(3194 S. K. m. 32, 42) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul ili, Güngören ilçesi, …… Sokağı, (69 pafta, 944 ada, 375 parselde) ruhsatsız baz istasyonu kurulduğunun 04/11/2016 tarihli ve S/236 sayılı, 160 cilt, 23 yaprak nolu yapı tatil tutanağı ile tespit edildiğinden bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2 ve 4. fıkraları uyarınca davacı şirkete 16.033,62 TL para cezası verilmesine ilişkin 18/11/2016gün ve 1429karar sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılan davada; ruhsat alınmaksızın yapılan baz istasyonu nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen 790,36 TL para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, yapının mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetine karşı tehdit oluşturduğu, ruhsat hükümsüz hale gelmesine rağmen inşaatın sürdürüldüğü ve çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet verdiğinden bahisle temel para cezasının artırımına ilişkin somut ve ikna edici bir tespit yapılmadığı ve Kanun’un 32. maddesinde kaldırılması için davacıya tanınan süre geçmeden Kanun’un 42. maddesinin 4. fıkrası uyarınca para cezasının 6.312,85 TL ve 9.484,27 TL artırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle para cezasının 15.807,10-TL'lik kısmını iptal eden, 790,35-TL'lik para cezası yönünden davayı reddeden İstanbul 5. İdare Mahkemesi Hakimliğinin 31/05/2017 tarih ve E:2016/2309, K:2017/1337 sayılı kararının; davacı tarafından, yapı tatil tutanağı ile verilen 30 günlük süre dolmadan ve yapı tatil tutanağında belirtilen hususlara uyulup uyulmadığı tespit edilmeden işlem tesis edildiği, para cezasının fahiş olduğu, baz istasyonun ne şekilde ve hangi bölümlerinin yapının taşıyıcı unsurlarını etkilediği açıklanmaksızın yapılan tespitlere istinaden idari işlem tesis edilemeyeceği, davalı idarenin işlem yapma yetkisinin bulunmadığı; bu yetkinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ait olduğu, Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yer alan baz istasyonlarına yer seçim belgesi verme yetkisinin Büyükşehir Belediyesine ait olduğu, Büyükşehir Belediyesinin yetkisi dahilinde bulunan bir alanda ilçe belediyesi tarafından işlem tesis edilmesinin yetki tecavüzü oluşturacağı öne sürülerek "ret" kısmının; davalı idare tarafından, yapı tatil tutanağını ikmal eden bir nevi tespit tutanağı niteliğini taşıyan teknik raporda söz konusu baz istasyonunun çevre ve sağlık şartlarına aykırı olduğu, can ve mal emniyetini tehdit ettiğinin açıkça belgelendiği, aykırılıkların giderilmesi yönünden davacının bir girişiminin olmadığı, 3194 sayılı Yasanın 42. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kesilen cezanın da yasaya uygun olduğu öne sürülerek "iptal" kısmının; istinaf yoluyla kaldırılması ve talepleri gibi karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin; 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 6. Fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
Her ne kadar 01/10/2017 itibariyle yürürlüğe giren 03/07/2017 tarihli Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. Maddesi ile elektronik haberleşme cihazlarının kurulumu için plan kararı aranmayacağı ve bu imalatlar için yapı ve/veya yapı kullanma izin belgesi alma zorunluluğu bulunmadığı belirtilmişse de, Anayasa Mahkemesi'nin normlar hiyerarşisinde yönetmeliklerin üzerinde yer alan bir Kanun hükmünün iptaline ilişkin 01/10/2009 tarih ve E:2006/129, K:2009/121 sayılı kararı dikkate alındığında, söz konusu yönetmelik hükmünün, somut olay itibariyle ihmal edilebilir bir norm olarak kabulü zorunludur.
İstinaf başvurusu; İstanbul ili, Güngören ilçesi, …….. Sokağı, (69 pafta, 944 ada, 375 parselde) ruhsatsız baz istasyonu kurulduğunun 04/11/2016 tarihli ve S/236 sayılı, 160 cilt, 23 yaprak nolu yapı tatil tutanağı ile tespit edildiğinden bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2 ve 4. fıkraları uyarınca davacı şirkete 16.033,62 TL para cezası verilmesine ilişkin 18/11/2016 gün ve 1429 karar sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılan davayı; kısmen iptal eden, kısmen reddeden ilk derece mahkemesi kararının davacı ve davalı idare tarafından aleyhlerine olan kısımların kaldırılması istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu 16.597,45-TL para cezasının detayına bakıldığında; 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanan 790,35-TL ile aynı Yasanın3. fıkrası uyarınca, yapılan imalatın; "çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması" sebebiyle 6.322,83 TL, "can ve mal emniyetini tehdit etmesi" sebebiyle 9.484,27 TL ceza ilavelerinden oluştuğu görülmektedir.
Uyuşmazlığın özelliği gereği para cezasının, 42.maddesinin 2. fıkrası ile 3.fıkrasına göre kesilen miktarlarının ayrı ayrı ele alınması yerinde olacaktır.
I) 3194 sayılı Yasanın 42. maddesinin 2.fıkrası uyarınca kesilen (790,35-TL)miktar (davacı) yönünden;
Ruhsata tabi olduğu halde, davacı şirket tarafından ruhsatsız inşa edilen baz istasyonu için 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasındaki kriterler çerçevesinde hesaplanan nispi para cezasının, aynı maddede belirtilen güncellenmiş maktu miktarın altında kalması sebebiyle 790,35-TL maktu tutarda belirlenen temel para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığından, itiraza konu kararın bu miktara (790,35-TL'ye) ilişkin kısmında usul ve hukuka aykırı bir husus görülmemiştir.
Dolayısıyla, davacının istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.
II) 3194 sayılı Yasanın 42. maddesinin 3.fıkrası uyarınca kesilen(6.312,85-TLve 9.484,27-TL) miktarlar (davalı) yönünden;
3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 3. fıkrasında; "18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41 inci maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
42. maddenin ikinci fıkrasında, ruhsat alınmaksızın ya da ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması fiili cezalandırıldığı halde, üçüncü fıkraya göre verilecek cezanın, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapının tespiti halinde, 32. maddedeki mükellefiyeti yerine getirmeyerek bir ay içinde ruhsat almayan ya da yapısını ruhsata uygun hale getirmeyenlere yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, ruhsat almadan ya da ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının tespiti halinde, yapı tatil tutanağının düzenlenmesinden itibaren 32. maddede öngörülen bir aylık süre sonunda ruhsatın alınmamış ya da ruhsata aykırılıkların giderilmemiş olduğunun tespiti durumunda, üçüncü fıkraya göre ceza verilebilecek, ruhsatsız yapı yapıldığı tespit edilmiş olmasına rağmen Kanunda öngörülen bir aylık süre içerisinde ruhsatın alınmış ya da ruhsata aykırılığın yapı sahibi tarafından giderilmiş olduğu durumlarda ise, üçüncü fıkraya göre ceza verilmesi olanaklı olmayacaktır. Ruhsata bağlanma olanağı bulunmayan yapılarda ise, yapı sahibine yüklenen mükellefiyetin bir aylık süre içerisinde yapıyı kaldırmak olacağı açıktır.
Uyuşmazlık konusu olayda, 3194 sayılı İmar Kanunu 42. maddesinin 3. fıkrasının, bu Kanunun 32. maddesindeki mükellefiyetlerin yerine getirilmemesini, yani bir ay içinde ruhsat alınmaması ya da yapının ruhsata uygun hale getirilmemesi fiilinin cezalandırıldığı göz önüne alındığında, dava konusu ruhsata aykırılıkların 04/11/2016 tarihinde idare tarafından yapılan denetim sonucu düzenlenen aynı tarihli yapı tatil tutanağı tespit edildiği, bu tarihten itibaren bir ay geçmeden dava konusu işlemin tesis edildiği, yani davacının bu fıkra uyarınca cezalandırılması ön koşulu olan bir aylık süre tanınması şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; istinafa konu mahkeme kararının, dava konusu 18/11/2016 tarih ve 1429 sayılı encümen kararının 15.807,10-TL’lik cezanın iptaline ilişkin kısmının da sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu işleme dayanak teşkil eden yapı tatil tutanağı ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca ruhsatsız yapının yıkımına ilişkin 18/11/2016 tarih ve 1285 sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli veE:2016/2228, K:2017/1120 sayılı kararın kaldırılmasına yönelik davacı istinaf isteminin Dairemizin 29/11/2017 tarih ve E:2017/2944 ve K:2017/1805 sayılı kararı ile reddedildiği görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu İstanbul 5.İdare Mahkemesi Hakimliğinin 31/05/2017 tarih ve E:2016/2309, K:2017/1337 sayılı kararında Kanunun 45/4. maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı Kanunun 45/3. maddesi uyarınca davacı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, davalı idare istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen gerekçe ile REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan istinaf yargılama giderinin taraflar üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında fazladan yatırılan 31,40 TL harcının istemi halinde davacıya iadesine, posta gideri avansından kalırsa artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 26/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)