikte müdürlükçe mekanı hazırlanmayan ve bu nitelikleri ile iller arası yerleştirmeye konu edildiği için tercih ederek ilişkilendirildiği ve kendisinin kiralama yoluyla hazırlayarak 11.05.2015 tarihinde göreve başlayıp aile hekimliği hizmeti verdiği aile sağlığı biriminin giderlerinin 01.05.2015 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik kuralları uyarınca ödenmesi gerekirken; davacının bu yönde 10 ay boyunca giderlerin tavan ücretin % 100'ü oranında ödeme ile karşılanması yolundaki başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde; "neden ve konu" yönünden hukuka uyarlık, aksi yöndeki istinaf başvurusuna konu ilk derece Mahkemesi kararında da hukuksal isabet bulunmadığından; başvuruya konu kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali gerekmektedir.
Davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazmini istemine gelince;
Dairemizce davacının ilk açtığı davada verilen dilekçe ret kararının gerekçesi tazminat istemine konu tutarın gösterilmesi gerekliliği olmakla birlikte, yenileme dilekçesinde de davacının açık biçimde dilekçe tarihinde her ay eksik ödenen tutarı göstererek, zaman içinde de yoksun bırakıldığı tutarlar yönünden de tazminat ve faiz isteminde bulunduğu gözönünde tutularak; geniş anlamda kamu görevlisi olarak kabul edilmesi gereken aile hekiminin statüsü karşılığı hesaplanabilir parasal hakları yönünden açacağı tazminat davalarında da yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilegeldiği gibi tazminat istemine konu olan ve hesaplanabilir nitelikteki parasal haklarından doğan zararları karşılığı tutarı göstermeksizin dava açabileceği de kabul edilmiş; davacının tazminat istemi dava konusu işlem nedeniyle eksik ödenen tutarların her bir eksik ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazmini istemi olarak kabul edilmiştir.
Bu kapsamda; yukarıda anılan gerekçe ile hukuka aykırı bulunan işlemi sonucunda, davalının 10 ay boyunca tavan ücretin %100'ü olarak ödemesi gerekirken eksik yaptığı ödemeler nedeniyle davacının yoksun bırakıldığı parasal haklarının her bir eksik ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tazmini isteminin de kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 5. İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen 30/09/2016 tarih, E:2015/1436, K:2016/992 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının tazminat isteminin kabulüne; tazminine karar verilen eksik ödenen tutarların her bir eksik ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine; aşağıda ayrıntısı gösterilen 254,20-TL yargılama gideri ile kararımızın tazminata ilişkin kısmının belli bir tutarı içermiyor ve mevcut dilekçedeki tutarın nispi avukatlık ücreti karşılığının maktu tutardan az çıkıyor olması da gözönünde bulundurularak ilk aşama yargılama sırasında duruşmaya katıldığı görülen davalı vekili için kararımızın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.510,00-TL avukatlık ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine; peşin alınan posta gideri avansının artan tutarının Mahkemesince davacıya geri verilmesine; uyuşmazlığın kıst döneme ilişkin olması ve konusu parasal tutarın temyizi gerektirecek değeri bulamayacağı açık olduğundan "temyiz yolu kapalı ve kesin olarak", 14/03/2017 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)