(2577 S. K. m. 13, 15)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 10/05/2016 günü, çalıştığı işyerinin ..... kavşağında bölücü terör örgütü mensupları tarafından polis aracına yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırıda yaralandığından bahisle, olayın önlenememesi sebebiyle davalı idarenin sorumlu olduğu iddia edilerek, uğranıldığı ileri sürülen fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla işgücü kaybından dolayı şimdilik 2.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Diyarbakır Valiliği yönünden; davacının meydana gelen patlamada yaralanması nedeniyle başvurusunda sadece iş göremediği günler için maddi zararının karşılanmasını istemediği bunun yanında sürekli iş gücü kaybı/efor kaybından kaynaklı maddi zararlarının da karşılanmasını istediği anlaşıldığından ve bu kapsamda davalı idarece davacıya sürekli iş gücü kaybından kaynaklı zararının olup olmadığı da etraflıca araştırılıp varsa buna göre mevzuat hükümleri çerçevesinde hesaplanıp ödenmesi gerekirken tek kalem üzerinden (davacının yalnız işgöremezlik raporu aldığı günler için) hesaplanan miktarda gerekli prosedürün izlenmemesi sebebiyle yasal, hukuki isabet bulunmadığı, hal böyle olunca, yukarıda belirtildiği şekilde davacının uğradığını ileri sürdüğü zararlarının (varsa sürekli iş gücü kaybından kaynaklı maddi zararı da dahil) davalı idarece yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde 5233 sayılı Kanunda öngörülen usul ve esaslar göz önünde bulundurularak komisyon tarafından tespit edileceğinden, bu aşamada davacının maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesinin olanaklı görülmediği, keza, yukarıdaki aynı gerekçe ve zarar tespit komisyonunca davacının uğradığını ileri sürdüğü maddi zararlarının yapılacak araştırma neticesinde ne gibi gerçek zararları doğduğu ve 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanabilecek/karşılanacak nitelikte olduğunun saptanması da manevi zararın belirlenmesini etkileyecek olması karşısında ayrıca manevi tazminat istemi hakkında da bu aşamada karar verilmesinin olanaklı görülmediği, İçişleri Bakanlığı yönünden; olayda, Diyarbakır Valiliği'ne yapılan başvurunun zarar tespit komisyonunca 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek 1.302,62 TL tazminat ödenmesine karar verilmesi ancak davacı tarafından kabul edilmemesi üzerine Diyarbakır Valiliği ve İçişleri Bakanlığı hasım gösterilmek suretiyle dava açılmışsa da açılan davanın İçişleri Bakanlığı'na yönelik kısmının, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde idarenin hukuki sorumluluk tür ve düzeyine (hizmet kusuru-kusursuz sorumluluk) ilişkin olduğuna ve dava bu sebep ve saiklerle ikame edildiğine göre; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin bulunduğu anlaşıldığından, bu idare yönünden idari merci tecavüzü bulunması nedeniyle dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-e maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığı'na tevdiine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Diyarbakır Valiliği yönünden tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İçişleri Bakanlığı yönünden manevi tazminat istemi hakkında 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca dava dilekçesinin İçişleri Bakanlığı'na tevdiine dair Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 31/05/2017 gün ve E:2016/1968, K:2017/1089 sayılı kararının; davacı tarafından; sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağandışı zararların topluma pay edilerek giderilmesinin amaçlandığı, idare mahkemesince tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilirken, maddi tazminattan hiç söz edilmeyip, İçişleri Bakanlığı yönünden merciine tevdi kararı verildiği, Diyarbakır Valiliğine yapılan başvurunun İçişleri Bakanlığına yapılmış bir başvuru niteliği taşıdığı; davalı Diyarbakır Valiliği tarafından; davacının başvurusunun 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiği ve davacıya yaralanmadan kaynaklı olarak hastanede yattığı gün sayısı olan 20 gün üzerinden tazminat ödenmesinin teklif edildiği, manevi tazminat talebinin ise 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme olanağı olmadığı, hastaneden alınan raporda yaralanmadan kaynaklı olarak davacıda sakatlık oluştuğuna veya şahsın sürekli işgücü kaybına uğradığına dair herhangi bir ifade bulunmadığı ileri sürülerek, aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DİYARBAKIR VALİLİĞİNİN
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/05/2017 gün ve E:2016/1968, K:2017/1089 sayılı karar hukuka uygun bulunduğundan, tarafların istinaf başvurularının reddine, aşağıda dökümü yapılan tarafların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgisine göre taraflara iadesine, 13/12/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)