(2577 S. K. m. 7, 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Özel güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının, İstanbul İl Özel Güvenlik Komisyonu'nun 08/12/2016 tarih ve 2016/1924 Sayılı kararı ile özel güvenlik kimlik belgesi- çalışma izninin iptali işleminin geri alınması talebiyle 26/07/2017 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin 10/08/2017 tarih ve 15262 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin 09.12.2016 tarihinde davacı tarafından tebellüğ edilmesi üzerine anılan işlem aleyhine mevzuat hükümleri kapsamında en son 07.02.2016 (Salı) tarihine kadar dava açılması veya dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan istenmesi gerektiği, bu süre bittikten sonra 26.07.2017 tarihinden idareye yapılan müracaat ile dava açma süresi canlandırılamayacağından 12.09.2017 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda İstanbul 13. İdare Mahkemesince verilen 20/09/2017 tarih ve E: 2017/1533, K: 2017/1546 Sayılı kararın, dava konusu işlem OHAL, KHK'sından kaynaklandığı için komisyon kurulmasının beklendiği iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi davacı tarafından istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Özel güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının, İstanbul İl Özel Güvenlik Komisyonu'nun 08/12/2016 tarih ve 2016/1924 Sayılı kararı ile özel güvenlik kimlik belgesi- çalışma izninin iptali işleminin geri alınması talebiyle 26/07/2017 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin 10/08/2017 tarih ve 15262 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmüne; aynı Kanun'un "İdari Makamların Sükutu" başlığını taşıyan 10. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, aynı maddenin 4001 Sayılı Kanun ile değişik 2. fıkrasında ise "Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, İdare ve Vergi Mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler" hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, bir firmada özel güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının özel güvenlik kimlik belgesi çalışma izninin iptaline ilişkin 08.12.2016 tarih, 2016/1924 Sayılı işlemin davacıya 09.12.2016 tarihte tebliği üzerine davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle dava açma süresi içinde dava açılmadığı, ancak davacının İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne verdiği 26.07.2017 tarih ve 15262 Sayılı dilekçeyle yaptığı başvuruda; Asya Katılım Bankası A.Ş'den aldığı hesap hareket dökümlerinin incelenmesini, İstanbul Valiliği OHAL Bürosuna, İçişleri Bakanlığına ve Başbakanlık OHAL komisyonuna dilekçeler verdiğini, bir sonuç elde edemediğini, ayrıca 17.07.2017 tarihinde OHAL komisyonuna müracaat ettiğinde müracaatının kabul olmadığını, çalışma iznini iptal eden komisyona başvurması gerektiğinin bildirildiğini, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisinin olmadığını, tekrar hesap hareketlerinin incelenerek özel güvenlik kimliğinin iade edilmesini, yapılan işlemin iptalini, özel güvenlik kimlik belgesinin iade edilmesi için durumunun tekrar komisyonda değerlendirilmesini talep ettiği, davacının bu başvurusunun İl Emniyet Müdürlüğünün 10.08.2017 tarih, 15262 Sayılı işlemle reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar idare mahkemesince, davacının özel güvenlik kimlik belgesinin iptaline ilişkin 08.12.2016 tarihli işlem esas alınarak bu işlemin iptali istemiyle tebliğ tarihinden itibaren davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de; davacının iptalini istediği dava konusu işlemin, özel güvenlik kimlik belgesinin iptaline ilişkin işlem olmayıp davacının bu kimlik belgesinin iptali üzerine durumunun tekrar komisyonda değerlendirilmesi suretiyle özel güvenlik kimlik belgesinin iadesi yönündeki başvurusunun lehe hususların gözetilerek yeni bir işlemin yapılmasına ilişkin ve kimlik belgesinin iptali işleminden sonra ortaya çıkan nesnel ve hukuki koşullara bağlı olarak yeni bir değerlendirme yapılması yönünde olduğu, yeni koşullara göre yeni bir karar verilmesinin gerektiği bir durumun söz konusu olması hususu da gözönüne alındığında davacının bu başvurusuna dayanak ileriye dönük sonuçlar elde etmek üzere tesis edilen işleme karşı yeni bir dava açılabileceğini kabul etmek gerekecektir.
Bu durumda, davacının 2577 Sayılı Kanun'un 10.maddesi kapsamında yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin tebliği üzerine bu işlemin iptali istemiyle açtığı davanın süresinde açılmış olduğu sonucuna ulaşıldığından, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 20/09/2017 tarih ve E: 2017/1533, K:2017/1546 Sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında yeniden karar verileceğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 12/12/2017 tarihinde kesin olarak ve oybirliği ile karar verildi.(¤¤)