(2577 S. K. m. 13, 31, 45) (6100 S. K. m. 282)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılardan ......'ün Pendik Devlet Hastanesi'nde doğum sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle doğan çocukları ......'ün %94 oranında ağır özürlü olmasına sebebiyet verildiği iddiasıyla, uğramış olduğu beden gücü kaybına ve bakıcı giderlerine ilişkin 1.766.824,56-TL maddi tazminatın (ıslah edilmiş haliyle) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dosyada davacılar tarafından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumundan alınan bilimsel mütalaa ve diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, bebeğin %94 özürlü olmasının doğum sırasında solunum sıkıntısı yaşamasının temel sebebi olduğu ve doğum sırasında havasız kalmasının uzayan doğum sürecine zamanında müdahale etmeyen hastanenin sebep olduğu, bu sebeple idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, 779.664,81TL maddi zararın 1.000,00TL'sının adli yargıda dava açıldığı 11.11.2011 tarihinden itibaren, 778.664,81TL'sının ıslah tarihi olan 17.01.2017 tarihinden itibaren, 29.640,88TL'sı bakıcı giderinin 11.11.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle tazminine, dava süresince ve daha sonraki yıllar için yapılacak bakıcı gideri tazminat hesaplamasının ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden ve ağır engelli kişinin yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılının başında peşin olarak davacılara ödenmesine ilişkin İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 15/09/2017 tarih ve E:2014/1220, K:2017/1745 sayılı kararın; davalı idarece, 2577 sayılı yasanın 13.maddesi uyarınca belirlenen 1 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği, dava konusu ile ilgili İstanbul Anadolu 29.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, İstanbul Adli Tıp Kurumu'na yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, vakum uygulaması gibi yardımcı yöntemler ile normal doğum gerçekleştirilmeye çalışılması ve uzayan doğum eyleminde anneden kaynaklandığı bildirilen sebeplerle acil sezaryen uygulanmasının uygun olduğu, bebekte oluşan sefal hematomun vakum uygulamasından kaynaklanabileceği bu durumun işlemin niteliğinden kaynaklandığı, gebenin takibi ve yapılan tıbbi müdahalelerde herhangi bir kusur ya da ihmal unsuru tespit edilmediğinin belirtildiği, yapılan hizmet ile oluşan zarar arasında hizmet kusuruna dayalı bir ilişkinin bulunmadığı, olumsuz olarak nitelendirilebilecek her neticenin riski yüksek bulunan sağlık hizmetinin iyi işlemediği hüküm ve sonucuna bağlanmasının mümkün olmadığı, idarenin sorumluluğunun dava konusu olayda gerçekleşmediği iddialarıyla istinaf yoluna başvurularak, kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi, müdahil vekili tarafından;konuyla ilgili olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun aksine karar verildiği, ortaya çıkan durum ile verilen sağlık hizmeti arasında nedensellik bağının bulunmadığı, dosyada mevcut mütala ile Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği, eksik inceleme sonucu verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddiaları ile istinaf yoluna başvurularak, kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi davacı vekili tarafından; hükmedilen maddi tazminata davalı idareye başvuru tarihi yada dava açma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği, içtihatların da bu yönde olduğu, Türk Borçlar Kanun'un 55.maddesi uyarınca, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararları için hesaplanan zarardan, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği, hesaplanan bakıcı giderleri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, talep edilen manevi tazminat isteminin karara bağlanmadığı gibi karar konusu dahi yapılmadığı ileri sürülerek, istinaf yoluyla kararın bu yönden kaldırılarak bu kısımlar yönünden yeniden yargılama yapılması istenilmektedir.
DAVALI İDARE SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
MÜDAHİL SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun, 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığı'nın hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınarak, müdahilin duruşma istemi de yerinde görülmediğinden işin gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesinin 3. fıkrasında; "Bölge İdare Mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü yer almaktadır.
Dava, davacılardan ......'ün Pendik Devlet Hastanesi'nde doğum sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle doğan çocukları ......'ün %94 oranında ağır özürlü olmasına sebebiyet verildiği iddiasıyla, uğramış olduğu beden gücü kaybına ve bakıcı giderlerine ilişkin 1.766.824,56-TL maddi tazminatın (ıslah edilmiş haliyle) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31.maddesinin 1.fıkrasında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlardan olmak üzere, "delillerin tespiti" hususunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanacağı kurala bağlanmış, aynı maddede bilirkişi incelemesi yaptırılmasıyla ilgili hususlarda uygulanacak kurallara ilişkin olarak da Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 187.maddesinde, İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturacağı ve bu vakıaların ispatı için delil gösterileceği 189.maddesinde, tarafların, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip oldukları 191.maddesinde, diğer tarafın, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabileceği, karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmayacağı 198.maddesinde, Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendireceği 293.maddesinde, tarafların, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilecekleri belirtilmiştir.
Aynı Yasanın 266. maddesinde de, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı Yasanın 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi; verilen rapor dikkate alınmaksızın uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesine de hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Yukarıda alıntısı yapılan yasa hükümlerinden, görülmekte olan davada davanın çözümüne esas olmak üzere, tarafların delil niteliğindeki bilgi ve belgeler ile iddialarını ispat yoluna gidecekleri, diğer taraftan hükme esas alınabilecek ve delil niteliğinde bulunan bilgi ve belgelerin karşı tarafa cevap hakkı kullanılmak üzere tebliğ edileceği ve karşı tarafın delil niteliğindeki konularda cevap verme hakkının kullandırılacağı, bu bağlamda tarafların iddialarını ispatlamak için konuyla ilgili uzmandan bilimsel mütalaa alabilecekleri belirtilmekle birlikte, bilimsel mütalaa da dahil olmak üzere, tarafların sunduğu tüm bilgi ve belgelerin delil niteliğinin takdiri mahkemeye ait bulunmakta olup, diğer yandan özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde ve hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak amacıyla bilirkişiye başvurulması esastır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacılardan ......'ün, gebelik süresinin dolduğu ve doğum sancısı bulunduğu nedeniyle 28.06.2008 tarihinde Pendik Devlet Hastanesine saat 05.00'de başvurduğu, kadın doğum uzmanı ve hemşirelerin muayene etmeleri sonucu henüz doğum vaktinin gelmediği nedeniyle evine gönderdikleri, ancak sancıların artması üzerine aynı gün saat 21.00'de tekrar müracaat ettiği ve doğum yaptırılmak üzere yatışının yapıldığı, yapılan müdahalelere rağmen normal doğumun gerçekleşmemesi üzerine 29.06.2008 tarihinde saat 02.00'de sezeryan ile doğumun gerçekleştiği, ancak doğum öncesi sağlıklı olan bebeğin "Ağır düzeyde mental retardasyon" tanısıyla %94 oranında ağır özürlü olduğu, İstanbul 10.İdare Mahkemesinde dava açılmadan önce İstanbul Anadolu 29.Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı idare aleyhine açılan tazminat davası ile ilgili olmak üzere, İstanbul Anadolu 29.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Adil Tıp Kurumuna yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 16.12.2013 tarihli raporda, gebenin hastaneye gelişinde tespit edilen bulgular dikkate alındığında, gebeliğin normal vajinal yolla sonlandırılması doğum eyleminde vakum uygulanması gibi yardımcı yöntemler ile normal doğum gerçekleştirilmeye çalışılmasının ve uzayan doğum eyleminde anneden kaynaklandığı bildirilen sebeplerle acil sezeryan uygulanmasının uygun olduğu, bebekte oluşan sefal hematomun vakum uygulamasından kaynaklanabileceği, bu durumun işlemin niteliğinden kaynaklandığı, gebenin takibi ve yapılan tıbbi müdahalelerde herhangi bir kusur ya da ihmal unsuru tespit edilemediği belirtilmiş, aynı olayla ilgili davacılar tarafından ibraz edilen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında görev yapan Prof.Dr. ...... ve Uzm.Dr. ...... tarafından hazırlanan bilimsel mütalaada bebekte oluşan özür gelişiminde; uzayan doğum travayına bağlı olarak doğumda bebekte ortaya çıkan fetal distres (oksijensiz kalma) klinik tablosunun birincil derecede etken olduğu, ayrıca bebekte doğum sırasında yapılan vakum uygulamasının ise bebekte doğuştan mevcut Faktör 8 Eksikliği (Hemofili Hastalığı) zemininde doğum sonrası sefal hematom dışında beyinde yaygın ödem gelişmesinde ve ömür boyu şant uygulanmasında müştereken kolaylaştırıcı faktör olarak rol oynadığı, bu nedenle yapılan tıbbi müdahalede dikkat-özen eksikliği ve kusurlu uygulama yapıldığının belirtildiği ve bu mütalaanın karşı tarafa da tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
Taraflarca İstinaf başvurusuna konu olan 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 15/09/2017 tarih ve E:2014/1220, K:2017/1745 sayılı kararın, davacılar tarafından ibraz edilen ve yukarıda açıklanan bilimsel mütalaa esas alınarak, davalı idarenin kusurlu olduğu sonucuna varıldığı ve kararın anılan bilimsel mütalaa üzerine inşaa edildiği görülmüş olup; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un yukarıya alıntısı yapılan hükümleri uyarınca, tarafların, karara etkisi olabilecek her türlü bilgi ve belge ile bilimsel mütalaa sunabilecekleri ve mahkemelerin tek yanlı ibraz edilen bilgi ve belgelerin taktirini yaparken, hukuki delil niteliğinin takdirini yapacakları açık olmakla birlikte, takdire dayalı varılan sonucun her türlü şüpheden uzak olması gerektiğinden, istinafa konu mahkeme kararında taraflardan birinin sunduğu mütalaanın, bilirkişi raporu yerine karara esas alınması isabet görülmemiştir.
Diğer yandan, İstanbul 10.İdare Mahkemesinde dava açılmadan önce İstanbul Anadolu 29.Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı idare aleyhine açılan tazminat davasında anılan Mahkeme tarafından olayla ilgili olarak Adil Tıp Kurumuna yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 16.12.2013 tarihli raporda gebeliğin normal vajinal yolla sonlandırılması doğum eyleminde vakum uygulanması gibi yardımcı yöntemler ile normal doğum gerçekleştirilmeye çalışılmasının ve uzayan doğum eyleminde anneden kaynaklandığı bildirilen sebeplerle acil sezeryan uygulanmasının uygun olduğu, bebekte oluşan sefal hematomun vakum uygulamasından kaynaklanabileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkeme kararı bilimsel mütalaa üzerine inşaa edilmiş ise de, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bilirkişi raporunda da doğum sonrasında bebekte oluşan sefal hematomun vakum uygulamasından kaynaklanabileceğinin açıkça belirtildiği dikkate alındığında, tespitlerinden yararlanılan anılan bilirkişi raporu ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucu, yapılan müdahalede özensizlik olduğu ve hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varıldığından, mahkeme kararının sonucu itibariyle hukuka uygun olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı istinaf başvurusuna gelince; dava dilekçesinde uğranıldığı belirtilen maddi kayıplar karşılığı olmak üzere, şimdilik kaydıyla 1.000,00TL maddi tazminat istenildiği ve daha sonra 09.01.2017 tarihinde maddi tazminat isteminin ıslah edildiği görüldüğünden, manevi tazminat istemi bulunmadığından, bu husustaki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu mahkeme kararı hukuka uygun bulunduğundan ve başvuru dilekçelerinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, davalı idare ve müdahil istinaf başvurularının yukarıdaki gerekçe ile reddine, davacılar istinaf başvurusunun ise, mahkemece tesbit edilen maddi tazminat, faiz ve vekalet ücretine ilişkin hüküm kısmı Dairemizce de yerinde görüldüğünden reddine, aşağıda dökümü yapılan istinaf yargılama giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına ve artan posta avansının ilgililerine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesinin (d) fıkrası uyarınca 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 13/03/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)