(2577 S. K. m. 2, 45) (6102 S. K. m. 5, 780, 823) (2576 S. K. m. 5) (667 S. KHK. m. 2) (670 S. KHK. m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi'nin 05/05/2017 gün ve E:2017/1171, K:2017/896 Sayılı kararının; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından, 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan .... Özel Eğitim İşletmeleri adı ile bilinen ticari şirkete ait Diyarbakır Özel .... Anadolu Lisesine 2016-2017 eğitim öğretim yılı için öğrenci olarak kaydettiği çocuğuna ilişkin eğitim hizmeti bedeli olarak verdiği ve henüz tahsil edilmeyen 20/05/2017 tarihli 7.500,00-TL meblağlı 2025510 numaralı çekin iadesi istemiyle yapılan 27/01/2017 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin ilişkin işlemin iptali ile anılan ticari işletmeye ait okulun kapanması nedeniyle eğitim hizmeti alınamamasına rağmen eğitim ücreti olarak verilen çeklerden 20/01/2017 tarihli 7.000,00-TL meblağlı 2025509 numaralı çekin vadesinin gelmiş olması nedeniyle ödenmesi nedeniyle oluşan zararın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacının eğitim hizmet bedeline ilişkin ödemeyi kambiyo senedi niteliğinde olan ''çek'' ile yaptığı, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780-823. maddelerinin çekin yasal düzenlemelerini oluşturduğu, anılan Kanun'un 4/1-a bendi uyarınca ödemenin bu kanunda düzenlenmiş olan çek ile yapılmış olması dava konusu işleme ticari iş niteliği kazandırdığı bu nedenle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde yer alan hüküm uyarınca, görüm ve çözümünün adli yargı merciinin (Asliye Ticaret Mahkemesinin) görevine girdiği, davanın esasının incelenemeyeceği ileri sürülmüş ve davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
2576 Sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un “İdare Mahkemelerinin Görevleri” başlıklı değişik 5.maddesinde;
“İdare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki:
a-) İptal davalarını,
b-) Tam yargı davalarını,
c-) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardan hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları,
d-) Diğer kanunlarla verilen işleri,
Çözümler.
2. Özel Kanunlarda Danıştayın görevli olduğu belirtilen ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile idare mahkemelerinin görevli kılınmış bulunduğu davaları çözümler.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinin 1.fıkrasında idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.
İdare hukukunun uygulanmasında doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanını oluşturmaktadır. İdare hukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir.
İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir. Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetkisine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev alanına girer. Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklanmaktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır. Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haberleşme gibi. Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin niteliğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir.
Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler ile bu işlemler nedeniyle uğranılan zararlar bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi ile tesis edilen işlemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı mercilerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan .... Özel Eğitim İşletmelerine ait Diyarbakır Özel .... Anadolu Lisesine 2016-2017 eğitim öğretim dönemi için çocuğunu kaydettiği ve kayıt sırasında eğitim hizmet bedeli olarak iki adet çek verdiği, söz konusu okulun kayıt tarihinden sonra KHK ile kapatılması nedeniyle anılan eğitim kurumundan eğitim hizmeti alınamadığı, buna rağmen anılan eğitim kurumunun kapatılması üzerine tüm alacaklarının geçtiği Hazine tarafından söz konusu çeklerin tahsili yoluna gidildiği ve bu kapsamda 20/01/2017 tarihli 7.000,00-TL meblağlı 2025509 numaralı çekin vadesinin gelmiş olması nedeniyle davacı tarafından ödendiği, 27/01/2017 tarihli dilekçeyle el konulan kurumlara ilişkin alacakların tahsilini takip eden Diyarbakır Defterdarlığına yapılan başvuru ile 20.01.2017 tarihinde ödediği 7.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemi yanında henüz vadesinin gelmemesi nedeniyle tahsil edilmeyen 20/05/2017 tarihli 7.500,00-TL meblağlı 2025510 numaralı çekin de iadesinin istenildiği, idarece yanıt verilmemek suretiyle başvurunun zımnen reddi üzerine bu işlemin iptali ile verilmeyen eğitim hizmet bedeli için ödenen tutar nedeniyle uğranılan 7.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte idarece karşılanması istemiyle istinafa konu bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
23/07/2016 günlü, 29779 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2/1-b maddesiyle bazı eğitim öğretim kurumlarının kapatıldığı, aynı maddenin 2.fıkrasında; "Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir." hükmüne, 17/08/2016 günlü, 29804 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 670 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5/1.maddesinde ise; " 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan KHK'ler ile getirilen düzenlemeler incelendiğinde, bazı eğitim öğretim kurumlarının kapatılarak Hazineye devredildiği ve kapatılan kurumlarla ilgili tüm iş ve işlemlerin yapılması hususunda Maliye Bakanlığı'nın geniş yetkilerle donatıldığı, bu yetkilerin kamu hukukuna dayalı üstün ve ayrıcalıklı yetkiler olduğu ve kapatılan kurumlarla ilgili alacakların tahsiline yönelik olarak, tahsil etme, tahsilden vazgeçme, devir kapsamında olmayanların iadesine karar verme, kapatılan kurum tarafından taahhüt edilen ancak verilmeyen hizmetlerle ilgili ödeme yapma veya ödemeden vazgeçme vb. yetkilerin verildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacı tarafından, özel öğretim kurumuna eğitim bedeli karşılığı verildiği görülen çekin konusu borcun, anılan kuruma Devlet tarafından el konularak Hazineye devredilmesi nedeniyle kamu alacağına dönüştüğü ve söz konusu kamu alacağının tahsil yada terkini konusunda idarenin KHK hükümleri ile geniş yetkilerle donatıldığı görüldüğünden, söz konusu eğitim ücretine ilişkin çeklerden birisine ilişkin kamu alacağının tahsili nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve henüz vadesi gelmeyen kamu alacağına ilişkin çekin iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın, çeklere ilişkin mevzuattan kaynaklanmadığı gibi Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde çözümlenmeyip; KHK hükümleri doğrultusunda ve hizmet kusuru ilkeleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğinden, idarenin kamu gücü kullanarak tesis ettiği tek yanlı, kesin ve yürütülebilir nitelikteki işlem nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin bulunan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargının görevine girdiği sonucuna ulaşılması nedeniyle, işlemin uygulanması üzerine yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine süresi içinde açıldığı görülen davaya ilişkin dosyanın tekemmül ettirilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın adli yargı yerinin görevine girdiği gerekçesiyle görev yönünden reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüyle Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/05/2017 günlü, E:2017/1171, K:2017/896 Sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 Sayılı Kanun'un 45/5. maddesi uyarınca dosyanın tekemmül ettirilerek işin esası hakkında bir karar verilmek üzere Diyarbakır 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)