(AİHS. m. 11) (2709 S. K. m. 51) (657 S. K. m. 125) (4688 S. K. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Mardin Büyükşehir Belediyesi'nde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ..... Ortaokulu müdürü olarak görev yaptığı dönemde, ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''1/30 oranında Aylıktan Kesme'' cezasıyla tecziyesine ilişkin 24/08/2016 tarih ve E.9036133 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada; Anayasa, uluslararası sözleşme ve kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının üyesi olduğu sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı karar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, sübut etmeyen fiilden dolayı ''1/30 oranında Aylıktan Kesme'' cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 15/06/2017gün ve E:2016/234, K:2017/1296sayılı kararın; usul ve yasaya aykırı olduğu, iş bırakma eyleminin ilgili sendika üyelerinin özlük, ücret ve çalışma çalışma şartları ile ilgili çekişmeli bir durumda kullanılan bir sendikal faaliyet kapsamında yer almadığı, eylemin eğitim ve öğretim faaliyetini kesintiye uğrattığı, dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmetleri gözetilerek tesis edildiği ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Milli ..... Bakanlığında görev yapmakta iken 15.06.2016 tarihinde kurumlar arası geçiş ile Mardin Büyükşehir Belediyesine geçtiği, disiplin cezasının görev yaptığı Mardin Büyükşehir Belediyesi disiplin kurulunca verilmesi gerektiği, savunma hakkının tam olarak tanınmadığı, disiplin soruşturmasının usulüne uygun yürütülmediği, cezanın yetkisiz merci tarafından verildiği, sendika temsilcisinin kurula katılımının sağlanmadığı, eylemin sendikal faaliyet kapsamında olduğu ileri sürülerek, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Mardin Büyükşehir Belediyesi'nde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ..... Ortaokulu müdürü olarak görev yaptığı dönemde, ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''1/30 oranında Aylıktan Kesme'' cezasıyla tecziyesine ilişkin 24/08/2016 tarih ve E.9036133 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (C-b) bendinde; "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'', aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Sendika kurma hakkı" başlıklı 51'inci maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir..."hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. Maddesinde ise; “1) Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2) Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.” hükmü bulunmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 22'nci maddesinde; "Devlet memurlarının, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilecekleri ve bunlara üye olabilecekleri", 26'ncı maddesinde; "Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmalarının yasak olduğu" hüküm altına alınmıştır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1'inci maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." hükmü yer almış,3/f maddesinde ise, sendikanın, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Karaçay-Türkiye davasında; (27 Mart 2007 tarihli, Başvuru No:6615/03) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda elektrik mühendisi olan davacının, üyesi bulunduğu sendika tarafından memur maaşlarına yapılan düşük zammı protesto etmek ve kamuoyu oluşturmak maksadıyla 5 Eylül 2002 tarihinde İstanbul’da yapılan eyleme katıldığından bahisle uyarma cezasıyla cezalandırılmasının ve verilen uyarma cezasının “demokratik toplumda gerekli olmadığı” ve bu ceza nedeniyle AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar verdiği, Urcan Ve Diğerleri/Türkiye Davası (17 Temmuz 2008 23018/04 sayılı) kararında da; aynı mahkeme, başvuranların .....-Sen sendikasının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradan para cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarak kamu hizmetinden uzaklaştırıldıklarını belirterek, başvuranlara Türk Ceza Kanunu uyarınca cezai yaptırım uygulanmasının "demokratik bir toplum için gerekli olmadığı" sonucuna varmıştır.
Yine, Satılmış Ve Diğerleri/Türkiye Davası'nda ise; (17 Temmuz 2007 74611/01); İstanbul Boğaz Köprüsü'nde görevli gişe memurları olan davacıların işi yavaşlatma eylemi nedeniyle haklarında açılan tazminat davası sonucu ortaya çıkan zararı ödemek zorunda kalmalarının, varılmak istenilen amaçla orantılı bulunmadığına ve "demokratik bir toplum için gerekli olmadığına" kanaat getirmiş ve kararın verildiği tarihte ayrıca kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının sınırlı olduğu ve içerisinde bulundukları olumsuz koşulların kamuoyuna duyurulması için başka bir seçenekleri olmadığı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, Türkiye'nin de onayladığı 87 no'lu ILO Sözleşmesinin 3. maddesinde de; çalışanların ve işverenlerin örgütlerinin tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları ve kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Mardin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce, "12-13.10.2015 tarihlerinde sendika kararına uyarak görevlerine gitmeyen yöneticiler" ile ilgili 06.11.2015 tarihli Valilik oluru ile başlatılan soruşturma sonucunda, belirtilen tarihte Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ..... Ortaokulu müdürü olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun da içinde yer aldığı kurulun, ''Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi Emek, Barış ve Demokrasi mitingine yapılan saldırı sonucu, sendika üyelerinin de aralarında bulunduğu hayatını kaybeden insanları anmak ve saldırıyı lanetlemek amacıyla'' aldığı karara uyarak 12-13.10.2015 tarihlerinde yapılan iş bırakma eylemine katılarak, görevine gelmediği, bu sebeple yöneticisi olduğu okulun eğitim öğretim faaliyetlerinin durmasına neden olduğu, eğitim ve öğretim hakkı hükümlerine aykırı davrandığı iddiası sübuta erdiğinden, Nusaybin Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 24/08/2016 tarih ve E.9036133sayılı işlemi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendi uyarınca "aylıktan kesme" cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarılan ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının incelenmesinden; devlet memurlarının sendika ve üst kuruluşları kurma ve bunlara üye olma hakkının bulunduğu, sendika tarafından sendikanın kuruluş amaçları doğrultusunda yapılan eylemlere katılmanın da bu hakkın doğal bir uzantısı olduğu anlaşılmakla birlikte, kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşımayan eylemlerin sendikal hak kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi, sendikal hakların kullanımının da sınırsız olmadığı, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlandırılabileceği de açıktır. Öte yandan, kamu görevlisi olan bir kişinin, görev yaptığı kurumun belirlemiş olduğu çalışma usul ve esaslarını ve bu usul ve esasları ihlal eden hangi eylem ve fiillerinin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu değerlendirecek bilgi ve görgüye sahip olduğunun da kabulü gerekir.
Dava dosyasında yer alan soruşturma raporu ve eklerinin birlikte değerlendirilmesinden; kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar doğrultusunda iş bırakma eylemlerine katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının demokratik bir toplumda gerekli olduğundan söz edilemeyeceği tartışmasız ise de; uyuşmazlık konusu olayda davacının göreve gelmeme nedeninin ''Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi Emek, Barış ve Demokrasi mitingine yapılan saldırı sonucu, sendika üyelerinin de aralarında bulunduğu hayatını kaybeden insanları anmak ve saldırıyı lanetlemek" olduğu hususu sabit olup, kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını taşımayan sözkonusu iş bırakma eylemine katılan, dolayısıyla görevleri ve meslekleri ile herhangi bir şekilde ilintisi olmayan, sadece vatandaş olarak demokratik bir toplumda yaşamaları nedeniyle kullanma özgürlükleri bulunan haklarını kullanarak mesai dışında katılabilecekleri bir eyleme mesai gün ve saatlerinde katılmak suretiyle öğrencilerin Anayasa ile güvence altına alınan eğitim-öğretim kamu hizmetinden faydalanma hakkını engelleme sonucunu doğuran fiili nedeniyle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile, Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 15/06/2017 gün ve E:2016/234, K:2017/1296 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan toplam 141,20.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta giderinden ibaret 55,30.-TL istinaf yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990.00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf aşamasında alınmayan 85,70.-TL istinaf başvurma harcının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili merciye müzekkere yazılmasına, yargılama ve istinaf başvuru gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 13/12/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)