(6831 S. K. m. 2) (2577 S. K. m. 3, 15, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Beykoz İlçesi, …… 28 pafta, 184 ada, 7 sayılı parsel üzerinde bulunan (4 kapı nolu) gecekondu için davacıların murisi ...... adına düzenlenen (13/02/1986 onay tarihli, 1/43391 sayılı) tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesi yolunda yaptıkları başvurularının reddine ilişkin (11/05/2001 tarihli) işleme karşı açtıkları davası (İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 27/03/2012 tarih ve E:2011/1480, K:2012/761 sayılı kararıyla) reddedilen davacıların, söz konusu parselin, "6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olduğunu ve orman niteliğini yitirdiğini tespit ederek hazine adına tescil eden" Beykoz Kadastro Mahkemesinin kararı üzerine anılan tapu tahsis belgesinin tapuya çevrilmesi yolundaki 21/06/2016 tarih ve ….. sayılı başvurularının cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı; davacıların daha önce açmış olduğu davada kesin hüküm niteliği kazanan yargı kararının varlığı karşısında, aynı konuda idareye tekrar başvuru yapılarak zımnen reddedildiği gerekçesiyle tarafları ve konusu aynı olan iş bu davanın esasının inceleme olanağının bulunmadığı; gerekçesiyle kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddeden İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 22/09/2016 tarih ve E:2016/1322, K:2016/1457 sayılı kararının; davacı tarafından, Beykoz Kadastro Mahkemesinin 2/B kapsamındaki tespiti ve 4706 sayılı Yasa ile daha önce 3. İdare mahkemesine açılmış olan davanın dayanağı farklı olup 1981 sayılı Yasadan doğan hak sahipliğinin o günkü koşullarda iptal edilmiş olduğu gerekçesiyle reddedildiği, oysa yeni talebin yeni yasa ve kararlara dayandığı, önceki dava ile hukuki sebeplerin farklı oluğu; öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacıların aynı konuda defalarca davalar açtıkları, hakkı kötüye kullandıkları, önceki davanın kesin hüküm oluşturduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin; 5. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükmü yer almaktadır.
İstinaf başvurusu; İstanbul İli, Beykoz İlçesi, ...... 28 pafta, 184 ada, 7 sayılı parsel üzerinde bulunan (4 kapı nolu) gecekondu için davacıların murisi ...... adına düzenlenen (13/02/1986 onay tarihli, 1/43391 sayılı) tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesi yolunda yaptıkları başvurularının reddine ilişkin (11/05/2001 tarihli) işleme karşı açtıkları davası (İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 27/03/2012 tarih ve E:2011/1480, K:2012/761 sayılı kararıyla) reddedilen davacıların, söz konusu parselin, "6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olduğunu ve orman niteliğini yitirdiğini tespit ederek hazine adına tescil eden" Beykoz Kadastro Mahkemesinin kararı üzerine anılan tapu tahsis belgesinin tapuya çevrilmesi yolundaki 21/06/2016 tarih ve 5578 sayılı başvurularının cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı; kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddeden ilk derece mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.
İdari işlemlerin iptali istemiyle menfaati etkilenecek olan kişiler tarafından dava açılabileceği tabiidir. İptal davasına konu işlemlerde kesin hükmün varlığından söz edebilmek için aynı işlemin dava konusu edilmiş olması yeterli olmayıp, davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin de aynı olması gerekmektedir.
Mevcut davada, "kesin hüküm" olup olmadığı kanısına varılabilmesi için öncelikle davanın konusu ve sebebinin hiçbir duraksamaya neden olmayacak açıklıkta ortaya konulması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3.maddesinin (2/b) bendinde, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin dilekçelerde gösterileceği; 15/1-d maddesinde, 3.maddeye aykırı bulunan dava dilekçelerinin yeniden düzenlenmesi veya noksanlarının tamamlanması için otuz gün içinde dava açılmak üzere reddedileceği; hükme bağlanmıştır.
Olayda, İstanbul İli, Beykoz İlçesi, ...... 28 pafta, 184 ada, 7 sayılı parsel üzerinde bulunan (4 kapı nolu) gecekondu için davacıların murisi ...... adına düzenlenen (13/02/1986 onay tarihli, 1/43391 sayılı) tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesi yolunda yaptıkları başvurunun reddine ilişkin (11/05/2001 tarihli) işleme karşı aynı davacılar tarafından açılan dava, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 27/03/2012 tarih ve E:2011/1480, K:2012/761 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiş ise de, söz konusu parselin, "6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olduğunu ve orman niteliğini yitirdiğini tespit ederek hazine adına tescil eden" Beykoz Kadastro Mahkemesinin 28/01/2016 tarihli kararıyla ortaya yeni bir hukuki durumun çıktığı görülmekte olup; bakılmakta olan davanın, 2981 sayılı Yasa kapsamında tapu verilmesi istemiyle mi, yoksa 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi kapsamına alınan taşınmazın 4706 sayılı Yasa uyarınca satışı amacıyla mı açıldığının ortaya konulması, kesin hüküm olup olmadığının tespiti bakımından önem taşımaktadır.
Davacılar adına vekili tarafından, idareye verilen 21/06/2016 tarih ve 5578 sayılı başvuru dilekçesinde, hem 2981 sayılı Yasa kapsamında tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesinden, hem de söz konusu taşınmazın 2/B arazisi kapsamında olduğundan bahsedilmesine karşın, dava dilekçesinin; "Konusu" kısmı ile "Talep" kısmının 1. maddesinde, "murislerinden intikalen gelen tapu tahsis belgesine dayalı ve 2/B vasfındaki kullanıcısı oldukları taşınmazın kendilerine verilmesi ve tapuya çevrilmesine dair 21/06/2016 tarih ve 5578 sayılı talebin reddine dair kararın" iptali talep edilirken, "Talep" kısmının 1. maddesinde, (Açıklamalar bölümünün 3. maddesinde de bahsi geçen) 15/06/2016 tarih ve ….. sayılı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptalinin talep edildiği görülmekte olup, "Konu" ve "Talep" kısmında farklı başvuru tarihlerine yer verilerek istemlerde çelişki yaratan dava dilekçesinin, "Açıklamalar" kısmında, hem 2981 sayılı Yasa kapsamında tapu verilmesi, hem de 2/B vasıflı arazinin 4706 sayılı Yasa uyarınca satışından bahsedilmiş olması sebepleriyle, mevcut davanın, 2981 sayılı Yasa kapsamında tapu verilmesine yönelik mi, yoksa Kadastro Mahkemesi kararı ile 2/B kapsamına alınan söz konusu yerin 4706 sayılı Yasa uyarınca satışının talep edilmesine yönelik mi olduğu net olarak anlaşılamamaktadır.
Bu durumda, Mahkemece, öncelikle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3.maddesine uygun düzenlenmeyen dava dilekçesinin reddedilmesi suretiyle, davanın konusu ve sebebinin açıklığa kavuşturulması ve yenilenen dilekçeye göre, "kesin hüküm" bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesi gerekirken, davayı, "2981 sayılı Yasa uyarınca tapu verilmesi" talebine hasren ele almak suretiyle, kesin hüküm bulunduğu kabulüyle verilen incelenmeksizin ret kararında usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 22/09/2016 tarih ve E:2016/1322, K:2016/1457 sayılı "incelenmeksizin ret" kararının KALDIRILMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Yasa ile değişik "istinaf" başlıklı 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yukarıda belirtilen esaslara göre yeniden değerlendirme yapmak üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 30.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)