İSTEMİN ÖZETİ: Özbekistan uyruklu davacının sınır dışı edilmesine ilişkin İstanbul Valiliği işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava dosyasının incelenmesinden; davacı adına Av. ... tarafından davanın açıldığı, buna karşılık dava dosyasına vekaletnamenin eklenmediği, ara kararıyla 2577 sayılı Yasanın 31.madesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Yasanın 77/1.maddesi uyarınca (10) gün süre verilerek davacı vekilinden noter onaylı vekaletnemanin ibraz edilmesi, davacı asilden de, açılan davaya muvafakati olup olmadığı ve vekil tarafından yapılan işlemler kabul ediliyorsa buna ilişkin dilekçenin davacıdan istenilmesine karar verildiği, bu kararın davacıya 18/02/2017 tarihinde, davacı vekiline 21/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 27/02/2017 tarihli dilekçe ile davacının açılan davaya muvafakat ettiğine ilişkin belgenin dava dilekçesi ekinde sunulduğu ileri sürülmüşse de, dava dilekçesi ekinde davacı tarafından açılan davaya muvafakat edildiğine ilişkin belgenin Mahkememize hitaben verilen dilekçe olmadığı, ayrıca muvafakatnamenin davacının ıslak imzasının olmadığı, belgenin suretinin eklendiği, bu belgenin muvafakatname olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı vekilince de noter onaylı vekaletname ibraz edilmediğinden, iş bu dava hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 14/03/2017 günlü ve E:2017/169, K:2017/434 sayılı kararının; davacı tarafından; davacının yabancı olması, noterden vekaletname çıkarılması için gerekli pasaport, kimlik ve buna uygun başkaca bir belgenin olmaması nedeniyle vekaletnamenin temin edilemediği, davacının davaya muvafakat ettiği, mahkemeye ve avukata erişim hakkının dolayısıyla adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiği, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerektiği iddialarıyla istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Kararın 6458 sayılı kanunun 53.maddesi uyarınca kesin olması nedeniyle istinaf yargı yoluna başvurulamayacağı belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Özbekistan uyruklu davacının sınırdışı edilmesine ilişkin İstanbul Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, "Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez." kuralı yer almaktadır.
Anılan kuralın incelenmesinden, yabancılar hakkında tesis edilen "sınır dışı etme" işlemlerinin yargısal denetiminde uygulanmak üzere özel usul kuralları öngörüldüğü; bu kapsamda olmak üzere, dava açma süresinin 15 gün olarak belirlendiği ve davanın açıldığı tarihten itibaren 15 gün içinde sonuçlandırılmasının öngörüldüğü ve mahkemelerin bu konuda verdikleri kararlara karşı istinaf ve temyiz yolunun kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun bu şekilde bir düzenleme yaparak "sınır dışı etme" işlemlerine ilişkin uyuşmazlıkların bir an önce sonuçlandırılarak sürüncemede kalmamasını hedeflediği anlaşılmakta olup, aynı kanun hükmü içerisinde, yargı yoluna başvurulması halinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancının sınır dışı edilmeyeceğinin hükme bağlanmış olması da bu hedefi doğrulamaktadır.
Yukarıda alıntısı yapılan kanun hükmünde, mahkemelerin sınır dışı etme işlemleri konusunda verdiği kararların kesin olduğu hükme bağlanırken kararların usule veya esasa ilişkin olması aşamasında herhangi bir ayrım yapılmamış olması karşısında, esasa ilişkin ilk derece mahkemesi kararları kesin kabul edilirken usule ilişkin olanların temyizen veya istinaf yoluyla incelenebileceğinin kabulünün hukuka uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
"Sınır dışı etme" işlemlerine karşı açılan davalarda mahkemelerce "usul yönünden" verilmiş kararların temyizen incelenebileceğinin kabulü, yargılanma usulü açısından bir ikilem doğuracağı gibi kanun koyucunun bu konudaki uyuşmazlıkların bir an önce sonuçlandırılması yolundaki amacına da uygun düşmeyecektir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Özbekistan uyruklu davacının sınırdışı edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 13/02/2017 günlü ara kararıyla dava dilekçesine noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekaletname aslının veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğinin eklenmediğinin anlaşıldığından bahisle vekaletname aslı veya onanmış örneğinin davacı vekilinden, yapılan işlemler kabul ediliyorsa buna ilişkin dilekçenin davacıdan istenilmesine karar verildiği; ara kararı gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77.maddesi uyarınca 14/03/2017 günlü ve E:2017/169, K:2017/434 sayılı davanın açılmamış sayılması kararı verildiği anlaşılmıştır.
Bu duruma göre; ''sınırdışı'' etme işlemine karşı açılmış bulunan davalarda idare mahkemelerince verilen her türlü kararlar kesin olup, temyizen veya istinaf yoluyla incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine, adli yardımdan faydalanılması nedeniyle davacıdan tahsil edilemeyen istinaf başvuru harcı olan 85,70.-TL ile resmi tebligat ücretinden harcanan 44,00.-TL olmak üzere toplam 129,70.-TL'nın davacıdan tahsili amacıyla Mahkemesince İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına müzekkere yazılmasına, kararın taraflara tebliği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2017 gününde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)