(3194 S. K. m. 5, 6, 8) (3621 S. K. m. 6)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, mülkiyeti davalı belediyeye ait 2 pafta 3 parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin kabulüne ilişkin 10.05.2016 tarih ve 48 sayılı meclis kararının iptali istemiyle açılan davada, "...dava konusu plan tadilatından önce geçerli olan 1/1.000 ve 1/5.000 ölçekli plan değişikliklerinin kabulüne ilişkin işlemin iptali istemiyle Mahkememizin E:2014/976, K:2015/1364 sayılı dosyası kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunda, "Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği’ndeki temel yaklaşım, kıyıların ve sahil şeridinin kullanımının kamuya açık bir şekilde geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle “sahil şeridinin ilk bölümü”nün tümüyle kamuya açık kullanımlardan oluşması, “sahil şeridinin ikinci bölümü”nde ise günübirlik kullanımlara yer verilmesi gerekmektedir. Dava konusu plan değişikliği ile “sahil şeridinin ilk bölümü”nde otopark ve günübirlik tesis alanı kullanımları öngörülmüştür. Söz konusu kullanımların sahil şeridinin ilk bölümünde değil ikinci bölümünde tasarlanması gerekmektedir. Bundan dolayı, dava konusu plan değişikliğinde öngörülen kullanımlar yönünden Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği hükümlerine uygun değildir." yönünde tespitlerde bulunulduğu, iş bu dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarına eklenen haritaların incelenmesinden, plan değişikliği sonrasında düzenlenen "araç bekleme alanı"nın daha önce geçerli olan 1/1000 ölçekli planda öngörülen otopark alanı ile örtüştüğü ve sahil şeridinin ilk bölümü içerisinde kaldığı, bu kullanımın ise Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği hükümlerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu plan değişikliğinin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yarına uygun olduğu görüşüne yer verilmişse de; dava konusu plan değişikliğinde "araç bekleme alanı"nın sahil şeridinin ilk bölümü içerisinde kaldığından dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Bursa 3. İdare Mahkemesi'nin 03/11/2017 tarih ve E:2016/868, K:2017/1805 sayılı kararının; davalı tarafından; dava konusu taşınmazın bulunduğu parselin mülkiyetinin belediyelerine ait olduğu, davaya konu plan değişikliğine esas meclik kararında feribot iskelesine verilen geçiş hakkı mahkemece iptal edildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak karar alındığı, dayanak alınan mahkeme kararının Danıştay’ca bozulduğu iddialarıyla, davalı yanında müdahil tarafından ise; davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporlarında plan değişikliğinin planlama esasları ve şehircilik ilkelerine uygun olduğunun ortaya konulduğu, bilirkişi kararına karşın dava konusu işlemin iptaline karar verildiği iddialarıyla kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMA ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, mülkiyeti davalı belediyeye ait 2 pafta 3 parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin kabulüne ilişkin 10.05.2016 tarih ve 48 sayılı meclis kararının iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5.maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış, anılan Kanunun 6.maddesinde; planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış, 8.maddesinde ise planlar, bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak kademelendirilmiş ve alt ölçekli planların, üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir. 8. maddesinin b bendinde de; imar planlarının, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların, onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları, belediye meclisinin onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağı belirtildikten sonra 3. fıkrasında, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de yukarıdaki usullere tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 6.maddesinde "Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez. Kıyıda, uygulama imar planı kararı ile;
a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları,
b) Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler, ... yapılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, 1/5000 ölçekli nazım imar planının kabulüne ilişkin 10.05.2016 tarih ve 48 sayılı meclis kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda konunun teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle keşif bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda, parselin 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Tersane Alanı” olarak planlandığı, mevcut 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planında “Otopark Alanı ve Taşıt Yolu” olarak planlandığı, yapılan davaya konu plan değişikliği ile zaten varolan otopark alanına gelen 20 metre yolun iskeleye kadar devam ettirilmesi ve otopark kullanımının araç bekleme alanına çevrilmesinden ibaret olduğu, değişiklikle mevcut iskeleye araç ulaşımının sağlanmasının amaçlandığı, parselin 2004 yılından beri planlarda araç bekleme yeri ya da otopark olarak planlı olduğu, bu kullanımların planların dayanağı olan 1/25000 ölçekli plandaki tersane alanın kullanımı ile uyumlu olduğu ve mevcut durumda faaliyette olan iskele/deniz ulaşımını desteklediği, plan değişikliği ile fiilen yol olarak kullanılan alanın plana işlendiği, bu nedenle de trafik yoğunluğunu etkileyecek bir durum arzetmediği, değişikliğin teknik altyapıyı desteklediği, işlem sonucunda sosyal ve teknik altyapı alanlarında azalma, nüfus yoğunluğunda artma ya da trafik yoğunluğunda/ulaşım talebinde artma olmadığının ifade edildiği; yine mahkeme tarafından plan değişikliği ile getirilen fonksiyonların sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmı değil ikinci 50 metrelik kısmında yer almasının mümkün olup olmadığının tespitinin istenildiği, bunun üzerine verilen ek bilirkişi raporunda da bu kullanımların Kıyı Kanunu ve Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yeri Yönetmeliği’ne uygun olduğuna ve netice itibariyle şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğunun ifade edildiği, buna karşın mahkeme tarafından E:2014/976 esaslı dosyaya atıfla "araç bekleme alanı"nın sahil şeridinin ilk bölümü içerisinde kaldığından dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı ifade edilmek suretiyle iptaline karar verildiği, bu nedenle aynı nitelikteki bu değişikliğin de iptali gerektiği belirtilmek suretiyle iptal kararı verilmesi üzerine istinafen Dairemize gelindiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ''tersane alanı'' fonksiyonunda olan dava konu parselde önceden beri var olan otopark kullanımının deniz ulaşımını destekleyecek şekilde araç bekleme alanı olarak değiştirildiği, parselin bir kısmına da güneyden denize ulaşımı sağlamak amacıyla -ve fiilende mevcut olan- 20 metre en kesitli yol alanı fonksiyonu verildiği anlaşılmakta olup, bilirkişi tarafından da yerinde bulunan dava konusu plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri planlama esasları ve kamu yararı ile konuyla ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bir husus bulunmadığından, davanın reddi gerektiği aksi yönde verilen kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince alanda daha önce geçerli olan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlara karşı açılan 2014/976 esasında görülen davada verilen 03.12.2015 tarih ve K:2015/1364 sayılı karar ile araç bekleme alanın sahil şeridinin birinci 50 metresinde olması nedeniyle Kıyı Kanunu ve Yönetmeliğine aykırı olduğundan bahisle kararın iptaline karar verilmiş ise de, anılan kararın Danıştay 6. Dairesinin 09.10.2017 tarih ve E:2016/954, K:2017/7256 sayılı kararı ile bozulduğu da uyap kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, Bursa 3. İdare Mahkemesi'nin 03/11/2017 tarih ve E:2016/868, K:2017/1805 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 2.263,55- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, aşağıda dökümü yapılan 228,65 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında davaya katılan müdahile verilmesine, yine aşağıda dökümü verilen 138,65 TL yargılama gideri hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince taraflara iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 27/06/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)