(3194 S. K. m. 39, 40) (2577 S. K. m. 45)
İstemin Özeti: Bursa ili, Gemlik ilçesi, ..... Mahallesi, 186 ada, 22 parsel sayılı yerde bulunan tescilli yapı niteliğindeki yapı hakkında "tescilli yapı olmadığı" şeklinde alınan 15.01.2015 tarih ve 35 sayılı Encümen Kararı ile, söz konusu yapının risk teşkil ettiğinden bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 39 ve 40. maddelerine istinaden yıkılmasına, yıkılmadığı takdirde yapının idarece yıktırılıp masrafların %20 fazlasıyla yapı sahibinden tahsiline ilişkin olarak alınan 08.01.2016 tarih ve 19 sayılı Encümen Kararının iptali istemiyle açılan davayı; "davacıya ait yapının imar mevzuatı açısından onarılmayacak derece yıpranmış ve tehlikeli bir durum oluşturduğu sabit olup 3194 sayılı Yasanın 39. ve 40.maddeleri uyarınca objektif kriterler çerçevesinde dava konusu edilen işlemle yıkım kararı verildiği anlaşıldığından dava konusu edilen Encümen Kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle reddeden Bursa 2.İdare Mahkemesinin 28/04/2017 tarih ve E:2016/177, K:2017/812 sayılı kararının; davacı tarafından; hukuka aykırı olduğu, taşınmazın bulunduğu alanın imar planında park alanı olarak ayrıldığı, bu yönde hukuki el atmadan kaynaklanan tazminat istemiyle de dava açıldığı, dava konusu işlemin 3194 sayılı Kanunun 39 ve 40. maddelerine aykırı olduğu öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesinin 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. Maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır.
İstinaf başvurusu, Bursa ili, Gemlik ilçesi, ..... Mahallesi, 186 ada, 22 parsel sayılı yerde bulunan tescilli yapı niteliğindeki yapı hakkında "tescilli yapı olmadığı" şeklinde alınan 15.01.2015 tarih ve 35 sayılı Encümen Kararı ile, söz konusu yapının risk teşkil ettiğinden bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 39 ve 40. maddelerine istinaden yıkılmasına, yıkılmadığı takdirde yapının idarece yıktırılıp masrafların %20 fazlasıyla yapı sahibinden tahsiline ilişkin olarak alınan 08.01.2016 tarih ve 19 sayılı Encümen Kararının iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun ''Yıkılacak Derecede Tehlikeli Yapılar'' başlıklı 39. maddesinde; ''Bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edilir. Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu işler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı %20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir.'' kuralı yer almaktadır.
Aynı Kanun'un ''Kamunun Selameti İçin Alınması Gereken Tedbirler'' başlıklı 40. maddesinde ise; ''Arsalarda, evlerde ve sair yerlerde umumun sağlık ve selametini ihlal eden, şehircilik, estetik veya trafik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin, gürültü ve duman tevlideden tesislerin, hususi mecra, lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin mahzurlarının giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan verilmemesi ilgililere tebliğ edilir. Tebliğde belirtilen müddet içinde tebliğe riayet edilmediği takdirde belediye veya valilikçe mahzur giderilir; masrafı % 20 fazlasıyla arsa sahibinden alınır veya mahzur tevlit edenlerin faaliyeti durdurulur.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Bursa İli, ..... Mahallesi 186 ada, 22 parselde bulunan yapının Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğünde tescilli yapı olduğu, 06/01/2016 tarihli teknik rapor ile can ve mal güvenliği tehlikesi arz ettiği, 3194 sayılı Kanun'un 39 ve 40. maddelerine göre çevre güvenliği sağlanarak, kontrollü şekilde yıkılmasına ve yıkım masraflarının %20 fazlasıyla tahsil edilmesine ilişkin 08/01/2016 tarihli ve 19 sayılı Encümen kararının alındığı; 15/01/2016 tarihli ve 35 sayılı Encümen kararı ile de tescilli yapı ibaresinin sehven 08/01/2016 tarihli kararda yer almış olması sebebi ile bu ibarenin kaldırılarak tescilli yapı olmadığı şeklinde düzeltme yapılmasına karar verilmesi üzerine söz konusu işlemlerin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
08.01.2016 tarih ve 19 sayılı Encümen Kararı yönünden:
Uyuşmazlık konusu yapı hakkında tamamen farklı hususları düzenleyen İmar Kanunu'nun 39 ve 40. maddelerinin bir arada uygulanması suretiyle tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davacıların istinaf isteminin kabulü ile, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılarak, işlemin iptali gerekmektedir.
15.01.2015 tarih ve 35 sayılı Encümen Kararına yönelik davayı reddeden Mahkeme kararı hukuka uygun olup kararın bu kısmına yönelik istinaf isteminin reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE, Bursa 2.İdare Mahkemesinin 28/04/2017 tarih ve E:2016/177, K:2017/812 sayılı kararının dava konusu 08.01.2016 tarih ve 19 sayılı Encümen Kararının iptali istemini reddeden kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 45/4. maddesi uyarınca kaldırılmasına, aynı kanun maddesi uyarınca dava konusu işlemin bu kısmının iptaline, 15.01.2015 tarih ve 35 sayılı Encümen Kararına ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine, davadaki haklılık oranına göre davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 2.165,20 TL'lik yargılama giderinin 1.082,00 TL'lik kısmı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.090,00 TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, sonuç olarak ilk derece mahkemesinde dava "ret" ile sonuçlandırıldığından bu aşamada tekrar davalı lehine vekalet ücreti takdirine mahal olmadığına, diğer yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından kalırsa artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 12/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Her ne kadar uyuşmazlığa konu yapının yıkılmasına, yıkılmadığı takdirde yapının idarece yıktırılıp masrafların %20 fazlasıyla yapı sahibinden tahsiline ilişkin olarak tesis edilen dava konusu 08.01.2016 tarih ve 19 sayılı işlemde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun birbirinden farklı düzenlememelerini barındıran ve ayrı fiili-hukuki durumlara ilişkin olan 39. ve 40. maddelerinin davalı idarece gerekçe olarak gösterildiği görülmekte ise de, dosya kapsamından; uyuşmazlıktaki fiili durumun 39. maddede belirtilen "yıkılacak derecede tehlikeli" metruk yapıdan kaynaklandığı, nitekim davalı idarece izlenen prosedürün de yine aynı maddeye yönelik olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davalı idarece işlemde belirtilen 40. maddenin olayla ilişkisinin olmadığı ve fazladan mevzuat yazılmasına dair bu durumun asli bir hukuki noksanlık değil, tali bir hukuki hatalı durum olarak değerlendirilmesi gerektiği aşikardır.
39. madde uyarınca dosya incelendiğinde ise, yapı sahiplerinin aykırılıkları gidermesi amacıyla 39. maddede düzenlenen aşamalı tebligat usullerinin davalı idarece yasaya uygun bir şekilde uygulanıp uygulanmadığının tespiti açısından, ara kararı yapmak suretiyle mahkeme kararının 08.01.2016 tarih ve 19 sayılı işleme yönelik kısmının hukuki isabet taşıyıp taşımadığı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, salt 3194 sayılı Kanun'un 39 ve 40. maddelerinin davalı idarece bir arada uygulandığı gerekçe gösterilerek bahsi geçen mahkeme kararı kısmının kaldırılmasına ve bu kısma konu söz konusu işlemin iptaline yönelik çoğunlukça alınan Dairemiz kararı bölümüne katılmıyorum. (¤¤)