İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 01.9.2016 tarihli ve 29818 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca başka hiç bir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ve mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının kanun niteliği taşıyan hukuki bir düzenleme ile kamu görevinden çıkarıldığı, davalı idarece kurulmuş idari davaya konu olabilecek bir işlemin bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi yolunda; Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/10/2016 gün ve E:2016/1078, K:2016/1050 sayılı kararın, davacı hakkında hiçbir soruşturma yapılmadığı, savunma alınmadığı, dava konusu KHK'nın TBMM'ne sunularak yasalaştırılmadığı, bu nedenle idari işleme dönüştüğü, söz konusu KHK'nın mahkemece nitelendirilmesi gerektiği Bakanlar Kurulu'nun, Anayasanın kendisine vermediği bir yetkiyi kullandığı, savunma hakkının ihlal edildiği, KHK'nın Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Başbakanlık tarafından savunma verilmemiş olup, Içişleri Bakanlığı tarafından verilen savunmada, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası terör örgütü FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hükümlerine göre Olağanüstü Hal ilan edildiği, peşpeşe çıkarılan KHK'lar ile anılan örgüte üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya irtibatı olanların kamu görevinden çıkarıldığı, yapılan düzenlemelerin Devletin güvenliğini ve milletin bekasını tesis etmeye yönelik haklı işlemler olduğu, bununla birlikte kanun gücünde düzenlemeler yapıldığından İdare Mahkemelerinin görev alanına giren idari işlem bulunmadığı, Mahkemece verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334'üncü maddesindeki koşulların gerçekleştiği görüldüğünden davacının adli yardım isteği kabul edilmek suretiyle, dava dosyası incelendi, işin gereği görüşüldü:
Anayasa'nın 148.maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde "....olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz ." hükmü yer almakta olup, davacının kamu görevinden çıkarılmasına yönelik 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK), Milli Güvenlik Kurulunun 20.07.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı ile Anayasa'nın 120.maddesi uyarınca hükümete olağanüstü hal ilan edilmesi tavsiyesinde bulunması üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nca, 21.07.2016 günü saat 01.00'den itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hal ilan edilmesinden sonra, olağanüstü hal kapsamında çıkarıldığı tartışmasızdır. Bu durumda, söz konusu KHK'nın Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa mahkemesine götürülme imkanı bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 02.11.2016 günlü ve E:2016/171, K:2016/164 sayılı kararında, olağanüstü dönem KHK'larının denetiminin Anayasa Mahkemesi tarafından değil, yasama organı tarafından yapılması gerektiği, bu hususun Anayasa'nın 121.maddesinin gerekçesinde "Olağanüstü haller Anayasamızda yeni bir şekilde düzenlenmiştir. Tabii afet ve ekonomik kriz hallerinde ve diğer hallerde hükümete yasama meclisinin denetimi altında kanun hükmünde kararname çıkartma yetkisi verilmiştir" şeklinde ifade edildiği vurgulanmıştır. Bu nedenle davacının kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK'nın Anayasa'ya aykırılığı iddiası yerinde görülmemiştir.
23 Ocak 2017 tarihli ve 29967 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında KHK'nin 1. maddesinde; "Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur. hükmüne yer verilmiş, aynı KHK'nın 7. maddesinde de; "Komisyona başvurular valilikler aracılığıyla yapılır. Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılanlar ya da ilişiği kesilenler, en son görev yaptıkları kuruma da başvurabilir. Başvuru tarihi, valiliklere veya ilgili kurumlara başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilir. Valilikler ve ilgili kurumlar kendilerine yapılan başvuruları gecikmeksizin Komisyona iletir. Mükerrer başvurular işleme alınmaz.
Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yapılan başvurular hakkında 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz.
Komisyonun başvuru almaya başladığı tarihten önce yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle ilgili olarak başvuru alma tarihinden itibaren altmış gün içinde; bu tarihten sonra yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle ilgili olarak ise Resmi Gazetede yayımlanma tarihinden itibaren altmış gün içinde yapılmayan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almıştır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, Komisyonun göreve başlamasından önce çıkarılan KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının ilgili komisyonun başvuru almaya başlamasından itibaren 60 gün içinde Valilikler veya en son görev yaptığı kurum aracılığı ile Komisyona başvurabileceği ve isteminin reddi halinde aynı KHK'nın 11. maddesine göre İdare Mahkemesinde dava açabileceği tabiidir.
Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/10/2016 gün ve E:2016/1078, K:2016/1050 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım istemi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 04/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)