(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Böbrek nakli yapılmasına karar verilen .... isimli davacı ile böbreğini vermeye rıza gösteren .... isimli davacının, yapılan tüm test ve sonuçlarda böbrek nakli yapılmasına engel bir durumlarının olmamasına rağmen; beyanlarında çelişki olduğu, alıcı ve verici arasında etik ve yasal olmayan bir durumun bulunduğu kanaatiyle naklin etik açıdan uygun olmadığına ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Organ Nakli Etik Komisyonu'nun 14/06/2017 günlü işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacıya akrabası olmayan kişiden yapılacak olan böbrek naklinin etik açıdan incelenmesi sonucu "alıcı ile verici arasında etik ve yasal olmayan bir durum olmadığı kanaati oluşmadığından" naklin uygun olmadığına karar verilmiş ise de; bu yöndeki kararın tesisi sırasında uygun görülmeme gerekçesi olarak "tarafların beyanları arasında özellikle zaman ve yer konularındaki çelişkiler" gösterilmesine karşın, bu durumun somut bir şekilde ortaya konulamadığı gibi, organ bağışı ve naklinin bedel ya da başka bir çıkar karşılığı yasal ve etik olmayan bir amaçla yapıldığı yolunda hukuken geçerli ve somut herhangi bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, diğer yandan; davacının hastalığının tedavisinin ise sadece böbrek nakli ile mümkün olduğu, yaşaması için bu yöntem dışında başkaca bir tedavinin de bulunmadığı dikkate alındığında, sadece karineye dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde amaç ve sebep yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline ilişkin İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/10/2017 tarih ve E:2017/1105, K:2017/1843 sayılı kararına karşı, davalı idarece yapılan istinaf başvurusunda, insan hayatı ve vücut bütünlüğünün ceza hukuku tarafından korunan değerlerin başında geldiğini, Anayasa hükümleri uyarınca güvenceye alınan yaşam hakkı ve vücut bütünlüğünün korunması amacıyla alınan kararda hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla, kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesinin 3. fıkrasında; "Bölge İdare Mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu mahkeme kararı hukuka uygun bulunduğundan ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 53,00.- TL istinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına ve artan posta avansının ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin (6) bendi uyarınca kesin olarak, 26.04.2018 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Dava; böbrek nakli yapılmasına karar verilen .... isimli davacı ile böbreğini vermeye rıza gösteren .... isimli davacının, yapılan tüm test ve sonuçlarda böbrek nakli yapılmasına engel bir durumlarının olmamasına rağmen; beyanlarında çelişki olduğu, alıcı ve verici arasında etik ve yasal olmayan bir durumun bulunduğu kanaatiyle naklin etik açıdan uygun olmadığına ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Organ Nakli Etik Komisyonu'nun 14/06/2017 günlü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İşlemin iptaline dair İdare Mahkemesi'nce verilen karara karşı davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakta, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
Anayasanın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen "yaşama hakkı" yalnızca yaşamını sürdürmek anlamında değil "sağlıklı yaşama hakkı"na da sahip olmak anlamındadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "iptal davaları", idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasakoyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
Menfaat ihlali, hak ihlali kavramından daha geniş kapsamlı olup; maddi veya manevi bir zararı bulunmasa dahi ilgiliye dava açma hakkı vermektedir. Ancak her halde menfaat ilgisinin, meşru, kişisel ve güncel olması gerekmektedir.
“Meşru menfaat” ilgisinden kasıt, kişi ile işlem arasında hukuken kabul edilebilir, dinlenilebilir veya korunmaya değer bir ilginin varlığı iken; “kişisel menfaat” ilgisiyle, işlemin, kişinin hukukunu etkilemesi, diğer bir anlatımla kişi bakımından hukuk aleminde sonuç doğurması kastedilmektedir. “Güncel menfaat” ise, söz konusu işlemin kişi üzerindeki hukuki etkisinin doğmak üzere olmasını veya halihazırda devam etmesini, işlemin uygulanabilir niteliğini yitirmemesini ifade etmektedir.
Bakılan davada; böbrek nakli yapılmasına karar verilen .... isimli davacı ile böbreğini vermeye rıza gösteren .... isimli davacının, yapılan tüm test ve sonuçlarda böbrek nakli yapılmasına engel bir durumlarının olmamasına rağmen; beyanlarında çelişki olduğu, alıcı ve verici arasında etik ve yasal olmayan bir durumun bulunduğu kanaatiyle naklin etik açıdan uygun olmadığına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Böbrek vericisi(....) ile birlikte alıcısı(....) "davacı" sıfatıyla birlikte dava açmışlardır. Alıcının davadaki menfaat iddiası, böbrek hastalığı nedeniyle yaşamının tehlikede olduğu iddiası; davacının iddiası ise; akraba olmayan alıcıya tamamen "insani" nedenlerle sağlıklı yaşam hakkı için çok önemli olan böbreğinin bir tanesini herhangi bir çıkar sağlamadan "gönüllü" olarak vermesinin engellenmesinden kaynaklı hukuki menfaatinin etkilenmiş olması iddiasıdır.
Dolayısıyla, her iki davacının dava açmak ile korumak istedikleri hukuki menfaatleri farklıdır. Daha doğru bir ifadeyle, "menfaat çatışması" vardır. Alıcı; böbrek naklinin engellenmesi nedeniyle "yaşam hakkı"nın tehlikeye düşeceğinden dava açmakta; verici olan davacı ise, tam tersi olarak böbreklerinden birini alınmasına rıza göstererek, "sağlıklı yaşam hakkı"nı riske ettiği halde, böbreğinin naklini engelleyen, vücut bütünlüğünü koruyan, sağlıklı yaşam hakkına olumlu katkı sağlayacak olan işlemin hukuki menfaatini korumadığı iddiasıyla iptalini istemektedir.
Böbrek vericisi(....) olan davacının, bir böbreğinin naklini engelleyen işlem sonucunda, vücut bütünlüğü korunmak suretiyle sağlıklı yaşam hakkının korunmasından sağlayacağı yarar ile böbrek naklini engelleyen işlemden kaynaklı duyacağı "üzüntü"nün ortadan kalkması amacıyla kullanacağı "mahkemeye erişim hakkı" arasındaki yarar dengesi gözetildiğinde, kendisi için olumlu nitelikli bir işlemden olumsuz olarak menfaatinin etkilendiği iddiası dinlenebilir bulunmamaktadır.
Yapılan bütün bu açıklamalar bağlamında, davacılardan ....'ın sağlıklı yaşam hakkını, vücut bütünlüğünü, organ bütünlüğünü koruyan, dolayısıyla hukukuna sahip çıkan idari işlemden menfaatinin olumsuz etkilenmediği hususu gözetilerek davanın .... yönünden "ehliyet yönünden reddine" karar verilmesi gerekirken, işlemin esasıyla ilgili değerlendirme yapılarak verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun öncelikle "usul kuralları" uyarınca kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
İşlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararının esası ile ilgili yapılacak değerlendirmeye gelince;
Böbrek vericisi ile alıcısının İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Organ Nakli Etik Komisyonu önünde verdikleri beyanları arasında ciddi farklılıkların bulunması, tanışıklıklarının varlığı konusunda çelişki içeren bilgilerin çokluğu karşısında, davacılar arasında böbrek naklinde yasal ve etik olmayan bir durumun varlığı ile ilgili olarak alınan kararda hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yapılan açıklamalar bağlamında, öncelikle, davacılardan .... yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası ile ilgili karar veren İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun usul yönünden kabulüne, işin esası yönünden de; işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işlemin iptaline dair verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, istinaf başvurusunun reddine dair verilen karara katılmıyorum. (¤¤)