(2547 S. K. Ek. m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: ……. Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıpta uzmanlık öğrencisi olan davacı tarafından; 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 10.08.2016 tarih ve 12750 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 23/06/2017 gün ve E:2016/2288, K:2017/1147sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin gerekçesinin tarafına bildirilmediği, işlemin somut bir sebebinin bulunmadığı, haksız bir şekilde işine ve eğitimine son verildiği, yasalara, ahlaka, iyiniyet kurallarına aykırı hiç bir davranışının olmadığı gibi bu tür kişi ve yapılarla hiçbir bağlantısının söz konusu olmadığı ileri sürülerek kaldırılması ve istinaf yoluyla işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, davacının dilekçesindeki iddialar bağlamında, …… üzerinden kullanıcısı olduğu …… programı hakkında bilgi vermesi gerektiğinin kuşkusuz olduğu, Ülkemizin içinde bulunduğu durum, somut deliller ve istihbaratlar birlikte değerlendirilerek haklı ve hakkaniyetli bir karar verildiği, davacının Üniversite Hastanesi bünyesinde çalışmaya devam etmesinin kurumun sağlık hizmeti veren bir kamu kuruluşu olduğu da göz önüne alındığında tehlike arz ettiği, yapılan hassas araştırmalar ve toplanan bilgiler neticesinde Üniversite bünyesinde FETÖ ile doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantısı bulunduğu değerlendirilen tüm personelin iş akdine son verildiği, davacı hakkında yapılan inceleme ve alınan istihbaratların Üniversitenin davacı ile çalışmaya devam etmemesi için yeterli dayanağı oluşturduğu, KHK kapsamında yapılan iş akdi fesih işlemlerinin devletin görevi ve vatandaşlarına karşı yükümlülüklerinin gereği terör örgütleriyle mücadele ve yeni bir darbe kalkışmasını önlemeye yönelik zorunlu, acil ve orantılı tedbir niteliğinde olduğu, 690 ve 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği dosyanın ilgili Komisyona havale edilmesi gerektiği belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdare Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, ...... Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıpta uzmanlık öğrencisi olan davacı tarafından; 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 10.08.2016 tarih ve 12750 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
23.07.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (sonradan yasalaşan) "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılacağı kurala bağlanmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 5. maddesinde ise; vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarında, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunacağı, mütevelli heyet üyelerinin, vakıf yönetim organı tarafından dört yıl için seçileceği, süresi biten üyelerin yeniden seçilebileceği, mütevelli heyet üyelerinin yaş sınırlaması hariç Devlet memuru olma niteliklerine sahip bulunmaları ve en az üçte ikisinin lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olması gerektiği, mütevelli heyet üyelerinin kendi aralarından bir başkan seçeceği, mütevelli heyetinin vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil edeceği, vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticilerinin Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyeti tarafından atanacağı, mütevelli heyetinin yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylayacağı ve uygulamaları izleyeceği, vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürüteceği, bununla birlikte vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 2013 yılı güz dönemi tıpta uzmanlık sınavına girdiği ve davalı üniversitenin Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim dalında uzmanlığına başladığı, 15.07.2016 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine, FETÖ/PDY Terör Örgütü tarafından darbe girişiminde bulunulduğu, 21.07.2016 tarih ve 29777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 21.07.2016 tarihi saat 01.00'den itibaren 90 gün süreyle olağanüstü hal ilan edildiği, 23.07.2016 tarih ve 29779 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, davalı idarenin, 10.08.2016 tarih, 12750 sayılı işlemi ile davacının sözleşmesinin feshedilerek görevine son verilmesine karar verildiği, bakılan davanın da söz konusu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden değerlendirilmesi;
Olayda, davacı hakkındaki sözleşmenin feshi işleminin, Rektörün teklifi üzerine mütevelli heyet başkanının oluru ile tesis edildiği, İstanbul 17. Noterliği'nin 21.03.2016 tarih ve 6795 sayılı onayı ile yürürlüğe konulan ...... Vakıf Üniversitesi imza sirkülerinin 9. maddesinde, akademik personelin atanmasına ve atanmalarına ilişkin sözleşmelerin imzalanmasına mütevelli heyet başkanının yetkili kılındığı yönünde hükme yer verildiği, söz konusu sirkülerin mütevelli heyetinin 16.03.2016 tarih ve 4 sayılı toplantısında alınan 1 nolu karara ilişkin olduğu görülmektedir.
O halde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 5. maddesi uyarınca akademik personelin atanması ve görevden alınması konusunda yetkili olan mütevelli heyetince ilgili Kanun hükmünün verdiği açık yetkiye dayalı olarak mütevelli heyeti başkanına akademik personelin atanmalarına ilişkin yetkinin devredildiği, 667 sayılı KHK hükmü ile de terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılacağının düzenleme altına alındığı, bu duruma göre, mevcut yetki devri ile atamaya yetkili amir konumunda olan mütevelli heyet başkanının birim amiri olan Rektörün teklifi üzerine kamu görevinden çıkarmaya ilişkin olarak 667 sayılı KHK kapsamında tesis ettiği işlemde yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bir tarafın olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu işlemin esası yönünden yapılan değerlendirme;
Dosyada mevcut davalı idarenin savunma dilekçesinde, "Davacı hakkındaki bilgiler başta istihbarat birimleri olmak üzere ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarının bilgisi dahilinde incelenmiş bu inceleme sonucunda davacının FETÖ/PDY Terör Örgütü ile üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmesi üzerine Bakanlar Kurulunca 22.07.2016 tarihinde kabul edilen olağanüstü hal kapsamında yayımlanan ve onaylanan 667 sayılı KHK gereğince iş akdi sonlandırılmıştır... davacı hakkında yapılan inceleme ve alınan istihbaratlar, müvekkil Üniversitenin davacı ile çalışmaya devam etmemesi için yeterli dayanağı oluşturmuştur." şeklinde açıklamaya yer verilmesi ve davacının istinaf dilekçesine verilen cevapta da idarece, davacının ...... üzerinden X1 programı kullanıcısı olduğu bilgisinin verilmesi sebebi ile Dairemizce yapılan 05.06.2018 tarihli ara kararı ile söz konusu açıklamalara istinaden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı, iltisakı yahut aidiyeti olduğuna dair araştırma ve toplanan somut delillere dair tüm bilgi ve belgeler ile alınan tüm istihbari bilgilerin gönderilmesinin davalı idareden istenildiği, davalı idarece verilen cevapta, "Davacının iş akdinin feshine sebebiyet veren FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatı, iltisak yahut aidiyeti olduğuna dair bilgi ve belgeler müvekkil Üniversitece düzenlenmemiştir. Müvekkil idare, bu bilgi ve belgeleri, devletin ilgili ve yetkili kurumlardan temin etmiştir... Bu sebeple Sayın Başkanlığınızca talep edilen bilgi ve belgelerin istihbari nitelikte olması sebebiyle yetkili kamu kurumlarından celp edilmesi gerekmektedir" denildiğinden; Dairemizin 18.09.2018 tarihli ara karar ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'ndan ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü'nden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı, iltisakı yahut aidiyeti olduğuna dair varsa tüm istihbari bilgi, belge veya somut delillerin (…….. vs.) istenilmesine, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan, ...... Vakıf Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, davacının isminin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne bildirildiği görüldüğünden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca davacı hakkında soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, yürütülüyor olması halinde dava açılıp açılmadığının sorularak, açılmış olması halinde hazırlanan iddianamenin gönderilerek davanın açıldığı mahkemenin ve esas numarasının bildirilmesinin istenilmesine karar verildiği, ara kararına Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığınca verilen 11.10.2018 tarih ve 2790-107582191 sayılı cevabi yazıda, MİT'in görev ve faaliyetleri ile bu görevler kapsamında elde edilen istihbaratın paylaşılacağı kurumların 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda belirlendiği, bu doğrultuda elde edilen istihbari bilgilerin ilgili makamlarla paylaşıldığı, bu bağlamda ilgili ara kararda belirtilen hususlara ilişkin olarak icracı makamların kayıtlarının esas alınmasının uygun olacağı yönünde bilgi verildiği, diğer iki kurumca yukarıda anılan ara kararına cevap verilemediğinden Dairemizin 04.01.2019 tarihli ara kararı ile önceki ara kararın tekrarlandığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca söz konusu ara kararına verilen cevaba ilişkin 17.01.2019 tarihli yazıda, davacı hakkında verilen takipsizlik kararının ekte olduğunun belirtildiği, ekte yer alan ilgili Büronun 02.02.2018 tarih ve Soruşturma No:2018/21843, Karar No:2018/11479 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, "…. (TCKN: …..) isimli şahıs adına kayıtlı olan 54363975.. @ttnet numaralı hat ile bylock isimli programın yüklendiği ve …. ID kullanıcısı olarak kullanıldığı anlaşılmış, ancak bahse konu ID kullanıcısının ……… (TCKN:…..) isimli şahıs olduğu ve hakkında KOCAELİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ 2017/19725 sayısına kayden işlem yapıldığı, ... Mükerrer soruşturma nedeniyle şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulduğu, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce bahse konu ara kararına verilen cevaba ilişkin 30.01.2019 tarih ve 0119488 sayılı cevabi yazıda ise davacı hakkında herhangi bir bilgi paylaşılmadan İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve bağlı birimleri tarafından yapılan çalışmalarda elde edilen bilgilerin PVSK Ek-7 maddesi kapsamında istihbari mahiyette olduğu, hukuki delil niteliği taşımadığı ve haricen delillendirilmedikçe yapılacak adli ve idari işlemlere bizzat gerekçe teşkil etmeyeceği, ayrıca …… vb. Konular hakkında Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan veri tabanından yararlanıldığı şeklinde ifadelerin yer aldığı görülmektedir.
Bu durumda, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütünce gizli iletişim amaçlı kullanılan …. isimli programı kullandığı gerekçesiyle açılan soruşturmada, davacı hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına ilgili Savcılıkça karar verildiği, bunun dışında davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı hakkında tesis edilen sözleşmenin feshine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 23/06/2017 gün ve E:2016/2288, K:2017/1147 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 333,85-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta avansının resen ilgilisine iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 13/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)