(5393 S. K. m. 73)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/09/2016 günlü, E:2015/1, K:2016/2945 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, ….. mevkii, 2270 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanı kapsayan 1/25.000 ölçekli ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarında değişiklik yapılmasına ilişkin 15.03.2013 günlü, 488 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerden; söz konusu alana ilişkin, üst kademe 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı revizyonu yönünden; dava konusu 1/25000 ölçekli plan revizyonu ile, Beynam çiftliği dışında boş ve gelişme olmayan ancak çoğunluğu “Özel Ürün Alanları, Marjinal ve Dikili Tarım Alanları, Ağaçlandırılacak Alanlar, Rekreasyon Alanları” olan uyuşmazlık konusu alanın tamamının yerleşime açıldığı, mevcut nüfus ve yapı yoğunluğunun artırıldığı (yeni nüfus ve yapı yoğunluğu getirildiği), kalıcı iskan bölgeleri oluşturulduğu, bu durumun yakın çevredeki diğer hafta sonu evleri için ayrılmış alanlarda da eşitsizlik yaratacağı, 1/25000 ölçekli üst kademe ana planda, bölgede nüfus kapasitelerinin azaltılmasının ön görülmesine rağmen, alanın iskâna açıldığı, ilave nüfus ve yapı yoğunluğu getirildiği, önceden belirlenen tarım ve diğer doğal alanların yok olacağı, ana planda taşınmazdaki “Özel Ürün Alanları” ve “Marjinal ve Dikili Tarım Alanları”nın, bu plana esas teşkil etmek üzere döneminde alınan ilgili kurum görüşleri doğrultusunda düzenlendiği, bu kurum görüşünün, toprak yapısı ve niteliğinde ve çevre şartlarında bir değişiklik, erozyon vb. olmadığı halde alınan olumlu tarım görüşüyle aynı alanların bu kez iskâna açıldığı ve çelişki meydana geldiği, imar planı kararları ile yerleşime açılacak alanların bir kamusal ihtiyacı karşılamaya yönelik olması gerektiği, orman alanı ve koruma alanları dışında kalan, tarımsal amaç dışında kullanımı uygun görülen ve yapılaşmaya açılmasında jeolojik açıdan mahsur görülmeyen dava konusu alanın onaylı planında değişiklik yapılmasında kamu yararına zorunlu kılan çok yönlü bilimsel çalışmalar, nesnel ve teknik gerekçeler ortaya konulmadan planda revizyon yapıldığı, her tür plan yapımında, kurum görüşleri ve Jeolojik-Jeoteknik Etütlerin temini ve sakınca görmemelerinin gerekli ancak birincil ve yeter şart olmadığı, önce alanın planlanıp planlanamayacağına, planlanmasında kamu yararının bulunup bulunmadığına, buna engel bir durumun olup olmadığına bakılması, planlamanın gerekli olması durumunda önce etüt ve görüşlerin temininin esas olduğu, oysa dava konusu alanın iskâna açılması için gerekli şartların da oluşmadığı, bölgenin gelişme yön ve potansiyeli ile uyumlu olmadığı çoğunlukla tarımsal faaliyetlerin sürdürüldüğü ve tamamı doğal özellikli olan, bu anlamda üzerinde çiftlik (Beynam) kurulmuş olan söz konusu toprakların koruma kullanma dengesini bozucu nitelik taşıdığı, aynı alanda daha önce yapılan 1/25000 ölçekli plan revizyonunu iptal eden Ankara 5.İdare Mahkemesi kararına da uygun olmadığı, iptal edilen planlarla aynı alanda, aynı içerikte ve düzende hazırlandıkları, iptal edilen plandaki olumsuzlukların giderilmediği ve mahkeme kararının gereklerinin yerine getirilmediği, dava konusu üst kademe 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı revizyonunun/değişikliğinin; imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına, üst kademe ana planın yaklaşım ve esaslarına ve plan değişikliğine ilişkin koşulları belirten hükmüne uygun olmadığı, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Yönünden; her ne kadar KDGPA ve üst kademe 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım Planına uygun olsa, aynı yaklaşım ve ön görüleri taşısa ve İmar Kanunu’nun 6.maddesindeki planlama kademelerinin sağlandığı izlenimi alınsa da, dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinin de; 1/25000 ölçekli üst kademe nazım plan revizyonuna ilişkin yukarıda açıklanan aynı olumsuzlukları ve aykırılıkları taşıdığı, bunlara ilaveten; dava konusu alanda Sağlık, İlköğretim, Ortaöğretim, İdari (resmi kurum), teknik altyapı tesisleri alanlarının yönetmelikte belirtilen standartların altında olduğu, ayrıca Kreş+Anaokulu Alanları için yer ayrılmadığı, ölçeği ve tanımı gereği uygulamaya yönelik olmadığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına esas teşkil etmesi nedeniyle uygulamaya yönelik ayrıntılara girmemesi gerekirken plan notlarının hemen hemen tamamının uygulamaya yönelik olduğu, bu hususun planlama kademeleri kavramına aykırı ve 1/1000 plandaki alternatif çözümlere mani olduğu, aynı alanda daha önce 1/25000 ölçekli plan revizyonunu ile birlikte yapılan 1/5000 ölçekli planı iptal eden Ankara 5.İdare mahkemesi kararına da uygun olmadığı, iptal edilen planlarla aynı alanda, aynı içerikte ve düzende hazırlandıkları, iptal edilen plandaki olumsuzlukların giderilmediği ve mahkeme kararının gereklerinin yerine getirilmediği, “Kurum Görüşleri” ve Jeolojik-Jeoteknik Etüt Yönünden; 1/25000 ve 1/5000 ölçekli planlara esas kurum görüşlerinin alındığı, Jeolojik-Jeoteknik Etütlerin yapıldığı, planlarda bu kurum görüşlerine ve Jeolojik-Jeoteknik Etütlere uyulduğu, ancak ilgili kurum görüşünde ve jeolojik etütlerde tereddüt bulunduğu, yaklaşık 9 yıl önce alanda üst kademe plana tarım alanları olarak işlenmek üzere “Özel Ürün alanları” ve “Marjinal ve dikili tarım alanları” ön gören bir kurum görüşünde yahut tarım envanteri haritalarında, toprak yapısı ve niteliğinde ve çevre şartlarında bir değişiklik, erozyon vb. olmadığı halde aynı alanların bu kez iskâna açılmasına olumlu yaklaşılmasının anlaşılamadığı gibi çelişki içerdiği, oysa söz konusu alanın içerdiği toprakların kentsel toprak olmadığı, tarım topraklarının bir parçası olduğu, 2 - 3 yıl gibi bir süre içinde dava konusu parselin bulunduğu alanda toprak yapısında ve niteliğinde, çevre ve doğa koşullarında büyük bir değişiklik (erozyon, heyelan, deprem vb) olmadığı halde 1/25000 ölçekli planda yer alan özel ürün ve dikili ürün alanları kaybolarak dava konusu parsel alanının bütünüyle marjinal tarım alanına dönüştürüldüğü ve bu anlamda plan yapımına izin verildiği, ancak özel ürün ve dikili tarım alanlarının marjinal tarım alanlarına dönüşümünü açıklayabilecek bir olgunun bulunmadığı, çevrede yer alan tarımsal amaçlı alan kullanım bütünlüğünün bozulacağı ve kırsal alan karakteristiğinin yok olacağı, önceki jeolojik Etütlerde belirtilmiş olmasına rağmen dava konularına dayanak Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporlarında YUOA’ları azaltıldığı sadece kuzeyde belirtildiği gibi Jeoteknik Etüt (AJE) çalışmasının da yapılmadığı, zayıf Jeolojik Etütlerle alanın yerleşime açılmak istendiği, açıklanan nedenlerle alanın tarım dışında kullanıma açılmasının, eksik ve zayıf Jeolojik Etütlere dayandırılmasının; 5403 sayılı kanun ve ilgili yönetmelik ve tebliğine, imar mevzuatına, ayrıca şehircilik ilkeleri, planlama esasları ile üst kademe planın ana kararlarına uygun olmadığı, diğer taraftan, bir alanın imar planının yapılmasında, kurum görüşleri ve Jeolojik-Jeoteknik Etütlerin temini ve sakınca görmemeleri gerekli ancak birincil ve yeter şart olmadığı, önce alanın planlanıp planlanamayacağına ve iskâna açılıp açılamayacağına, planlanmasında kamu yararının bulunup bulunmadığına, buna engel bir durumun olup olmadığına bakılması, ancak planlamanın gerekli olması durumunda önce etüt ve görüşlerin temininin esas olduğu, nitekim yukarıdaki incelemeler ve değerlendirmelerde dava konusu alanın iskâna açılmasının çeşitli yönlerden gerekli ve uygun olmadığı, bunun için gerekli şartların da oluşmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinin, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş; bu karara karşı davalı idare tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara ili, Bala ilçesi, Beynam Mahallesi, Söğütözü Cimşit Mevkii, 2270 sayılı parseli kapsayan alanda yapılan 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yapılmasına ilişkin 12.07.2011 tarih ve 2007 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile söz konusu alanın Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı sınırına dahil edilmesine ilişkin 14.08.2008 tarih ve 2059 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 28/09/2016 tarih ve E:2014/441, K:2016/2944 sayılı kararla; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlene bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden dava konusu Kentsel Dönüşüm Gelişim Proje Alanı ilanı ve sınır onamasının Belediye Kanununun 73. maddesinin ilk halindeki temel unsurları taşımadığı, bölge ve çevresine ait daha önce hazırlanmış ve yine davalı idarece onaylanmış 1/25000 ölçekli üst kademe nazım planda parsele atanan arazi kullanım türlerinin ve çok az bir kısmının az yoğunlukta ikinci konut-hafta sonu evleri alanı olarak belirlendiği, buna göre alt kademe imar planlarının yapılacağı ve kısmi yapılaşmanın devam edeceği, şehircilik ve planlama yönünden buna engel bir durumun bulunmadığı, bölgesel bütüncül bir alanın bir parsel kısmı seçilerek nüfus ve yapı yoğunluğu artışına neden olacağı, üst kademe planda uydu kent tanımına yer verilmediği, diğer ada-parsellere göre bir eşitsizlik oluşturduğu, geçerli bilimsel bir çalışmaya, nesnel ve teknik gerekçelere ve tespit edilmiş bir kentsel soruna dayanmadığı ve şehircilik, planlama, mevzuat, kamu yararı yönlerinden geçerli bir zorunluluğunun da bulunmadığı, çoğunlukla tarımsal faaliyetlerin sürdürüldüğü, kısmen doğal özellikli ve üzerinde Çiftlik (Beynam) kurulmuş olan söz konusu toprakların koruma kullanma dengesini bozucu nitelik taşıdığı, taşınmaz özelinde ortaya konulmamış herhangi bir kentsel sorunun çözümüne katkı sağlamayacağı, talep doğrultusunda şartların oluşmadığı ve gerektiren bir hususun bulunmadığı, sadece mülkiyete dayalı parçacı ve ayrıcalıklı bir yaklaşım içerdiği, tespitinin mevzuatın ön gördüğü kriterlerin alan büyüklüğü dışında hiç birisine uymadığı, bölgede üst kademe plan kararları doğrultusunda gelişime engel olabilecek herhangi bir hususun bulunmadığı, bütünsellik açısından da uygunluk taşımadığı, alanın tarım dışı kullanılmasına sebep olacağı, tarım alanlarını ve alanın doğal yapısına zarar vereceği, yer seçimi itibariyle kentin gelişme yön ve potansiyeli ile uyumlu olmadığı, toprağın koruma kullanma dengesini bozucu nitelik taşıdığı, açıklanan nedenlerle şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve 1/25000 ölçekli planın taşınmazdaki yaklaşım ve esaslarına ve plan değişikliğine ilişkin koşulları belirten hükmüne uygun olmadığı, 1/25000 ölçekli üst kademe ana planda, bölgede eskiden öngörülen nüfus kapasitelerinin azaltılmasının ön görülmesine rağmen, alanın iskâna açıldığı, ilave nüfus ve yapı yoğunluğu getirildiği, önceden belirlenen tarım ve diğer doğal alanların yok olacağı, 1/25000 ölçekli ana planda taşınmazdaki “Özel Ürün Alanları” ve “Marjinal ve Dikili Tarım Alanları”nın, bu plana esas teşkil etmek üzere döneminde alınan ilgili kurum görüşleri doğrultusunda düzenlendiği, bu kurum görüşünün, toprak yapısı ve niteliğinde ve çevre şartlarında bir değişiklik, erozyon vb. olmadığı halde alınan olumlu tarım görüşüyle aynı alanların bu kez iskâna açıldığı ve çelişki meydana geldiği, imar planı kararları ile yerleşime açılacak alanların bir kamusal ihtiyacı karşılamaya yönelik olması gerektiği, orman alanı ve koruma alanları dışında kalan, tarımsal amaç dışında kullanımı uygun görülen ve yapılaşmaya açılmasında jeolojik açıdan mahsur görülmeyen dava konusu alanın onaylı planında değişiklik yapılmasında kamu yararına zorunlu kılan çok yönlü bilimsel çalışmalar, nesnel ve teknik gerekçeler ortaya konulmadan planda revizyon yapıldığı, her tür plan yapımında, kurum görüşleri ve Jeolojik-Jeoteknik Etütlerin temini ve sakınca görmemelerinin gerekli ancak birincil ve yeter şart olmadığı, önce alanın planlanıp planlanamayacağına, planlanmasında kamu yararının bulunup bulunmadığına, buna engel bir durumun olup olmadığına bakılması, planlamanın gerekli olması durumunda önce etüt ve görüşlerin temininin esas olduğu, oysa dava konusu alanın iskâna açılmasının çeşitli yönlerden gerekli ve uygun olmadığı, bunun için gerekli şartların da oluşmadığı, bölgenin gelişme yön ve potansiyeli ile uyumlu olmadığı çoğunlukla tarımsal faaliyetlerin sürdürüldüğü ve tamamı doğal özellikli olan, bu anlamda üzerinde çiftlik (Beynam) kurulmuş olan söz konusu toprakların koruma kullanma dengesini bozucu nitelik taşıdığı, dava konusu alanda Sağlık, İlköğretim, Ortaöğretim, İdari (resmi kurum), teknik altyapı tesisleri alanlarının yönetmelikte belirtilen standartların altında olduğu, ayrıca Kreş+Anaokulu Alanları için yer ayrılmadığı, ölçeği ve tanımı gereği, uygulamaya yönelik olmadığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına esas teşkil ettiği, bu anlamda uygulamaya yönelik ayrıntılara girmemesi gerektiği, oysa plan notlarının hemen hemen tamamının uygulamaya yönelik olduğu, bu hususun planlama kademeleri kavramına aykırı ve 1/1000 plandaki alternatif çözümlere mani olduğu, yaklaşık 9 yıl önce alanda üst kademe plana tarım alanları olarak işlenmek üzere “Özel Ürün alanları” ve “Marjinal ve Dikili Tarım Alanları” öngören bir kurum görüşünde yahut tarım envanteri haritalarında, toprak yapısı ve niteliğinde ve çevre şartlarında bir değişiklik, erozyon vb. olmadığı halde aynı alanların bu kez iskâna açılmasına olumlu yaklaşılmasının anlaşılamadığı gibi çelişki içerdiği, oysa söz konusu alanın içerdiği toprakların kentsel toprak olmadığı, tarım topraklarının bir parçası olduğu, 2 - 3 yıl gibi bir süre içinde dava konusu parselin bulunduğu alanda toprak yapısında ve niteliğinde, çevre ve doğa koşullarında büyük bir değişiklik (erozyon, heyelan, deprem vb) olmadığı halde 1/25000 ölçekli planda yer alan özel ürün ve dikili ürün alanları kaybolarak Tarım Görüşünde dava konusu parsel alanının bütünüyle marjinal tarım alanına dönüştürüldüğü ve bu anlamda plan yapımına izin verildiği, ancak özel ürün ve dikili tarım alanlarının marjinal tarım alanlarına dönüşümünü açıklayabilecek bir olgunun bulunmadığı, çevrede yer alan tarımsal amaçlı alan kullanım bütünlüğünün bozulacağı ve kırsal alan karakteristiğinin yok olacağı, zayıf Jeolojik Etütlerle alanın yerleşime açılmak istendiği, açıklanan nedenlerle alanın tarım dışında kullanıma açılmasının, eksik ve zayıf Jeolojik Etütlere dayandırılmasının; 5403 sayılı kanun ve ilgili yönetmelik ve tebliğine, imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ile üst kademe planın ana kararlarına uygun olmadığı gerekçeleriyle iptaline karar verilmiş, bu karar Danıştay 6. Dairesinin 14/01/2019 günlü, E:2017/2047, K:2019/184 sayılı kararıyla onanmıştır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen kararla Kentsel Dönüşüm Gelişim Proje Alanı ilanı ve sınır onamasının iptal edilmiş olması karşısında, bu sınıra dayanılarak …. mevkii, 2270 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanı kapsayan 1/25.000 ölçekli ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarında değişiklik yapılmasına ilişkin 15.03.2013 günlü, 488 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının hukuki dayanağının kalmadığından, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilmiş istinaf başvurusuna konu kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.
Dava konusu işlemin iptali yolunda Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/09/2016 günlü, E:2015/1, K:2016/2945 sayılı karara yönelik istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, istinaf yargılama giderlerinin başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra başvurana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 03/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)