(6100 S. K. m. 371) (3194 S. K. m. 18)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.07.2013 tarih ve 1570 sayılı kararı ile tasdik edilen Yenibosna Basın Aksı 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan notlarının Genel Hükümler 4. ve 5. maddesi ile Uygulama Hükümleri 1. ve 3.1. maddeleri ve yeşil alanlar, dere yatağı, olimpiyat yolu ve tüm donatı alanlarının DOP ve KOP ile T1 alanından sağlanarak bu alanda kamuya ayrılan alanların %40 oranını aştığına ilişkin olarak 09.10.2013 tarihinde yapılan itirazın davalı idarece cevap verilmeyerek zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada, "...dava konusu alanda imar uygulaması yapılmadığı, alanda herhangi bir imar uygulaması işlemi yapılmadan imar uygulaması doğrultusunda uygulamaya giren tüm parsel sahiplerinden eşit oranda kesinti yapılıp yapılmadığına, oranın %40'ı aşıp aşmadığına yönelik bir değerlendirme yapmaya olanak bulunmadığı belirtildiğinden davacının nazım imar planında kamuya ayrılan alanların %40 oranını aştığı iddiasına itibar etme olanağı bulunmamaktadır. Plan notlarının, Genel Hükümler başlıklı 4. maddesinde yer alan sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının kamu eline geçmeden uygulama yapılmayacağının belirtilmesine rağmen "Ancak...İstanbul Büyükşehir Belediyesince onaylanacak avan projesine göre uygulama yapılabilir." hükmüne yer verilmesi, 5. maddesinde, ölçek nedeniyle gösterilmeyen sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının uygulama imar planında gösterilmesi hükmü, Uygulama Hükümleri başlıklı 1. maddesinin "Planda gösterilen 18. madde uygulamaları sınırının uygulama imar planı aşamasında netleşeceği ve uygulamanın etaplar halinde yapılacağı hükmüne ilişkin iddialara gelince; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, söz konusu itirazların İmar Kanununun 18. maddesi kapsamında yapılacak imar uygulamasına ve buna bağlı olarak alanda öngörülen sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin olduğunun belirtildiği, dolayısıyla söz konusu iddiaların plana ilişkin olmayıp uygulamaya ilişkin olduğu, ayrıca uygulamaya ilişkin unsurların imar uygulaması aşamasında düzenlenmesinin asıl olması gerektiği açık olduğundan söz konusu plan notunda hukuka aykırılık görülmemiştir. Plan notlarının "Uygulama Hükümleri" başlıklı 3.1 maddesi ve devamında 10000 m2 ve üzeri büyüklükteki parsellerde yapılaşma alanının tamamının turizm tesis alanına ayrılması durumunda KAKS:2.30 olacağı, İSKİ kurum görüşü alınmak kaydıyla 1. bodrum katın iskan edilebileceği hükmüne yönelik itiraza gelince; Bilirkişi raporunda söz konusu itirazın; .... notasyonu ile gösterilen ticaret ve hizmet alanı kullanımına yönelik olduğu, planda ticaret ve hizmet alanı kullanımı ile karma-kullanımlı bir gelişmenin öngörüldüğü, alanda karma-kullanımlı bir gelişmenin mekana canlılık katacağı ve sürdürülebilirlik sağlayacağı, plan hükümlerinde arazi kullanımlarına yönelik geliştirilen ayrımın alanda turizm tesis alanı gelişimini teşvik etmeye yönelik olduğu belirtilmiş akabinde karma kullanım öngörülmesinin plan kademelenmesi açısından çeşitli sıkıntılar doğuracağı ifade edilmiştir. Davacının bu konudaki itirazının karma kullanım alanlarına yönelik değil parselin tamamının turizm tesis alanına alınması halindeki düzenlemeye ilişkin olduğu görülmektedir. İmar planlarında, farklı fonksiyonlara farklı yapılaşma öngörülmesi doğaldır. Nitekim konut alanı, turizm alanı ve ticaret alanlarına tek tip yapılaşma yoğunluğunun öngörülmesi halinde özellikle turizm ve ticaret alanları için öngörülen hedeflere ulaşılması mümkün değildir. Nitekim fayda-maliyet analizi yapılması durumunda, ticaret ve turizm alanlarına konut alanlarına nazaran daha yüksek bir yoğunluk öngörülmesi kaçınılmazdır. İstanbul İli, ülkemizin turizme katkı yönünden bayrak şehirlerinden biri olduğu tartışmasızdır. Nitekim İstanbul yalnızca gezi ve tarihi turizm açısından değil, ticari turizm açısından da son derece önem arz etmektedir. Uluslararası fuarlar ve kongreler, ülkeler arası çalışmalar ve toplantıların İstanbul İlinde sıklıkla yapıldığı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, turizmin ülkemiz açısından önemi, İstanbul'un da ülke turizmi açısından ehemmiyeti dikkate alındığında, turizmi teşvik edici düzenlemeler yapılması kamu idarelerinin asli görevleri arasında olmalıdır. Bu doğrultuda, turizmi teşvik edici şekilde, dava konusu planda bu alanlar için farklı bir yapılaşma yoğunluğu öngörülmesinin, planda belirtilen diğer fonksiyonlar açısından eşitlik ilkesine aykırı olduğundan söz etme olanağı bulunmadığından ve bu durumun kamu yararına uygun olduğu şehircilik ilke ve planlama esaslarına aykırılık oluşturmadığı” gerekçesiyle davanın reddine yönelik İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 30/05/2017 tarih ve E:2014/1031, K:2017/1179 sayılı kararının; bilirkişi raporlarına itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiği, kamuya terk yapılmadan ve 1/1000 ölçekli plan kesinleşmeden yapılaşmaya olanak sağlandığı, 1/1000 ölçekli planda taşınmaz yerlerinin ve niteliklerinin değiştirilmesine yönelik uygulama yapılmasına zemin hazırlanarak hak kayıplarına ve ihtilafların çoğalmasına neden olunduğu, turizm tesis alanları için emsal artışı sağlanmasının eşitlik ilkesine uygun olmadığı, tüm donatı alanlarının T1 alanında toplandığı, düzenleme ortaklık payının yasal sınırın üzerine çıkacağı, hak kayıplarına ve mağduriyete neden olacağı, farklı etaplar arasındaki adaletsizlik gerçekleşeceği, dava konusu planın yetersiz olduğu ve riskler içerdiği iddialarıyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu işlemin yasal ve yerinde olduğu, istinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Davacı şirket tarafından, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.07.2013 tarih ve 1570 sayılı kararı ile tasdik edilen Yenibosna Basın Aksı 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan notlarının Genel Hükümler 4. ve 5. maddesi ile Uygulama Hükümleri 1. ve 3.1. maddeleri ve yeşil alanlar, dere yatağı, olimpiyat yolu ve tüm donatı alanlarının DOP ve KOP ile T1 alanından sağlanarak bu alanda kamuya ayrılan alanların %40 oranını aştığına ilişkin olarak 09.10.2013 tarihinde yapılan itirazın davalı idarece cevap verilmeyerek zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Davanın, Nazım İmar Planı Plan Notlarının Genel Hükümler 4. ve 5. maddesi ile Uygulama Hükümleri 1. maddesi ve yeşil alanlar, dere yatağı, olimpiyat yolu ve tüm donatı alanlarının DOP ve KOP ile ….alanından sağlanarak bu alanda kamuya ayrılan alanların %40 oranını aştığına ilişkin itirazlarının reddine yönelik kısmı açısından;
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri Dairemizce de uygun bulunan İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 30/05/2017 tarih ve E:2014/1031, K:2017/1179 sayılı kararının, belirtilen hususlar bakımından kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, kararın bu kısma yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Uyuşmazlığın Nazım İmar Planı Plan Notlarının Uygulama Hükümleri 3.1. maddesine yönelik kısmına gelince;
Plan Notlarının Uygulama Hükümleri 3. maddesinde; "Ticaret ve Hizmet Alanlarında yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir.1-Planda … sembolü ile gösterilen Ticaret ve Hizmet Alanlarında; 2000-5000 m² büyüklüğündeki parsellerde KAKS:1,50'dir. 5001-10000 m² büyüklüğündeki parsellerde KAKS: 1,60'dır.10001-20000m² büyüklüğündeki parsellerde KAKS:1,70'dir. 20000 m² ve üzeri büyüklüğündeki parsellerde KAKS:1,80'dir. 2000-10000m² büyüklüğündeki parsellerde yapılaşma alanının tamamının 'turizm tesis alanı' fonksiyonuna ayrılması durumunda KAKS:2,30 olup, İSKİ kurum görüşü alınmak kaydıyla 1. Bodrum kat iskan edilebilir ve emsal haricidir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahkemesince mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda özetle; "...Plan hükümlerinde yapı yoğunlukları kademeli olarak belirlenmiştir. Söz konusu kademelenme parsel büyüklükleri ile orantılı olarak değişmektedir. Alansal büyüklüğü az olan parsellerde yapı yoğunlukları az, alansal büyüklüğü çok olan parsellerde yapı yoğunlukları çok olmaktadır. Böylece yapı yoğunlukları 1.60'dan 1'80'e çıkmaktadır. Söz konusu düzenlemenin alanda büyük parsellerin gelişmesi için geliştirildiği anlaşılmaktadır. Yoğunlukların en alt ve en üst değerlerde kullanılması alanda farklı sosyal ve teknik altyapı gereksinimleri doğurabilecektir. Üstelik karma-kullanımlı yapı içinde konut kullanım oranı belirlenmediğinden söz konusu gereksinimlerin ne kadar olacağının belirlenmesi de olanaklı değildir. Ticaret ve hizmet alanlarında kademeli olarak 1.60 ile 1.80 değerleri arasında öngörülen yapı yoğunlukları, karma-kullanım içinde turizm tesis alanı kullanımı geliştirilmesi durumunda 2.00 ve 2.50'ye ulaşılmaktadır. Plan hükümlerinde arazi kullanımlarına yönelik geliştirilen ayrımın alanda turizm tesis alanı gelişimini teşvik etmeye yönelik olduğu görülmektedir. Ancak bu durum, bir yandan alanda diğer kullanımlar yönünden eşitsiz bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Diğer yandan, yine ticaret ve hizmet alanlarındaki arazi kullanım dağılımının belirsizliği yapılaşmanın gelişmesi yönünden sorunlar oluşturmaktadır. Karma kullanımlı yapı içinde turizm tesis alanı kullanım oranı belirlenmediğinden, plan hükümlerindeki teşvik edici yaklaşım, alanın ağırlıklı olarak turizm tesis alanı ile gelişmesini sağlayabilecektir." tespitlerine yer verilmiştir.
Mekansal alanlarda belirlenen nüfus ve yapı yoğunluğu miktarı, planlama alanı için ayrılması gereken sosyal ve teknik altyapı alanı miktarının hesaplanması için önemli bir planlama verisidir. Dolayısıyla, plan kararları ile yapı ve nüfus yoğunluğuna yönelik olarak belirsiz hükümler getirilmesi halinde, aynı planlama alanı için yanlış ve yetersiz miktarda sosyal ve teknik alt yapı alanı ayrılması kaçınılmaz olacaktır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen bilirkişi raporu ve dava dosyasındaki bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, kademeli emsal artışının uygulanması halinde, aynı yapı adasında yer alan, belirli bir düzen ve denklik içerisinde bulunması gereken imar parsellerinde, bir biri ile mukayese edilemeyecek çok farklı yükseklik ve hacme sahip yapı kütlelerinin ortaya çıkacağı, bu durumun diğer parseller yönünden eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğacağı, ayrıca turizm tesis alanı için getirilen emsal artışının karma kullanımlı yapı içerisinde turizm tesis alanı kullanım oranında belirsizliklere sebebiyet verileceği anlaşıldığından, dava konusu edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan notlarının Uygulama Hükümleri 3.1. maddesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, netice itibariyle davanın sonucunun değişmesi (kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlanması) nedeniyle Dairemizce yargılama giderlerinin yeniden tanzimi uygun görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kısmen kabulü ile, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 30/05/2017 tarih ve E:2014/1031, K:2017/1179 sayılı kararının 1/5000 ölçekli nazım imar planının plan notlarının Uygulama Hükümleri 3.1. maddesine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, bu kısım yönünden dava konusu nazım imar planının iptaline; nazım imar planın plan notlarının Genel Hükümler 4. Ve 5. Maddesi ile Uygulama Hükümleri 1. Maddesi ve yeşil alanlar, dere yatağı, olimpiyat yolu ve tüm donatı alanlarının DOP ve KOP ile T1 alanında sağlanarak bu alanda kamuya ayrılan alanların %40 oranını aştığına ilişkin itirazların reddine yönelik kısmı yönünde ise istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 3.240,70-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranı dikkate alınarak takdiren 648,14-TL'lik kısmı ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davanın reddedilen kısmı yönünden aynı Tarife hükümlerine göre duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00 TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine istinaf aşamasında yersiz alınan 31,40-TL karar harcının istemi halinde davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 04.06.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)