(2709 S. K. m. 38) (2918 S. K. Ek. m. 2) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirkete ait …. plakalı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3. maddesi uyarınca trafikten men edilmesine ilişkin 27/11/2016 tarih ve 0633198 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının birinci ve ikinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 11/09/2014 tarihli E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararı ile iptal edildiğinden, araç sahibi olan davacı hakkında tesis edilen aracın trafikten men edilmesine ilişkin işlemin yasal dayanağı kalmadığı gerekçesiyle "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/05/2017 tarih ve E:2016/2134, K:2017/1240 sayılı karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurularak; tutulan tutanakla korsan taşımacılık yapıldığının sabit olduğu, aracın trafikten men edilmesi kısmının Anayasa Mahkemesince iptal edilmediği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu iddiasıyla, kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirkete ait ……. plakalı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3. maddesi uyarınca trafikten men edilmesine ilişkin 27/11/2016 tarih ve 0633198 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4.maddesinde, "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir." hükmü düzenlenmiştir.
2918 sayılı Kanunun Ek 2.maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 11.09.2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararıyla; Anayasanın 2. ve 10.maddesi yönünden yaptığı incelemede; itiraz konusu kuralın, korsan tabir edilen yasa dışı taşımacılıkla mücadele amacını taşıdığı; dolayısıyla gerekli izin ve ruhsatları almaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması eylemini yasaklamanın ve bu eylemin hangi tür ceza ile yaptırıma bağlanacağı hususunun kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kaldığı, kanun koyucunun da özellikle büyükşehirlerde sayıları çok büyük boyutlara ulaşan, önemli şekilde vergi kaybına yol açan, hizmet alanlar yönünden de sıkıntı oluşturan yasa dışı taşımacılığın yol açtığı mağduriyetin önüne geçmek için kamu yararı amacıyla, takdir yetkisine dayanarak anılan madde hükmünü düzenlediği; eylemin cezasının açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak belirlenmesi sebebiyle iptali istenilen kuralın, hukuk devleti ilkesine ve belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmadığı; itiraz konusu kuralda izin belgesiz yolcu taşımacılığı yapanların, aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen araçlarını tescil ve trafik belgesinde gösterilen amacın dışında kullananlar hakkında uygulanandan daha ağır yaptırıma tabi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmekte ise de, birinci ve ikinci fıkrada yasaklanan eylemler birlikte incelendiğinde, korunan hukuki yarar ve unsurları tümüyle farklı olup haklarında yaptırım uygulanan kimselerin aynı konumda oldukları kabul edilemeyeceğinden, aralarında eşitlik karşılaştırması yapılmasına olanak bulunmadığı belirtilmiş; Anayasanın 38.maddesi yönünden yaptığı incelemede ise, alınması gereken izin veya ruhsat olmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması ve "sürücünün araç sahibi olmaması" hâlinde tescil plakası sahiplerine sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturduğu, Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için aranan koşullardan birinin hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması, diğerinin ise bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanmasını gerektirdiği, itiraz konusu kuralda araç sahiplerinin hangi eylemlerinin suç sayıldığı için başkasının eyleminden sorumlu tutulduğu açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet bağının da ne suretle oluştuğunun belirtilmediği, kuralın bu yönleriyle açık ve belirgin olmadığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın birinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "araç sahibine" ibaresi yönünden cezaların şahsiliği ilkesine ve Anayasanın 38.maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2.maddesine, 31.05.2012 tarihli ve 6321 sayılı Kanunun 3.maddesiyle eklenen üçüncü fıkranın; birinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile ikinci cümlesinin "araç sahibine" yönünden Anayasaya aykırı olduklarına ve iptallerine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi, korsan tabir edilen yasa dışı taşımacılığın yapıldığının tespit edildiği durumlarda, araç sürücüsü aynı zamanda araç sahibi değilse, sürücünün belgesiz olarak ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapmasına izin veren ve yasa dışı taşımacılık yapılmasında kusuru bulunan araç sahibine de aynı miktarda ceza verilebileceğini kabul etmekte, ancak itiraz konusu kuralda araç sahibi açısından suç ile illiyet bağı aranmaksızın sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanmasını cezaların şahsiliği ilkesine aykırı bulduğu için iptal kararı vermektedir.
Şu halde, yasa dışı taşımacılık yaptığı ileri sürülen araç sürücüsünün taşımacılık faaliyetinden bilgisi olan ve buna izin veren araç sahibi yönünden, başka kanuni dayanağın bulunması ve sorumluluk esaslarının belirtilmesi halinde idari yaptırım kararı verilebileceği tabiidir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Araçların tescil edildikleri amacın dışında kullanılması" başlıklı Ek 2.maddesinde; "Araçlarını motorlu araç tescil belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahipleri 14.400.000 lira para cezası ile cezalandırırlar. Ayrıca, araç onbeş gün süre ile trafikten men edilir. (Ek fıkra: 31/5/2012-6321/3 md.) İlgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezası üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanır. Ayrıca, araç her defasında altmış gün süre ile trafikten men edilir." hükmü yer almaktadır.
Yasa maddesinin ilk halinde aracın üretim amacı dışında yolcu veya yük taşımacılığında kullanılması hali için ceza öngörülmüşken, 31/05/2012 tarihinde kabul edilen 6321 sayılı Kanunla maddeye eklenen 3.fıkrayla, "korsan" olarak tabir edilen şehiriçinde ticari amaçlı kayıt dışı yolcu taşımacılığı engellenerek, hem taşımacılık hizmetlerinin düzene sokulması hem de kurallara bağlı olarak yolcu taşımacılığı yapan esnafın haklarının korunması amaçlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, trafik denetleme ekiplerince 26/11/2016 tarihinde davacıya ait araç durdurularak denetime tabi tutulmuştur. Denetim sırasında tutulan tutanakta, araç içerisinde bir yolcu bulunduğu, yolcunun Taksim'e gitmek için aracı internet ortamında "Uber Programı" denilen sistem üzerinden çağırdığı ve bu taşımanın ücret karşılığı gerçekleştirildiği tespitlerine yer verilmiştir.
Buna göre, ticari taksi mahiyetinde çalıştırılan davacıya ait aracın, ilgili belediyeden izin almaksızın belediye sınırları içinde yolcu taşımacılığı yapma faaliyetinde kullanıldığının tutanakla tespit edildiği, gerçekleştirilen faaliyetin yukarıda alıntısı yapılan 2918 sayılı Yasanın Ek.2/3.maddesi kapsamına girdiği ve bu faaliyetten araç sahibi olan davacının bilgisi ve izni olmadığının (dosya içeriğinde bu yönde somut bir beyan olmaması ve buna karşın yapılan taşımacılığın izinsiz/korsan taşımacılık olmadığının iddia edilmesi hususları dikkate alındığında) ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından, sözkonusu aracın geçici süreyle trafikten men'ine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır.
Öte yandan, şehiriçi turizm taşımacılığı yapan araçlar için "Turizm servis taşımacılığı güzergah izin belgesi" düzenlendiği, "transfer hizmeti" gerçekleştiren araçlarla yapılan taşımacılığın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, (bkz. Danıştay 15.DD. E:2015/8247 K:2015/8472 sayılı kararı) dolayısıyla gerekli izin belgesi alınmadan transfer hizmetinde kullanılan araçlarla yapılan taşımacılığın izinsiz ticari taşımacılık olarak değerlendirileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununa dayanılarak çıkarılan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin "Yetki belgesi türleri" başlıklı 6.maddesinde, D türü yetki belgelerinin tarifesiz olarak yurtiçi ticari yolcu taşımacılığı yapacaklara verileceği düzenlemesi dikkate alındığında; D2 yetki belgesi ile "yurtiçi ticari yolcu taşımacılığı" yapılabileceği, bu belgenin belediye sınırları dahilinde ticari yolcu taşımacılığı yapılabilmesi için yetki vermediği ve ilgili belediyeden izin veya ruhsat alınması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı açıktır. (Danıştay 15.DD. E:2015/5047 K:2015/7089 sayılı kararı)
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 30/05/2017 tarih ve E:2016/2134, K:2017/1240 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, dava aşamasında davacı tarafından yapılan 191,55-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 40,50-TL yargılama gideri ile 1.090,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, kararın tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz yolu açık olmak üzere, 13/03/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)