İSTEMİN ÖZETİ: Afyon Kocatepe Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığında mühendis olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda fetullahçı terör örgütü'nün (FETÖ/PDY) faaliyetleri ile ilişkili olduğu gerekçesiyle 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 8/d fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına dair Afyon Kocatepe Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 06.09.2016 tarih ve 36 sayılı işleminin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının, 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Afyon Kocatepe Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 06.09.2016 tarih ve 2016/410 sayılı kararı ile kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiş ise de; dava konusu işlemden sonra 22.11.2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu Personeline İlişkin Tedbirler" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında; Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı, bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmayacağı, haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edileceği ''düzenlemesinin getirildiği, bu düzenlemeye ekli 4 sayılı liste'de davacının ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı anlaşılmış olup, davacının kamu görevinin bir yasama hükmü olan Kanun Hükmünde Kararname ile doğrudan sonlandırılması karşısında, ortada Mahkememizce idarece tesis olunan hukuki denetimin yapılacağı sonucuna ulaşıldığı idari bir işlemin kaldığından söz etmenin mümkün olmadığı açık olup, davanın konusuz kaldığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle Afyonkarahisar İdare Mahkemesi'nce verilen konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin 02.12.2016 tarih ve E:2016/837, K:2016/1259 sayılı kararının, davacı vekili tarafından; müvekkilinin meslekten ihracı yönünde tesis olunan işlemin bir idari işlem statüsünde olduğu, dava konusu işlem tesis edilirken müvekkilinin savunmasının alınmadığı, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının, 22.11.2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ekinde yer verilen listede adının geçmesi suretiyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden ihraç edildiği ileri sürülerek davacı tarafın istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava; Afyon Kocatepe Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığında mühendis olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda fetullahçı terör örgütü'nün (FETÖ/PDY) faaliyetleri ile ilişkili olduğu gerekçesiyle 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 8/d fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına dair Afyon Kocatepe Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 06.09.2016 tarih ve 36 sayılı işleminin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, iptal davaları, "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar" olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının konularından birini oluşturan bireysel idari işlemler, belli kişiler üzerinde yeni bir hukuki durum yaratma veya değiştirme gibi sonuçlar doğurmakta olup, görevli ve yetkili yargı merciince bu işlemler iptal edilinceye veya işlemi tesis eden idarece geri alınıncaya, kaldırılıncaya, değiştirilinceye veya düzeltilinceye kadar hukuki geçerliliğini korumaktadır. Dolayısıyla bireysel işleme karşı açılmış bir iptal davası söz konusuysa, bu dava sonuçlanıncaya kadar hakkında işlem tesis edilen kişi ile işlem arasındaki ilişki işlemin ilk tesis edildiği hukuki sebeplerle birlikte devam eder nitelik arz etmekte olduğundan, iptal davasında idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin işlem tarihi itibariyle geçerli olan düzenlemeler esas alınarak yapılacağı da yargısal içtihatlarla kabul görmüştür.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı üniversite bünyesinde mühendis olarak görev yapan davacının, 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Üniversite Yönetim Kurulu'nun 06.09.2016 tarih ve 36 sayılı işlemiylekamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davayı açtığı, dava konusu işlemden sonra yayımlanarak 22.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname hükmüne göre ekli listede yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı ve davacının da bu listede isminin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 668 sayılı KHK'de; "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmü öngörülmüş, 668 sayılı KHK ile yapılan değişikle "2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla, yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarındaki 657 sayılı Kanuna tabi personel bakımından ise yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarındaki en üst yöneticisinin teklifi üzerine, yükseköğretim kurumlarında Üniversite Yönetim Kurulunun, yükseköğretim üst kuruluşlarında ise Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmü getirilmiş, davacı hakkında da bu düzenleme uyarınca Üniversite Yönetim Kurulu kararı ile dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince, davacının kamu görevinin bir yasama hükmü olan Kanun Hükmünde Kararname ile doğrudan sonlandırılması nedeniyle Mahkemelerince hukuki denetimin yapılacağı bir idari işlemin kalmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiş ise de, sözü edilen ve sonradan yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname hükmünün, davacının üniversite yönetim kurulu kararıyla kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemi ortadan kaldırıcı veya değiştirici nitelikte olmadığı, esasen iki işlemin niteliğinin ve hukuki irdelemesinin farklı hukuki kurallara tabi olduğu görüldüğünden, davanın konusuz kaldığı söylenemez.
Bu durumda; Mahkemece, davacı tarafından iptali istenen ve Kanun Hükmünde Kararname'nin atıf yaptığı yasa hükmüne istinaden yönetim kurulu kararı ile ihracına yol açan işlemin hukuki denetimi yapılarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hukuken denetleme olanağı olmayan KHK ve ekindeki liste dikkate alınarak yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın konusuz kaldığından bahisle "karar verilmesine yer olmadığı" yolunda verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf istemine konu Afyonkarahisar İdare Mahkemesi'nin 02.12.2016 tarih ve E:2016/837, K:2016/1259 sayılı kararının kaldırılmasına, kaldırma kararı doğrultusunda yeniden bir karar verilmek üzere esas kaydı kapatılarak dosyanın Afyonkarahisar İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, mahkemece verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde doğrudan Dairemize veya Dairemize iletilmek üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan yerlere verilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 25.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)