İSTEMİN ÖZETİ: Kanuni temsilcisi olduğu şirketin kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen 2015 yılına ait vergi borçlarının, şirket malvarlığından tahsil edilememesi üzerine 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. ve 213 sayılı Yasanın 10. maddeleri uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen (20.9.2016 tarih ve 2016092066506000005 sayılı) ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın; 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmü Kararnameyle, 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan asıl borçlu şirkete (... Özel Eğitim Yay. San. ve Tic. A.Ş.) ait olan taşınır ve taşınmazlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakların, Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmesi sonucunda Devlet malı niteliği kazanması nedeniyle 6183 sayılı Kanun'un 70. maddesi gereği haczinin mümkün bulunmadığı, şirkete ait herhangi bir mal varlığı bulunmaması nedeniyle şirketten aranılan amme alacakları hakkında 213 sayılı Kanun'un 10. ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca amme borcunun tahsili amacıyla asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddine karar veren İzmir 1. Vergi Mahkemesi'nin 13/07/2017 tarih ve E:2016/1648, K:2017/783 sayılı kararının, yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nun 3. maddesinde, "amme borçlusu veya borçlu"; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahıslar ve bunların kanuni temsilci veya mirasçıları ve vergi mükellefleri, vergi sorumlusu, kefil ve yabancı şahıs ve kurumların temsilcileri, "tahsil edilemeyen amme alacağı"; amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını, "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" ise, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacakları olarak tanımlandıktan sonra; "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" nu düzenleyen mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, tüzel kişilerin mükellef ve vergi sorumlusu olmaları halinde, tüzel kişilerin fiil ehliyetinin ancak gerçek kişiler eliyle kullanılmasının mümkün olması nedeniyle, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmesi gerektiği açıktır. Bu sebeple, tüzel kişilere düşen ödevlerin yerine getirilmesinden veya bu ödevlerin yerine getirilmemesinden doğan zarar ya da borçlardan, görevli bulunulan süre ile sınırlı olmak üzere kanuni temsilciler de sorumludur. Ancak, zarar ya da borçların kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından tahsili yoluna gidilebilmesi için, öncelikle tüzel kişilerin mal varlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya tüzel kişiliğin haczedilen mal varlığına biçilen değerin veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusu tüzel kişilikten aranılan alacağın iflas masasından kısmen ya da tamamen tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekir. Bu durumda da öncelikle, tüzel kişiliğin mal varlığının haczedilmesine veya hakkında verilmiş bir iflas kararına dayanılarak kurulan iflas masasından alacağın tahsili yoluna gidilmesine karşın alacağın kısmen ya da tamamen şirket mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin saptanması gerekmektedir.
Ancak, 23.7.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 1/ (b) fıkrasında, (aralarında asıl borçlu şirketin de bulunduğu) ekli (II) sayılı listede yer alan özel eğitim kurum ve kuruluşlarının kapatıldığı hükme bağlandıktan sonra, 2. fıkrasında, kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı, bunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği hükme bağlanmış, 17.8.2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin 1. fıkrasında, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının(devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hükme bağlandıktan sonra 2. fıkrasında, bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerlerin emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izleneceği, nazım hesaplarda izlenen varlıklardan elden çıkarılanların tutarının emanet hesaplarına alınacağı, ödenmesine karar verilen borçların bu emanetlerden ödenerek kalan tutarın bütçeye gelir kaydedileceği, 3. fıkrasında ise, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkin edileceği, bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıklarının da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılacağı kuralına yer verilmiş, (6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesi ile değişik) 5. fıkrasında da, borçların ödenmesinde, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralamanın esas alınacağı hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 23.7.2014 tarihli genel kurul kararı ile ... Özel Eğitim Yay. San. ve Tic. A.Ş. Yönetim kurulu başkanlığına üç yıl süre atandığı, bu kararın 20.8.2014 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, 23.11.2015 tarihli genel kurul kararı ile temsil yetkisinin sona erdiği bu hususun da 2.12.2015 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, 2015 yılı Kasım dönemine ait muhtasar beyannamesi üzerinden tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisinin vadesinde ödenmemesi üzerine tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği, ancak asıl borçlu şirketin 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında 23.7.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince kapatılarak, ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayıldığı ve bunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edildiği, 17.8.2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ticaret sicili ile mükellefiyet kayıtlarının silindiği, 667, 668 ve 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelere istinaden Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 2016/3 Seri Nolu Uygulama İç Genelgesi uyarınca, kapatılan asıl borçlu şirkete ait tüm taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın ve taşınmazların Hazineye devri sonucunda "Devlet malı" niteliğinde bulunması nedeniyle kamu alacağının asıl borçlu şirket mal varlığından tahsili olanağı bulunmadığı gerekçesiyle 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. ve 213 sayılı Yasanın 10. maddeleri uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla tahsili amacıyla davacı adına (20.9.2016 tarih ve 2016092066506000005 sayılı) ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Dava konusu ödeme emrinin dayanağı Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 8.9.2016 tarih ve 2016/3 Seri Nolu Uygulama İç Genelgesinde, kapatılan asıl borçlu şirkete ait tüm taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın ve taşınmazların Hazineye devri sonucunda "Devlet malı" niteliğinde bulunması nedeniyle kamu alacağının asıl borçlu şirket mal varlığından tahsili olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılarak amme alacağının 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. ve 213 sayılı Yasanın 10. maddeleri uyarınca tahsili öngörülmekle birlikte; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin 5. fıkrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ticari faaliyeti ile mükellefiyeti kapatılarak ticaret sicilinden kaydı silinen ve her türlü mal varlığı ile alacak ve hakları, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilen tüzel kişilerin vergi borçlarının ödenmesi öngörüldüğünden, 6183 sayılı Yasa kapsamında tahsil edilecek kamu alacaklarının tahsiline ilişkin usul ve esasların uygulanmasında anılan düzenlemede yer alan hükümlerin de dikkate alınması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Bu itibarla, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 11.10.2017 tarihli ara kararı üzerine davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği 20.09.2016 tarihinden önce 22.8.2016 tarihinde asıl borçlu şirkete ait banka hesabından e- haciz yoluyla tahsil edilen (32.194.70.-TL'nın) 3.5.2017 tarihinde şirket borçlarından mahsup edildiğinin bildirilmesi karşısında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 1/(a) fıkrasında uyarınca kapatılarak, her türlü mal varlığı, alacakları, hakları ile belge ve evrakı bedelsiz olarak Hazineye devredilen ve ticaret sicil kaydı silinerek mükellefiyet kaydı kapatılan asıl borçlu şirketin vergi borçlarının; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin (6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesi ile değişik) 5. fıkrası uyarınca şirket mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine kanuni temsilcinin şahsi mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi gerekirken tüm bu yollara başvurulmaksızın ve şirket malvarlığından tahsili olanağı bulunmadığı hususu kesinleşmeden davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar veren vergi mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 1. Vergi Mahkemesi'nin 13/07/2017 gün ve E:2016/1648, K:2017/783 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 265,30 TL yargılama gideri ile 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacıdan sehven peşin alınan 84,50 TL istinaf başvurma harcının davacıya iadesine, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz 30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)