(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 7, 11, 26, 125, 127) (4688 S. K. m. 18)
İSTEMİN ÖZETİ: Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/07/2017 gün ve E:2017/1764, K:2017/1577 sayılı kararın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: Cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Mardin İli, Mazıdağ İlçesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi uyarınca ''1/30 oranında aylıktan kesme'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 08/03/2017 tarih ve 07/30 sayılı okul müdürlüğü işleminin iptali ile işlem nedeniyle maaşından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; Anayasa, uluslararası sözleşme ve kanun hükümleri uyarınca, öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı karar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, sübuta ermeyen fiilden dolayı davacının, ''1/30 oranında aylıktan kesme'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, Anayasa'nın 125/son maddesi uyarınca dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmininin de gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile davacının tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı İdare; 4688 sayılı Kanun'un 18.maddesi hükmü uyarınca sendikanın yapabileceği faaliyetlerin sınırlı olduğu ve grev hakkının olmadığı, yine 657 sayılı Kanun'un 7, 11 ve 26. maddeleri uyarınca, kasıtlı olarak kamu hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması ve aksatılması sonucu doğuracak eylem ve hareketlerin sendikal faaliyet olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, davacının üyesi olduğu sendikanın aldığı eylem kararının, üyelerinin özlük, ücret ve çalışma şartları ile ilgili olmadığı, bu nedenle anılan karara uyularak yapılan eylemin sendikal eylem olarak değerlendirilerek hukuken korunmasına olanak bulunmaması nedeniyle davacının göreve gelmemesinin sendikal bir mazerete dayandığının kabulünün olanaklı olmadığını ileri sürmekte ve idare mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesinde; "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiili aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Mardin İli, Mazıdağ İlçesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacının, sendikanın aldığı karar uyarak 12-13 Ekim 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde okula gelmediğinin tespit edildiğinden bahisle Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 13/01/2016 günlü, 425210 sayılı yazısı üzerine Mazıdağ Kaymakamlığı tarafından verilen 18/01/2016 günlü, 583353 sayılı olur doğrultusunda davacı hakkında soruşturma başlatıldığı, söz konusu göreve gelmeme fiilinin başka illerde de işlenildiğinin tespiti üzerine Milli Eğitim Bakanlığı'nın 02/02/2016 günlü, 1182943 sayılı oluru ile ikinci bir genel soruşturma başlatıldığı ve Kaymakam oluru ile başlatılan soruşturmanın anılan soruşturmaya dahil edildiği, soruşturma sonucu düzenlenen 03/02/2017 tarih ve 591/03,03 sayılı raporda getirilen teklif doğrultusunda, dava konusu okul müdürlüğü işlemi ile davacının, belirtilen tarihlerde okula gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bu işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacının, özürsüz olarak 1-2 gün göreve gelmediği gerekçesiyle disiplin cezası ile cezalandırıldığı, göreve gelmeme eyleminin hangi tarihlerde gerçekleştirildiğinin işlemde açıkça belirtilmediği görülmekte ise de, soruşturmanın 12-13 Ekim 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde göreve gelmemeye yönelik olarak yapıldığı ve soruşturma sırasında davacının bu tarihlerde eyleme katılımı hususuna yönelik olarak savunmasının alındığı görüldüğünden, dava konusu işlemin davacının 12-13 Ekim 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde göreve gelmemesi nedeniyle verildiği sonucuna ulaşılmakla birlikte; davacı tarafından soruşturma sırasında alınan ifadesinde 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde yapılan eyleme katıldığı, ancak 29 Aralık 2015 tarihinde yapılan eyleme katılmadığı ve görevine geldiğinin ileri sürüldüğü, idarece de benzer dosyalardaki uygulamaların aksine, bu hususun gerçekliği ortaya konulmaksızın, okulda eyleme katılan tüm öğretmenler her iki eyleme de katılmış gibi işlem tesis edildiği ve savunma dilekçesinde bu hususa yönelik ayrıca bir açıklamaya da yer verilmediği görüldüğünden, davacının 29 Aralık 2015 tarihinde görevine gelmediği husususun somut olarak ortaya konulamadığı ve davacının görevi başında olduğu sonucuna ulaşıldığından, bu nedenle dava konusu işlemin, davacının 29/12/2015 tarihinde sendikal eyleme katılarak görevine gelmediği gerekçesiyle disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Dava konusu işlemin; davacının, 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde görevine gelmediğinden bahisle disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmına gelince;
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde,
"Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen hükümle, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde ve belirli sürelere uyulmak suretiyle yapılması, isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Yukarıda yazılı 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri de, kişinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması, belirlenen bir sürenin geçmiş olmasıyla cezalandırmadan beklenen sosyal faydanın ortadan kalkacağı düşüncesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla getirilmiştir. Bu bakımından yukarıdaki metinde yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu sürelerdir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca disiplinle ilgili işlemleri yapmak disiplin amirlerinin görevi olması nedeniyle, 657 sayılı Kanun'un 127.maddesi kapsamında düzenlenen zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlaması için disiplin cezasına konu fiilin, personelin sıralı disiplin amirlerinden herhangi birisi tarafından öğrenilmesinin yeterli olduğu, fiilin işlenildiğinin disiplin amiri tarafından öğrenilmesi üzerine ise yine sıralı disiplin amirlerinden herhangi birisinin vereceği olurla soruşturmaya başlanabilecek olması nedeniyle, bunun dışında yapılan incelemeler ile incelemeye esas disiplin amiri olmayanlar tarafından yapılan görevlendirmelerin soruşturma ve ceza verme zamanaşımı süreleri hesabında dikkate alınmayacağı, yine disiplin soruşturmasının amacının davacı hakkındaki iddiaların gerçek olup olmadığının ortaya çıkarılması olması nedeniyle, soruşturmaya başlanılması için anılan fiilin işlenildiğinin somut olarak tespit edilmesine gerek bulunmayıp, şüphe, şikayet ve iddianın bulunmasının soruşturma açılması için yeterli olduğu kuşkusuzdur.
Bakılan davada, davacının 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde sendikanın aldığı karara uyarak göreve gelmediği hususunun, anılan fiilin niteliği ve ülke çapında uygulanan bir eylem kararına dayanıyor olması nedeniyle etkileri ile okul müdürü tarafından gün sonu yapılması gereken işlemler çerçevesinde fiilin işlenildiği tarihte öğrenileceğinin kuşkusuz olduğu, davacının göreve gelmediğinin, disiplin amiri olan okul müdürü tarafından ve dolayısıyla davalı idare tarafından fiilin işlenildiği 12-13 Ekim 2015 tarihinde öğrenilmesine karşın davacı hakkında ancak 18.01.2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak soruşturmaya başlanıldığı ve disiplin cezası verildiği görülmektedir.
Bu duruma göre, davacının disiplin cezasına konu fiilinin idarece öğrenildiği 12-13/10/2015 tarihinden itibaren 657 sayılı Kanunu'nun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradıktan sonra ve 18.01.2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, işlemin iptali ile davacının tazminat isteminin kabulü ve maaşından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki idare mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/07/2017 gün ve E:2017/1764, K:2017/1577 sayılı karar sonucu itibariyle hukuka uygun olduğundan, davalı idarenin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle reddine, posta giderinden ibaret 64,30.-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davalı idare üzerinde bırakılmasına, başvuru gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 26/12/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)