(213 S. K. m. 353) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının hizmet verdiği müşterilerine adisyon fişi düzenlemediği gerekçesiyle 213 sayılı Yasa'nın 353/2. maddesi uyarınca kesilen toplam 6.000,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davayı "...Vergi Usul Kanunu'na göre, adisyon fişinin, düzenlenmesi zorunlu belgeler arasında yer almadığı, adisyon tanzim etme yükümlülüğünün anılan Kanun'un mükerrer 257. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca yapılan düzenlemeyle getirildiği, bu itibarla adisyon fişi tanzim olunmaması halinde ceza uygulanacağı yolunda Kanun'da herhangi bir düzenleme bulunmadığı ve idari düzenlemelerle de ceza tayininin hukuken mümkün bulunmadığı dikkate alındığında, adisyon fişi düzenlenmediği gerekçesiyle kesilen dava konusu özel usulsüzlük cezasında yasal isabet olmadığı..." gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 31/10/2016 tarih ve E:2016/890, K:2016/2384 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacı tarafından 30 adet adisyon fişi düzenlenmediğinin saptanması sonucunda Vergi Usul Kanunu'nun 353/2. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının yasal olduğu ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİNÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davacının hizmet verdiği müşterilerine adisyon fişi düzenlemediği gerekçesiyle 213 sayılı Yasa'nın 353/2. maddesi uyarınca kesilen toplam 6.000,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne karar veren İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257. maddesinde, Maliye Bakanlığının, mükellef ve meslek grupları itibarıyla muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, bu Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya, bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, bu Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya yetkili olduğu; 353/2. maddesinde, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, her bir belge için özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmış; Maliye Bakanlığınca, 298 ve 299 Sıra Numaralı VUK Genel Tebliğleriyle, bir kısım mükellef hakkında, adisyon düzenleme zorunluluğu getirilmiştir.
Vergi Usul Kanununun söz konusu 353. maddesinin ikinci fıkrasına göre, özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için madde hükmünde sayılan belgelerin verilmediğinin, alınmadığının veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verildiğinin usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Zira cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamam olmadan failin cezalandırılamayacağı yolundaki genel ceza hukuku ilkesi karşısında, varsayım ya da kıyas yoluyla ceza kesilmesi mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki, Kanun koyucunun söz konusu eylemleri cezai yaptırıma bağlanmaktaki amacı, belge düzenini yerleştirmektir. Ayrıca maddede her bir belge için özel usulsüzlük cezası kesileceği şeklinde yapılan düzenleme uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında tespit sayısının esas alınması gerekmektedir.
Bu düzenlemeler ışığında, Maliye Bakanlığının, 213 sayılı Kanun'un mükerrer 257. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak, mükellefler hakkında, Kanunla düzenleme zorunluluğu getirilmemiş belgeler için de düzenleme zorunluluğu getirmeye yetkili olduğu, bu suretle belirlenen zorunluluğun Kanuni dayanağının mevcut olduğu, aynı Kanun'un 353. maddesinde, Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin düzenlenmemesi eyleminin de vergi suçu olarak kabul edildiği, dolayısıyla, anılan vergi suçunun da yasal dayanağı bulunduğunun açık olduğu sonucuna varılmakla, davacı adına, adisyon fişi düzenlenmemesi nedeniyle kesilen cezalara ilişkin Mahkeme kararının, aksi yöndeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Yine 213 sayılı Kanunun 127. maddesinin 1. fıkrasında, yoklamadan maksadın, mükelleflerin ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmek olduğu kurala bağlandıktan sonra 131. maddesinde de, yoklama neticelerinin tutanak mahiyetinde olan “yoklama fişine” geçirileceği, bu fişlerin yoklama yerinde bulunursa mükellef nezdinde veya yetkili adamına imza ettirilmesinin esas olduğu, bunlar bulunmaz veya imzadan çekinirlerse keyfiyetin fişe yazılıp yoklama fişinin polis, jandarma muhtar ve ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalatılacağı öngörülmüştür.
Dava dosyanın incelenmesinden, hizmet verdiği 30 ayrı müşterisine (30 ayrı masada) 30 adet adisyon fişi düzenlemediğinin, sigortalı çalışanı nezdinde yapılan ve herhangi bir ihtirazi kayıt ihtiva etmeyen 14.09.2015 tarihli yoklama tutanağıyla tespit edildiği gerekçesiyle 213 sayılı Yasa'nın 353/2. maddesi uyarınca kesilen toplam 6.000,00 TL (30 X 200,00 TL) tutarındaki özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından, adisyon düzenleme zorunluluğuna aykırı davranıldığı, sigortalı çalışanı nezdinde düzenlenen tutanakla sabit olmakla birlikte, ortada aynı nitelikte birden fazla belgenin düzenlenmemesine ilişkin tek bir tespitin bulunduğu sonucuna varılmış, tespit sayısı esas alınarak sadece bir kat (200,00 TL) özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekirken, düzenlenmeyen belge sayısı dikkate alınarak özel usulsüzlük cezası kesilmesinde hukuka uyarlık görülmeyerek, isteme konu kararın, 200,00 TL özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının kaldırılarak, bu kısma yönelik olarak davanın reddine, ceza fazlasına ilişkin istinaf isteminin, yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nce verilen 31/10/2016 tarih ve E:2016/890, K:2016/2384 sayılı kararın, 200,00 TL özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, bu kısım yönünden DAVANIN REDDİNE, ceza fazlası yönünden istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve ilk dava aşamasında davacı tarafından yapılan 94,00-TL yargılama giderinin 4,00 TL kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 90,00 TL kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı idarece istinaf başvurusu aşamasında yapılan 36,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı ve davalı vekilleri için ayrı ayrı olmak üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesine, 31,40-TL'den az olmamak üzere, reddedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak nispi karar harcı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca, istinaf başvurusu aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 90,80-TL istinaf başvuru harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 05/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)