(488 S. K. m. 1) (213 S. K. m. 3/A, 8, 19, 116, 117, 118, 122, 124)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirkete, Milli Savunma Bakanlığı tarafından ihale edilen "Alaşehir Eğt. A. K.lığı Personelinin Hazır Yemek Hizmeti İşi''ne ait ihale kararına ve sözleşmeye ilişkin ilişkin olarak ödenen damga vergilerinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada; sözü edilen iş için 26/03/015 tarihinde yapılan ihalenin davacı şirket üzerinde kaldığı ve davacı şirket ile 07/07/2015 tarihinde sözleşmenin imzalandığı, bilahare ihalede değerlendirme dışı bırakılan şirketin itirazının reddine dair Kamu İhale Kurumu kararının Ankara 5. İdare Mahkemesinin E:2015/2031, K:2015/2799 sayılı kararı ile iptal edildiği, anılan kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından onandığı, bu karar uyarınca davacı şirket ile Milli Savunma Bakanlığı arasında akdedilen sözleşmenin feshedildiği, olayda; ihalenin davacı üzerinde kaldığına ilişkin hukuki durumu gösteren ve taraflarca da imzalanmış bulunan ihale kararının (damga vergisine tabi kağıdın) davacıya herhangi bir kusur atfedilmeksizin, verilen yargı kararına dayanılarak Kamu İhale Kurumu'nca iptal edildiği, damga vergisinde vergiyi doğuran olayın, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli (1) sayılı tabloda yer alan ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan kağıtların yazılıp imzalanması ya da imza yerine geçen bir işaret konulması anında meydana geldiği, ihaleye ilişkin olarak düzenlenen kağıtlarda vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesinin, kağıda bağlanan hukuki durumun tekemmül etmesine bağlı olduğu, üstlenilen ihalenin idare mahkemesince iptal edilmesi durumunda, ihale kararının ve bu karara istinaden imzalanan sözleşmenin tekemmül ettiğinden söz etme imkanı bulunmadığı, bu durumda, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte bir belgeden söz edilemeyeceği ve damga vergisi açısından vergiyi doğuran olayın meydana geldiğinin kabulüne olanak bulunmadığından böyle bir belge üzerinden alınan damga vergisinde açık bir vergilendirme hatası bulunduğu, dava dilekçesinde, ödenen damga vergisi ve ihale karar pulu bedelinin yasal faiziyle birlikte iadesi talep edilmişse de söz konusu tutarın, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'da öngörülen oranda, ödeme tarihinden itibaren faiz uygulanarak davacı şirkete iadesi gerektiğinden yasal faizi aşan faiz isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve ihale kararına ve sözleşmeye ilişkin damga vergilerinin tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'da öngörülen oranda yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine, faiz isteminin bu tutarı aşan kısmına yönelik davanın reddine dair Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 12/04/2017 gün ve E:2016/1816; K:2017/608 sayılı kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara 4. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar mahkeme kararının ihale kararına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Sözleşmeye ait damga vergisine ilişkin hüküm fıkrasına gelince:
Dosyanın incelenmesinden; Milli Savunma Bakanlığı tarafından ihale edilen "Alaşehir Eğt. A. K.lığı Personelinin Hazır Yemek Hizmeti İşi'ne 26/03/015 tarihinde yapılan ihalenin davacı şirket üzerinde kaldığı ve davacı şirket ile 07/07/2015 tarihinde sözleşmenin imzalandığı ve 13/07/2015 tarihi itibarıyla ihale konusu işin ifasına başlanıldığı, bilahare ihalede değerlendirme dışı bırakılan şirketin itirazının reddine dair Kamu İhale Kurumu kararının Ankara 5. İdare Mahkemesinin E:2015/2031, K:2015/2799 sayılı kararı ile iptal edildiği, anılan kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından onandığı, bu karar uyarınca davacı şirket ile Milli Savunma Bakanlığı arasında akdedilen sözleşmenin 14/02/2016 tarihinde, işin 5/12 oranında tamamlanmasından sonra sözleşmenin tasfiye edildiği anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri; 124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri açıklanmıştır. Bu maddeler uyarınca vergi dairelerinden düzeltilmesi istenebilecek vergi hatasının tanımı ise, aynı Kanunun 116. maddesinde, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak yapıldıktan sonra, 117. ve 118. maddelerinde de, hesap hataları ile vergilendirme hatalarının neler olduğu gösterilmiştir.
Sözü edilen yasal düzenlemelere göre düzeltme; vergiye ilişkin hesaplarda, matrah ve miktar hatası bulunması veya mükerrer vergi istenmesi şeklinde; vergilendirmede ise, mükellefin şahsında, mükellefiyette, verginin mevzuunda ve döneminde yapılan hataların varlığı halinde izlenebilecek idari başvuru yolu olarak öngörüldüğü; vergilendirmeye ilişkin bir uyuşmazlığın düzeltme yoluyla yargı önüne getirilebilmesi ve vergi hatasının varlığından söz edilebilmesi için, hukuksal sorun olarak çözümlenmesi gerekmeyen açık ve mutlak bir hata bulunduğunun belirlenebilmesi gerektiği açıktır. Bir başka anlatımla, idareden düzeltilmesi talep edilebilecek vergi hataları; kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin, 213 sayılı Kanunun 3/A maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurmadan, ilk bakışta anlayabileceği açıklıktaki vergilendirme yanlışlıklarıdır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 19'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında, vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı; 8'inci maddesinin birinci fıkrasında, mükellefin, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek ve tüzel kişi; ikinci fıkrasında ise, vergi sorumlusunun, verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olduğu; 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ..... ifade edeceği; aynı Kanunun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasında ise, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu kurallarına yer verilmiş olup, anılan düzenlemelere göre damga vergisinde vergiyi doğuran olayın, 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yer alan ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan kağıtların yazılıp imzalanması ya da imza yerine geçen bir işaret konulması anında meydana geldiği dikkate alındığında, davaya konu olayda, sözleşmenin imzalanması anında damga vergisini doğuran olay gerçekleşmiştir.
Sözleşmenin daha sonradan iptal edilmesinin, içerdiği hükümlerin iptal edilinceye kadarki hukuki durumunu kusurlandırmayacağından ve taraflar, bu sözleşme hükümleri sayesinde hak ileri sürerek ispatlayabileceklerinden vergiyi doğuran olay üzerinde etkisi yoktur.
Bu durumda, iptal edilmiş sözleşmenin, taraflarına hukuki ve maddi yarar sağlayıp sağlamayacağı ve tevsik edici mahiyetinin kalıp kalmadığı gibi yönlerden hukuken yorumlanmasına muhtaç olan olayda, vergilendirme işlemine karşı süresinde açılacak idari davada incelenebilecek iddiaların, Vergi Usul Kanununun 122. ve 124. maddelerinde vergi hataları için öngörülen idari başvuru yolu izlenerek tesis ettirilen işleme karşı açılan idari davada incelenmesine olanak bulunmadığından, bu husus gözardı edilerek, işin sözleşmeye ilişkin kısmı yönünden vergilendirme hatası kapsamında görülmesi suretiyle verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 12/04/2017 gün ve E:2016/1816; K:2017/608 sayılı kararının, ihale kararına ilişkin olarak tahsil edilen damga vergisine ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, dilekçede ileri sürülen iddialar anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından istinaf isteminin bu hükme yönelik kısmının reddine, sözleşme için ödenen damga vergisine ilişkin hüküm fıkrası yönünden kısmen kabulüyle bu hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan toplam 134,20-TL yargılama giderlerinin haklılık oranına göre 100,00-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 34,20.-TL'lik kısmının davalı idareye yüklenmesine, mahkemenin redde ilişkin hüküm fıkrası nedeniyle davalı idare vekili için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedildiğinden bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 35,90.-TL maktu karar harcı ile Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi uyarınca davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf başvurusu sırasında alınmayan 90,80.-TL başvuru harcının davacıdan tahsiline, artan posta gideri avanslarının taraflara iadesine, kararının tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz isteminde bulunma yolu açık olmak üzere, 20/06/2018 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)