(3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. Ek. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, ….. Mahallesi, 1791 parsel sayısında kayıtlı bulunan taşınmazını kapsayan alanda hazırlanan imar uygulamasının onanmasına dair Kartepe Belediye Encümenin 27/08/2015 tarih ve 509 sayılı kararı ile yapılan itirazlar reddedilerek parselasyon haritası ve dağıtım cetvellerinin kesinleştirilerek Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine ilişkin Kartepe Belediye Encümeninin 21/01/2016 tarih ve 34 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; "...parselasyon işleminin 2981 sayılı yasanın Ek-1 maddesinde belirtilen koşulların bulunmamasına rağmen bu madde de dikkate alınarak yapılması nedeniyle dava konusu işlemlerde imar mevzuatı ile şehircilik ilke ve esasları açısından hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren Kocaeli 2. İdare Mahkemesi'nin 14/09/2017 tarih ve E:2016/306, K:2017/1371 sayılı kararının; Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; davalı Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; uygulama işleminde davacı parselleri açısından hukuka aykırılık bulunmadığının bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, başka parsellerdeki tahsise ilişkin iddiaların bakılan davayı etkilemeyeceği, Ek-1 maddesiyle ilgili iddianın davacı parselini ilgilendirmediği, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla, davalı Kartepe Belediye Başkanlığı tarafından; davacı taşınmazında İmar Kanununu 18. Maddesine uygun olmayan herhangi bir işlem yapılmadığı, hisse ayırımına gidilmediği, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir. Davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının maliki olduğu Kocaeli ili Kartepe ilçesi ….. Mahallesinde 1791 parseli de kapsayan alanda yapılan parselasyon işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinde; "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır..." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 2.11.1985 tarih, 18916 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İmar Parsellerinin Oluşturulması ve Dağıtımındaki Esaslar" başlıklı 10. maddesinde; "İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır: a) Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır, b) Plân ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi sağlanır, c) Mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilmemesi halinde, imar parselasyon plânları ve imar durumu belirlenmiş düzenleme alanlarında yapılacak binaların toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm adetleri belirtilen imar adaları veya parselleri, kat mülkiyetine esas olmak üzere hisselendirilebilir." kuralına yer verilmiştir.
2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Hakkında Kanun'un Ek 1. maddesinde; "İmar planı olan yerlerde, 9/5/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesi gereğince arsa ve arazi düzenlemelerinde, binalı veya binasız arsa ve arazilere bu Kanundan önce özel parselasyona dayalı veya hisse karşılığı satın alınan yerler dikkate alınarak müstakil, hisseli parselleri veya üzerinde yapılacak binaların daire miktarları gözönünde bulundurularak kat mülkiyeti esasına göre arsa paylarını sahipleri adlarına resen tescil ettirmeye valilik veya belediyeler yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Kocaeli ili Kartepe ilçesi ……. Mahallesinde 1791 sayılı parselin sahibi olduğu, alana ilişkin hazırlanan imar uygulamasının onanmasına dair Kartepe Belediye Encümenin 27/08/2015 tarih ve 509 sayılı kararı ile yapılan itirazlar reddedilerek parselasyon haritası ve dağıtım cetvellerinin kesinleştirilerek Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine ilişkin Kartepe Belediye Encümeninin 21/01/2016 tarih ve 34 sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemesince mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "davacıya ait 1791 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bina ve bahçesi bulunduğu, düzenleme sınırının tespiti açısından Yönetmeliğe aykırı bir bulguya rastlanılmadığı, davaya konu imar uygulamasında DOP oranı %27,8, KOP oranı ise %0,7 olmak üzere toplam kamusal katılım oranı %28,5 olduğu, yani, yasal sınırın (%40) oldukça altında bir kesinti bulunduğu, düzenleme alanında DOP alınmayan veya fark DOP alınan parseller bulunmadığı, DOP hesabı ve tahsise ilişkin herhangi bir uygulama kusuruna rastlanılmadığı, davacının kendi parselinin tahsisi ile ilgili bir itirazı olmadığı, nitekim tahsis edilen 558 ada 2 parselin davacıya ait 1791 parsel ile aynı yerde olduğunun görüldüğü, dağıtım cetvellerinde yapılan incelemede; hisse çözümlemesine gidildiği, kadastral parsellerde paydaş olan bazı maliklerin birbirlerinden ayrılarak ayrı imar parsellerine tahsislerinin sağlandığı görüldüğü, 2981 sayılı Yasaya 3290 sayılı Yasa ile eklenen Ek Madde 1 metninden de anlaşılacağı üzere; Yasa Koyucu özel parselasyona dayalı arazilerde ve/veya mülkiyet dokusunun hisse satışı ile oluşturulduğu yerlerde 18.madde uygulamasını tamamlayıcı nitelikte hisse çözümünü öngördüğü, buradaki vurgu ise tamamen ıslah imar planının gerektirdiği koşulların oluşması olduğu, bu koşulların oluşması halinde uygulama imar planı üzerinde de hisse çözümlemesinin yapılabileceği vurgulandığı, bununla birlikte Yasa Koyucunun söz konusu Ek -1. maddeyi 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamına almadığı ve 18.madde için bir uygulama biçimi olarak tanımlamadığı, bununla birlikte, Danıştay kararlarında İmar Yasası kapsamındaki arsa düzenlemelerinde tanımlı koşulların bulunması halinde Ek-1 maddenin uygulanabileceği karar altına alındığı, emsal kararlar ışığında; dava konusu düzenleme sahasında Ek-1 koşullarının bulunup bulunmadığı yani uygulamaya giren parsellerin özel parselasyon kaynaklı ve mülkiyet dokusunun hisseli satışlar esaslı olup olmadığı belirleyici olduğu, dava konusu düzeleme sahasının, kentsel alan gelişim sınırı içinde değerlendirilebilecek, kırsal özelliklerini henüz kaybetmemiş bir alan olduğu, kadastral parsellerin tescile esas fiili durumlarını büyük oranda koruduğu, mülkiyet dokusunun ağırlıkla veraset yoluyla şekillendiği, söz konusu alanda özel parselasyon ya da bu özel parselasyona dayalı satışı bulunmadığı gibi böyle bir gereksinim de söz konusu olmadığı, özel parselasyon ya da hisseli satışların bulunmadığı düzenleme sahası için Ek-1 madde koşulları bulunmadığı, sonuç olarak, konut dışı alanlarda imar uygulaması yapılamaz iddiasının anlamlı olmadığı, arsa düzenlemesinin her tür arsa üretimi için İmar Kanununun 18.maddesi kapsamında gerçekleştirilmesi gerektiği, Belediyelerin 5 yıllık imar programı hazırlamamalarındaki ihmallerinden dolayı plan uygulamasının iptal edilmesinin yasanın özüne aykırı olduğu, 5 yıllık programda olmamasının arsa düzenlemesini hukuksuz kılmayacağı, Yönetmeliğe aykırı bir durum oluşmadığı sürece düzenleme sınırının belirlenmesi idarelerin yetki ve sorumluluğu altında olduğu, incelemede yönetmeliğe aykırılık açısından bir açık bir bulguya rastlanmadığı, dolayısıyla düzenleme sınırının belirlenmesi konusunda teknik açıdan bir mevzuat ihlalinden söz edilemeyeceği, parselasyonun imar planına uygun olduğu, düzenleme ortaklık payı (DOP) hesabında ölçütlerin aşılmadığı ve hesabın mevzuata uygun olduğu, davacıya yapılan tahsisin aynı yerden olduğu, davalı idare encümen kararında 2981/3290-Ek.1 maddeye atıf yapılmadığı halde hisse çözümlemesine gidildiği, kadastral parsellerde paydaş olan bazı maliklerin birbirlerinden ayrılarak ayrı imar parsellerine tahsislerinin sağlandığı, Yasada belirtilen koşulları bulunmadığı halde 2981 sayılı Yasanın Ek-1.maddesinin kullanılması imar mevzuatı açısından uygun olmadığı" görüşüne yer verilmiş, Mahkemece bu görüş doğrultusunda parselasyon işleminin 2981 sayılı yasanın Ek-1 maddesinde belirtilen koşulların bulunmamasına rağmen bu madde de dikkate alınarak yapılması nedeniyle dava konusu işlemlerde imar mevzuatı ile şehircilik ilke ve esasları açısından hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu parselasyon işleminin iptaline karar verildiği görülmüştür.
Dava konusu işlemde 2981 sayılı Yasanın EK-1 maddesinin de uygulandığı belirtilmiş ise de, davacının sadece kendi parseline yönelik dava açtığı, parselinin imar uygulamasına bağımsız girip (müstakil iken) hisseli hale dönüştüğü, dolayısıyla anılan maddenin aksine bazı bağımsız parsellerinin hisseli hale getirilmesi nedeniyle davacı açısından söz konusu maddenin uygulanmadığı görülmekte olup, diğer parsellerdeki 2981 sayılı Yasanın Ek-1 maddesiyle ilgili tespiti yapılan hukuka aykırılıkların davacının parselini etkilemediği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık parselasyon ilkeleri yönünden incelendiğinde;
Dava konusu parselasyon işleminin dayanağı imar planında 2000m2'den küçük imar parseli oluşturulamayacağı kuralı konulduğundan davacıya bağımsız parsel verme imkanı olmadığı, alanın sanayi alanı olması nedeniyle parsellerin yüzölçümünün büyük tutulmasının plan ve parselasyon ilkelerine uygun olduğu, söz konusu parselin kadastral altlığından yer verilmesi nedeniyle işlemin dağıtım ilkelerine uygun olduğu, planlamaya uygun parselasyon yapıldığı, DOP ve KOP oranlarının mevzuata uygun olarak belirlendiği görülmüştür.
Bu durumda, mevzuata uygun olarak belirlenen düzenleme alanında yapılan parselasyon işleminde dağıtım ve diğer ilkelere uygun davranıldığı ve davacı parseli yönünden planlama ve şehircilik ilkeleri ile mevzuata ve parselasyon ilkelerine uygun olarak uygulama yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, Kocaeli 2. İdare Mahkemesi'nin 14/09/2017 tarih ve E:2016/306, K:2017/1371 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine,aşağıda dökümü yapılan 351,55-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından istinaf aşamasında karşılanan aşağıda dökümü yapılan 211,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan idareye verilmesine, yine istinaf aşamasında diğer davalı Kartepe Belediye Başkanlığı tarafından karşılanan aşağıda dökümü gösteren 238,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen idareye verilmesine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, Hazine tarafından karşılanan 1.106,30-TL(900,00-TL keşif ve bilirkişi gideri+206,30-TL keşif harcı) keşif ve bilirkişi giderinin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,ilk derece mahkemesi kararı üzerine keşif ve bilirkişi gideri karşılığı olarak Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yatırılan 553,15 TL'nin (tamamlama harcı şeklinde tahsil edilen) talebi halinde adı geçen idareye ödenmesine, posta gideri avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince taraflara iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 27/06/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)