(2547 S. K. Ek. m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Akdedilen sözleşme uyarınca davalı idare bünyesinde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname gereğince sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 03.08.2016 tarih ve 71686544-900 sayılı işlemin iptali ve yoksun kalınan parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 30/06/2017 gün ve E:2016/1505, K:2017/1525sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu, Mahkemece delillerin değerlendirilmediği, aleyhine tesis edilen işlemin gerekçesini haklı gösterebilecek herhangi bir belgenin, bilginin ve kaydın dosyaya sunulmadığı, mahkemece işin esası incelenmeden karar verildiği, FETÖ/PDY terör örgütü veya başka örgüt ve gruplarla hiçbir şekilde irtibatının ve iltisakının olmadığı, idarenin kanaatinin tamamen kendisine tanınan tek taraflı üstün yetkinin kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, idareye tanınan yetkinin keyfi, sınırsız ve mutlak bir yetki olmadığı, herhangi bir resmi kurum ve kuruluşta hakkında soruşturma bulunmadığı, sicilini etkileyecek olumsuz bir bilginin olmadığı, örgüte ait eğitim kurumlarında okumadığı ve herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, isminin KHK'larda yer alan listelerde olmadığı gibi YÖK'ün listesinde de olmadığı ileri sürülerek kaldırılması ve istinaf yoluyla işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, kararın gerekçeli olarak alındığı, Üniversitenin istihbarat birimlerinin verdiği bilgilere dayanarak davacı hakkında değerlendirme yaptığı, OHAL KHK'sı kapsamında verilen yetkiye binaen davacının iş akdinin sonlandırıldığı, göreve son verme işleminin bir cezalandırma ya da yaptırım olmadığı, sağlık hizmeti veren büyük bir Üniversite ve Üniversite Hastanesi'nin devletin içinde bulunduğu hal de göz önüne alınarak uyguladığı bir iş akdi feshi işleminin söz konusu olduğu, Ülkenin içinde bulunduğu durum, somut deliller ve istihbaratlar birlikte değerlendirilerek haklı ve hakkaniyetli bir karar verildiğinin sarih olduğu, davacının, hakkında yapılan incelemeler neticesinde Hastane bünyesinde çalışmaya devam etmesinin sağlık hizmeti veren bir kuruluş olduğu da göz önüne alındığında tehlike arz ettiği, yapılan incelemelerin ve alınan istihbaratların davacı ile çalışmaya devam edilmemesi için yeterli bir dayanak oluşturduğu, KHK hükümleri gereği iş akdinin sonlandırıldığı, yapılan işlemin, yeni bir darbe kalkışmasını önlemeye yönelik zorunlu, acil ve orantılı tedbir niteliğinde olduğu, son olarak da dosyanın 685 ve 690 sayılı KHK hükümleri gereği Komisyona havale edilmesi gerektiği belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdare Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, akdedilen sözleşme uyarınca davalı idare bünyesinde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname gereğince sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 03.08.2016 tarih ve 71686544-900 sayılı işlemin iptali ve yoksun kalınan parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "...FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine ulaşılan davacı hakkında, davalı idareyi temsile yetkili Üniversite Yönetim Kurulu tarafından akdedilen belirli süreli akademik personel sözleşmesinin feshine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." şeklinde gerekçeye yer verilmek suretiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
23.07.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (sonradan yasalaşan) "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılacağı kurala bağlanmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 5. maddesinde ise; vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarında, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunacağı, mütevelli heyet üyelerinin, vakıf yönetim organı tarafından dört yıl için seçileceği, süresi biten üyelerin yeniden seçilebileceği, mütevelli heyet üyelerinin yaş sınırlaması hariç Devlet memuru olma niteliklerine sahip bulunmaları ve en az üçte ikisinin lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olması gerektiği, mütevelli heyet üyelerinin kendi aralarından bir başkan seçeceği, mütevelli heyetinin vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil edeceği, vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticilerinin Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyeti tarafından atanacağı, mütevelli heyetinin yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylayacağı ve uygulamaları izleyeceği, vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürüteceği, bununla birlikte vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yaptığı, 15.07.2016 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine, FETÖ/PDY Terör Örgütü tarafından darbe girişiminde bulunulduğu, 21.07.2016 tarih ve 29777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 21.07.2016 tarihi saat 01.00'den itibaren 90 gün süreyle olağanüstü hal ilan edildiği, 23.07.2016 tarih ve 29779 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, davalı idarenin, 03.08.2016 tarih ve 71686544-900 sayılı işlemi ile davacının sözleşmesinin feshedilerek görevine son verilmesine karar verildiği, bakılan davanın da söz konusu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden değerlendirilmesi;
Olayda, davacı hakkındaki sözleşmenin feshi işleminin, Rektörün teklifi üzerine mütevelli heyet başkanının oluru ile tesis edildiği, İstanbul 17. Noterliği'nin 21.03.2016 tarih ve 6795 sayılı onayı ile yürürlüğe konulan Bezmialem Vakıf Üniversitesi imza sirkülerinin 9. maddesinde, akademik personelin atanmasına ve atanmalarına ilişkin sözleşmelerin imzalanmasına mütevelli heyet başkanının yetkili kılındığı yönünde hükme yer verildiği, söz konusu sirkülerin mütevelli heyetinin 16.03.2016 tarih ve 4 sayılı toplantısında alınan 1 nolu karara ilişkin olduğu görülmektedir.
O halde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 5. maddesi uyarınca akademik personelin atanması ve görevden alınması konusunda yetkili olan mütevelli heyetince ilgili Kanun hükmünün verdiği açık yetkiye dayalı olarak mütevelli heyeti başkanına akademik personelin atanmalarına ilişkin yetkinin devredildiği, 667 sayılı KHK hükmü ile de terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılacağının düzenleme altına alındığı, bu duruma göre, mevcut yetki devri ile atamaya yetkili amir konumunda olan mütevelli heyet başkanının birim amiri olan Rektörün teklifi üzerine kamu görevinden çıkarmaya ilişkin olarak 667 sayılı KHK kapsamında tesis ettiği işlemde yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bir tarafın olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu işlemin esası yönünden yapılan değerlendirme;
Dosyada mevcut davalı idarenin savunma dilekçesinde, "Davacı hakkındaki bilgiler ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşların da bilgisi dahilinde değerlendirilerek davacının iş akdi Bakanlar Kurulunca 22.07.2016 tarihinde kabul edilen olağanüstü hal kapsamında yayımlanan ve onaylanan 667 sayılı KHK gereğince sonlandırılmıştır... Yapılan hassas araştırmalar ve toplanan somut deliller neticesinde müvekkil Üniversite bünyesinde FETÖ ile doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantısı bulunan tüm personelin iş akdine son verilmiştir. Bu sebeple davacı hakkında yapılan inceleme ve alınan istihbaratlar, müvekkil Üniversitenin davacı ile çalışmaya devam etmemesi için yeterli dayanağı oluşturmuştur." şeklinde açıklamaya yer verilmesi sebebi ile Dairemizce yapılan 18.09.2018 tarihli ara kararı ile söz konusu açıklamalara istinaden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı, iltisakı yahut aidiyeti olduğuna dair araştırma ve toplanan somut delillere dair tüm bilgi ve belgeler ile alınan tüm istihbari bilgilerin gönderilmesinin davalı idareden istenildiği, aynı ara kararda ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, davacının isminin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne bildirildiği görüldüğünden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca davacı hakkında soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, yürütülüyor olması halinde dava açılıp açılmadığının sorularak, açılmış olması halinde hazırlanan iddianamenin gönderilerek davanın açıldığı mahkemenin ve esas numarasının bildirilmesinin istenilmesine karar verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca ara kararına verilen cevapta, yapılan UYAP sorgulamasında davacı adına uhdelerinde kayıtlı herhangi bir soruşturmaya rastlanılmadığının bildirildiği, davalı idarece ara kararına verilen cevapta ise, "Davacının iş akdinin feshine sebebiyet veren FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatı, iltisak yahut aidiyeti olduğuna dair bilgi ve belgeler müvekkil Üniversitece düzenlenmemiştir. Müvekkil idare, bu bilgi ve belgeleri, devletin ilgili ve yetkili kurumlardan temin etmiştir. Müvekkil idareye sunulan bilgi ve belgeler doğrultusunda davacının iş akdi feshedilmiştir... Bu sebeple Sayın Başkanlığınızca talep edilen bilgi ve belgelerin istihbari nitelikte olması sebebiyle yetkili kamu kurumlarından celp edilmesi gerekmektedir" denildiğinden; Dairemizin 05.11.2018 tarihli ara kararı ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'ndan ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü'nden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı, iltisakı yahut aidiyeti olduğuna dair varsa tüm istihbari bilgi, belge veya somut delillerin (Bylock vs.) istenilmesine karar verildiği, ara kararına Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığınca verilen 15.11.2018 tarih ve 3089-108234334 sayılı cevabi yazıda, MİT'in görev ve faaliyetleri ile bu görevler kapsamında elde edilen istihbaratın paylaşılacağı kurumların 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda belirlendiği, bu doğrultuda elde edilen istihbari bilgilerin ilgili makamlarla paylaşıldığı, bu bağlamda ilgili ara kararda belirtilen hususlara ilişkin olarak icracı makamların kayıtlarının esas alınmasının uygun olacağı yönünde bilgi verildiği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünce yukarıda anılan ara kararına cevap verilemediğinden Dairemizin 04.01.2019 tarihli ara kararı ile önceki ara kararın tekrarlandığı, ara kararına tekrar cevap verilmediği ancak Dairemizde görülmekte olan E:2017/2190 sayılı benzer dosyada aynı gün yapılan ara kararına verilen 30.01.2019 tarih ve 0119488 sayılı cevabi yazıda, İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve bağlı birimleri tarafından yapılan çalışmalarda elde edilen bilgilerin PVSK Ek-7 maddesi kapsamında istihbari mahiyette olduğu, hukuki delil niteliği taşımadığı ve haricen delillendirilmedikçe yapılacak adli ve idari işlemlere bizzat gerekçe teşkil etmeyeceği, ayrıca Bylock vb. konular hakkında Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan veri tabanından yararlanıldığı şeklinde ifadelerin yer aldığı, bunun üzerine Dairemizin 21.02.2019 tarihli ara kararı ile Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı'ndan davacının Bylock kullanıcısı olup olmadığının bildirilmesinin istenildiği, gelen cevaba eki belgeye göre davacı hakkında herhangi bir kayıt bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı hususu dikkate alındığında, davacı hakkında tesis edilen sözleşmenin feshine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 05.09.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 30/06/2017 gün ve E:2016/1505, K:2017/1525 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ve davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 05.09.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 412,70-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta avansının resen ilgilisine iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 28/03/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU:
Usul ve hukuka uygun olan Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)