(2577 S. K. m. 2, 14) (6098 S. K. m. 43)
İSTEMİN ÖZETİ: Bitlis İli, Hizan İlçesi, ..... Köyü, 143 Ada, 1 Nolu parselde bulunan davacıya ait iki katlı kerpiç ev ve ahır niteliğindeki taşınmazın, davalı idare tarafından yaptırılan ve ..... Yapı Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'nin yüklenicisi olduğu hidroelektrik santralı inşaati yapım çalışmaları sırasında dinamit patlatılması sonucu hasar görmesinde davalı idarenin gerekli denetim ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle hizmet kusuru bulunduğundan bahisle oluştuğu ileri sürülen 55.591,87 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın kabulüne karar veren Van 1. İdare Mahkemesinin 04/07/2017 tarih ve E:2015/1681, K;2017/1581 sayılı kararının; davalı idare ve müdahil tarafından hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükmü veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nce işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; Bitlis İli, Hizan İlçesi, ..... Köyü, 143 Ada, 1 Nolu parselde bulunan davacıya ait iki katlı kerpiç ev ve ahır niteliğindeki taşınmazın, davalı idare tarafıdan yaptırılan ve ..... Yapı Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'nin yüklenicisi olduğu hidroelektrik santralı inşaati yapım çalışmaları sırasında dinamit patlatılması sonucu hasar görmesinde davalı idarenin gerekli denetim ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle hizmet kusuru bulunduğundan bahisle oluştuğu ileri sürülen 55.591,87 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle istemiyle açılmıştır.
Mahkemesince; davacıya ait evde meydana gelen hasarın hidroelektrik santrali yapım çalışmaları sırasında 2014 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde davacının evinin yakınında yapılan dinamit patlatmaları nedeniyle oluşan yer sarsıntılarından kaynaklandığı, davalı idarenin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 6200 sayılı Kanun'un yukarıda mezkur hükümlerinden anlaşıldığı üzere, davalı idarenin su ve enerji ile ilgili projelerin yapım aşamasında yüklenici firmaların denetimine ilişkin görev ve sorumluluğunun bulunduğu, ancak çevredeki yerleşim alanlarının etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alınması noktasında davalı idarenin denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle enerji tesisinin yapımı esnasında yüklenici şirket tarafından yapılan dinamit patlatmaları nedeniyle davacıya ait evde hasar oluştuğu anlaşıldığından, davacının taşınmazında oluşan ve yukarıda alıntılanan bilirkişi raporu ile tespit edilen 55.591,87 TL zararın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte olayda kusuru bulunan davalı idare tarafından tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı ve nitekim, benzer olaya ilişkin Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 03.11.2016 tarih ve E:2016/173, K:2016/420 sayılı kararı da bu yönde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı idare ve müdahil davalı tarafından anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmış, aynı Kanun'un 14 üncü maddesinin 3/c bendinde; dava dilekçelerinin ehliyet yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı, aynı maddenin 6.fıkrasında ise; ilk incelemeye tabi tutulan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15.madde hükmünün uygulanacağı, Kanun'un 15. maddesinin 1/b bendinde ise; 14.maddenin 3/c bendinde yazılı halde davanın reddine karar verileceği, hükme bağlanmış bulunmaktadır.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Hukuki işlemden doğan yetki" başlıklı kısmında yer alan "Ölüm, ehliyetsizlik ve diğer durumlar" başlıklı 43. maddesinde; "Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer." hükmüne, vekaletin sona ermesini düzenleyen bölümünde yer alan 513. maddesinin birinci fıkrasında ise; "Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur." şeklindeki hükme yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen hükümlerden, müvekkilin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı avukatın, müvekkilinin ölümünden sonra dava açamayacağı gibi, dava açtıktan sonra müvekkilin ölmesi halinde de ölüm ile vekaletin son bulacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Anılan Kanunun 45/4. maddesinde; "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir." hükmüne, 45/5. maddesinde ise; "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu olayda; Av. ..... tarafından, ....., ....., ..... ve ..... adlı davacılar adına 26.10.2015 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile davanın açıldığı ve davacılardan .....'ün 17.04.2015 tarihinde dava açılmadan önce vefat ettiği, ancak Mahkemesince, 28.12.2015 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 10.04.2017 tarihinde ise .....'ün mirasçıları tarafından veraset ilamı ve murislerin vekaletlerinin Mahkemeye sunulduğu, 20.04.2017 tarihinde davaya katılma talebinde bulunulduğu ve 04.07 2017 tarihinde dosyanın işleme konulmasına yönelik karar alındığı görülmektedir.
Bu durumda; Nüfus kayıtlarının incelenmesinden, davacılardan .....'ün dava açma tarihi olan 26.10.2015 tarihinden önce 17.04.2015 tarihinde vefat ettiği davacı vekili aracılığıyla açılan dava esnasında davacı asilin (..... hayatta olmadığı ve davacı hayatta olmadığından avukatı ile olan vekalet ilişkisinin de sona erdiği, vekil sıfatı ortadan kalkmış avukat tarafından, kişiliği ölüm ile sona eren müvekkili adına açılan davanın esasının incelenerek bir karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, mirasçılarının davaya dahil edilmeyecekleri, ayrıca diğer davacılar yönünden de dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarının gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra, hukuki sebepler ve gerekçesi ortaya konulmak suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf isteminin kabulüne, istinafa konu mezkur Mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, Mahkemesince yeni bir karar verildikten sonra yargılama giderlerine hükmedileceğinden, bu aşamada yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, kesin olarak, 07/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)