(2577 S. K. m. 54)
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Yasa ile eklenen geçici 8. maddenin 1. fıkrasının istinaf mahkemelerinin faaliyete başladığı tarihten önce verilen kararlar yönünden saklı tuttuğu kanun yolu hakkı sebebiyle 20/07/2016 tarihinden önce verildiği görülen başvuruya konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler çerçevesinde yapılan karar düzeltme başvurusu hakkında 2577 sayılı Yasanın 6545 sayılı Yasa ile mülga olan 54. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin 2010/1 ila 12 dönemlerine ilişkin Bs formlarını kanuni süresinde elektronik ortamda vermediğinden bahisle 2010/1 ila 12 dönemleri için kesilen özel usulsüzlük cezalarını ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davanın, "...yayımlanan VUK Genel Tebliğlerinde, mükellef kurumun, faaliyet konusuyla ilgili olarak yapmış olduğu satış ve hizmetlere ilişkin dekont bilgilerini Bs formuyla bildirmesine gerek bulunmayan kurumlar içerisinde sayıldığı, bunun yanında, kurumun uyuşmazlık konusu dönemde Ba-Bs formuyla bildirilmesi gereken başkaca alış ya da satışı bulunduğuna dair, davalı idarece yapılmış herhangi bir tespitin de olmadığı..." gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 29/04/2016 tarih ve E:2015/1610, K:2016/1343 sayılı kararını onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nin 10/11/2016 tarih ve E:2016/2407, K:2016/325 sayılı kararının, davalı idarece, davacının ilgili dönem vermesi gereken bildirim formlarını kanuni süresinde elektronik ortamda vermediği, kesilen cezanın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
KARAR: 2577 sayılı Yasanın 6545 sayılı Yasa ile mülga olan 54. maddesinde, bölge idare mahkemelerince, itiraz üzerine verilen kararların, kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması, bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması hallerinde düzeltilebileceği hükme bağlanmıştır.
SONUÇ: Bölge İdare Mahkemesinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca bakılan uyuşmazlık için uygulanabilir olan mülga 54. maddesinde yazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, bu maddede sayılan nedenlerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, karar düzeltme aşamasında yapılan33,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince yatıran tarafa iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Yetki" başlıklı mükerrer 257'nci maddesinin 4 üncü fıkrasında, "... vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları kullanmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya Maliye Bakanlığı'nın yetkili olduğu" hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun mükerrer 355 inci maddesinde, bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlar hakkında özel usulsüzlük cezası kesileceği belirtilmiştir.
Vergi Usul Kanununun 148,149 ve mükerrer 257 nci maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 362 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile; mal ve hizmet satışlarını ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmiş, 6.2.2008 günlü ve 26779 sayılı resmi Gazetede yayımlanan 381 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle ise bilanço esasına göre defter tutan ve beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükelleflere, 2008 yılı ve müteakip yıllarda düzenleyecekleri Ba ve Bs bildirim formlarını aylık dönemler halinde elektronik ortamda gönderme hususunda zorunluluk getirilmiştir.
396 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "1-KAPSAM" başlıklı bölümünde bildirim zorunluluğunun bilanço esasına göre defter tutan mükellefleri kapsadığı açıklandıktan sonra bazı mükellefler faaliyet konuları itibarıyla söz konusu yükümlülükten kısmen muaf tutulmuş, kurumlar vergisinden muaf olan mükellefler ve noterlerin ise bildirim zorunluluğu bulunmadığı belirtilmiştir. Tebliğin 3.2.4 numaralı bendinde ise, bildirim verme yükümlülüğünde olan ancak tüm alış ve satışları belirtilen hadlerin altında kalan mükelleflerin söz konusu formları Tablo II dışındaki tüm bilgileri doldurmak suretiyle vermek zorunda oldukları belirtilmiştir.
Bu düzenlemeyle, kurumlar vergisinden muaf olanlar ve noterler dışındaki, bilanço usulüne göre defter tutan mükelleflerin herhangi bir alış veya satışları olmasa ya da tüm alış ve satışları belirlenen hadlerin altında kalsa bile bildirim formlarını vermek zorunda oldukları kabul edilmiş, tebliğde sayılan bazı işlemler bildirim zorunluluğu dışında bırakılmış, bu işlemler dışındaki işlemlerin ise genel esaslar çerçevesinde Ba ve Bs formlarıyla bildirileceği kuralı getirilmiştir. Zira, bazı işlemleri bildirim zorunluluğu kapsamından çıkarılan mükelleflerin bu kapsam dışı işlemlerinden başka herhangi bir alım satımları bulunmaması halinde bildirimde bulunmak zorunda olmadıklarının ve bunun sonucu olarak bildirim zorunluluğuna uymamanın yaptırımı olan özel usulsüzlük cezasının kesilebilmesi için mükellefin alış veya satışının bulunduğunun İdarece tespit edilmesi gerektiğinin kabulü, bu hususta mükelleflere bildirim zorunluluğu getirilişinin amacına uygun düşmeyecektir.
Bu nedenle, ilgili dönem Bs formlarını elektronik ortamda süresinde vermesi gereken davacı adına özel usulsüzlük cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Mahkeme kararının onanmasına ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi kararının düzeltilerek; Mahkeme kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İSTANBUL
13. VERGİ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2015/1610
KARAR NO: 2016/1343
KARAR TARİHİ: 29.04.2016
DAVANIN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 2010/1 ila 12 dönemlerine ilişkin Ba-Bs formlarını kanuni süresinde elektronik ortamda vermediğinden bahisle adına kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davada; Ba-Bs formu verme mükellefiyetinin olmadığı, bu hususun ilgili genel tebliğlerde de açık bir şekilde düzenlenmiş olduğu ileri sürülmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Şirketin elektronik ortamda vermesi gereken beyannamelerini kanuni süresinde elektronik ortamda vermediği sabit olduğundan kesilen özel usulsüzlük cezalarının yasal ve yerinde olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul 13. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce, dava dosyası incelenerek işin gereği düşünüldü:
Uyuşmazlık, davacı şirketin 2010/1 ila 12 dönemlerine ilişkin Ba-Bs formlarını kanuni süresinde elektronik ortamda vermediğinden bahisle adına kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkindir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 5904 sayılı Kanunla değişik mükerrer 355. maddesinde bu Kanun'un 86,148,149,150, 256 ve 257. maddesinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257. madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabına özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 149. maddesinde ise kamu idare ve müesseseleri ile gerçek ve tüzel kişilerin, vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve vergi dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasıllarla ve devamlı olarak yazı ile vermeye mecbur oldukları, mükerrer 257. maddesinin 4. fıkrasında; bu Kanun'un 149. maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerini şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kullanarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluklar getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulattırmaya Maliye Bakanlığı'nın yetkili olduğu düzenlemesi yer almaktadır.
Kanun'un vermiş olduğu bu yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığı'nca çıkarılan 04/02/2010 tarih ve 27483 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 396 sıra nolu VUK Genel Tebliğinde; bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde düzenleyecekleri Ba ve Bs bildirim formlarının verilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadlerinin düzenlendiği, Tebliğin "1.2. Bildirime Konu Alış/Satışlar Ve Hadler" kısmında; Bankalar, Katılım Bankaları, Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri, Menkul Kıymet Yatırım Fon ve Ortaklıkları, Reasürans Şirketleri, Emeklilik Şirketleri, Sigorta Şirketleri ve Acentelerin yapmış oldukları işlemleri belirli periyotlarla Bakanlığa bildirdiklerinden, hizmet ve satış işlemlerinde düzenledikleri dekont ve poliçe bilgilerini Form Bs ile bildirmelerine gerek bulunmadığı, ancak bu kurumların, diğer belgelere dayalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alım/satımlarını genel esaslar çerçevesinde Ba-Bs formları ile bildirmek zorunda oldukları kurala bağlanmıştır.
Olayda her ne kadar davalı idarece uyuşmazlık konusu dönemlere ait Ba-Bs formlarını kanuni süresinde elektronik ortamda vermediğinden bahisle davacı şirket adına dava konusu özel usulsüzlük cezaları kesilmiş ise de; yukarıda yer verilen 396 sıra nolu VUK Genel Tebliğinde, Acentelerin, yapmış oldukları hizmet ve satış işlemlerini Bs formu ile bildirme yükümlülüğü bulunmayan kurumlar içerisinde yer aldığı, dolayısıyla davacı şirketin de Acente olması nedeniyle söz konusu işlemlerini Bs formu ile bildirme yükümlülüğünün bulunmadığı, öte yandan 396 sıra noluVUK Genel Tebliğinde Acentelerin diğer belgelere dayalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alım/satımlarını genel esaslar çerçevesinde Ba-Bs formları ile bildirmek zorunda oldukları belirtilmiş ise de; davacı şirketin dava dilekçesinde yer alan, aktif olduğu dönemlerde mal veya hizmet alım satımına taraf olmadığı iddiasına karşılık idarece bunun aksini ispatlar davacı şirketin diğer belgelere dayalı olarak yaptığı mal ve hizmet alım veya satımlarının olup olmadığı hususunda Acente nezdinde yapılmış herhangi bir somut tespite ilişkin bilgi ve belgenin dosyaya sunulmamış olduğu, zira ilgili Genel Tebliğ'de yer alan "...tüm alış ve satışları belirtilen haddin altında kalan mükellefler, söz konusu formları ... vermek zorundadırlar." hükmünün; alış ve satışları olan ve bu alış ve satışların Tebliğ'de belirtilen haddin altında kalan mükellefleri kapsadığı, hiç alış ve satışı olmayan mükellefler açısından ne Kanun'da ne de ilgili Genel Tebliğ'de herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle kendi faaliyet alanı ile ilgili işlemlerini bildirim yükümlülüğü olmayan kurumlar arasında sayılan davacı şirketin başkaca bir alım veya satımı bulunmadığı iddiası karşısında idarenin alım veya satımı olduğuna yönelik somut bir tespiti bulunmaksızın alım veya satımı olduğu varsayımı ile davacı şirket adına ceza kesilmesinin Kanun'da ve Genel Tebliğ'de yer almayan bir düzenlemenin davacı şirkete uygulanması sonucunu doğuracağının açık olduğu görülmüş olup, bu durumda davacı şirket adına uyuşmazlık konusu dönemlere ait Ba-Bs formlarını kanuni süresinde elektronik ortamda vermediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezalarında yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın KABULÜNE, dava konusu özel usulsüzlük cezalarının kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan 79,70 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin iş bu kararın kesinleşmesini müteakip davacıya iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere, 29.04.2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)