(2577 S. K. m. 15, 31) (6100 S. K. m. 114)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından ..... Mahallesi, 985 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin Emvali Metruke mevzuatı çerçevesinde alınan 09.02.1983 tarih ve 36 sayılı vaziyet kararının kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine anılan vaziyet kararının iptali istemiyle açılan davada; ..... mahallesi, 985 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin Emvali Metruke mevzuatı çerçevesinde alınan 09.02.1983 tarih ve 36 sayılı vaziyet kararın iptalinin istenildiği anlaşılmakla birlikte, sözkonusu vaziyet kararı hakkında İstanbul 9. İdare Mahkemesi nezdinde 2007/609 esas numarasıyla iptal davası açıldığı ve Mahkemece 2008/1435 karar numarasının alınarak reddedildiği, kararın Danıştay 10. Dairesi tarafından da 2008/9966 esas 2009/11005 karar numaralı kararıyla onandığı, dolayısıyla kesinleşmiş bir hüküm bulunduğundan, davanın esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/10/2016 tarih ve E:2016/1722, K:2016/1103 sayılı karara karşı; davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararında sözü edilen yargılamada Danıştay 10. Dairesi'nce işaret edilen hukuki sürecin başlatılarak akabinde iptal davasının açıldığını, adli yargıda açılan tespit davası ile bakılan davada aranılan menfaat koşulunun sağlandığını, eksik incelemeye dayalı İdare Mahkemesi kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu iddialarıyla yapılan istinaf başvurusunda kararın kaldırılmasına ve işlemin hukuka uygunluk denetimini gerçekleştirmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Dava; ..... Mahallesi, 985 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin Emvali Metruke mevzuatı çerçevesinde alınan 09.02.1983 tarih ve 36 sayılı vaziyet kararının kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine anılan vaziyet kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunda; kararın kaldırılmasına ve esas incelemesinin tamamlanarak bu konuda bir karar verilmek üzere dava dosyasının İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" kuralına yer verilmek suretiyle "kesin hüküm", doğrudan dava açma şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi hâlinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin birinci fıkrasında ise, "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda; "kesin hüküm" müessesesi düzenlenmemiş ve Kanun'un 31. maddesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve onun yerine yürürlüğe konulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükme karşın, tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan ikinci bir dava bulunması durumunda, bu davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Kesin hüküm, davanın tarafları arasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya düzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden açılamamasıdır.
1880 Ürgüp doğumlu olan ve 27.10.1953 tarihinde yaşamını yitiren ..... oğlu .....'nun sağ kalan tek mirasçısı(torun) olduğunu iddia eden davacı tarafından, ..... Mahallesi, ..... ve ..... sokaklarında bulunan eski 985 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı olan ..... isimli kişinin dedesi olduğu, dedesi adına kayıtlı bu taşınmaz için 09.02.1983 tarihinde Emvali Metruke mevzuatı çerçevesinde alınan "vaziyet kararı"nın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen İdare mahkemesi kararının onanmasına dair Danıştay 10. Dairesi'nin 28.12.2009 günlü, E:2008/9966, K:2009/11005 sayılı kararında, davacının dedesi olan ..... ile Kadıköy'de bulunanan arsanın sahibi olan .....'un aynı kişi olduğu kanıtlanmaksızın açılan davanın reddinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, davacı tarafından adli yargıda açılacak bir tespit davası sonucunda, her iki .....'un aynı kişi olduğunun tespiti üzerine yeniden idareye başvuruda bulunarak bu başvurunun reddi üzerine vaziyet kararının iptali istemiyle yeniden dava açılabileceği, vaziyet kararının hukuka uygun olup olmadığının Emvali Metruke mevzuatı çerçevesinde inceleneceğinin belirtildiği görülmektedir.
Kararlar gerekçeleriyle bir bütündür. Danıştay 10. Dairesi'nin İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek onanmasına dair kararı gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde; davacının alınan vaziyet kararının iptalini istemede gerekli olan "menfaat koşulu"nun varlığını adli yargıda açacağı bir tespit davası sonrasında kanıtlayarak vaziyet kararının kaldırılması istemiyle idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine idair yargıda iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Danıştay kararının gerekçesinde yer verilen bu saptamadan sonra davacı tarafından İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nde "tespit davası" açılmıştır. Anılan Mahkeme'nin 23.10.2014 günlü ve E:20127191, K:2014/441 sayılı kararıyla; davacının yasal mirasçısı olduğu dedesi ..... ile Kadıköy İlçesi, Osmaniye mahallesi, 153 pafta, 4 parsel sayılı taşınmazın maliki ve kadastro tespit tutanağında adı geçen ..... oğlu .....'un aynı kişi olduğunun tespitine dair verilen karar 14.06.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Menfaat koşulu için gerekli tespiti adli yargı düzeninde yer alan mahkemede açtığı dava sonucunda sağlayan davacı tarafından, dedesinin maliki olduğunu iddia ettiği taşınmaz için Vakıfkar Genel Müdürlüğü'nce alınan 09.02.1983 tarihli vaziyet kararının kaldırılması istemiyle Danıştay 10.Dairesi'nin anılan kararında belirtilen ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen idari başvuru yapabilme hakkını kullanmıştır.
Davacının başvurusunun 17.08.2016 günlü ve 8077 sayılı işlemle reddi üzerine anılan vaziyet kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yargı kararının gerekçesinde belirtilen idari başvuru yolunu kullanarak yaptığı başvurunun reddi üzerine iptal davası açma hakkını kullanan davacının açtığı davada; kesin hüküm nedeniyle incelenemeyecek davanın mevcudiyetine dair olumsuz koşullar bulunmamaktadır.
Kaldı ki; İdare Mahkemesi'nin gerekçesine bakıldığında da, kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu kanaatiyle davanın incelenmeksizin reddine dair karar verilmiş ise de; kararın gerekçesinde "kesin ve yürütlmesi zorunlu işlem" ile ilgili hükümlere yer verildiği görülmektedir.
Danıştay kararının gerekçesi dikkate alınarak yapılan açıklamalar doğrultusunda; davacı ve davalı idare arasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya düzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden açılamamasını gerektiren bir kesin hüküm bulunmayan davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, "kesin hüküm" nedeniyle davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nin 19/10/2016 tarih ve E:2016/1722, K:2016/1103 kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı Yasa'nın 45/5. maddesi uyarınca dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri Mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin (5) fıkrası uyarınca kesin olarak, 21/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)