(2577 S. K. m. 3, 15, 45) (4458 S. K. m. 61, 242)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket adına tescilli 26/02/2016 tarih ve IM011596 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu eşyanın, 8703.21.10.90.19 gümrük tarife istatistik pozisyonunda ATV (All Terrain Vehicle-Her Tür Arazi Aracı) olarak beyan edilmesi üzerine ihtirazi kayıtla fazladan ödendiği ileri sürülen tutarın tarafına verilmesi yolundaki itiraz başvurunun reddine ilişkin 21.03.2016 tarih ve 14686825 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı; olayda uyuşmazlığının çözümünün, Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesi ve Eki Açıklama Notları uyarınca uyuşmazlık konusu eşyanın içinde yer alacağı gümrük tarife pozisyonunun doğru tespit edilmesi gerektirdiği, eşyanın teknik özellikleri, kullanma kılavuzu ve Gümrük Tarife Cetveli ve açıklama notlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacının ihtirazi kaydının dayanağı olan traktörlere ait ''8701.90.11.00.00'' gümrük tarife istatistik pozisyonu açıklama notlarında, bu alt pozisyondaki eşyada (araçta) mutlaka bulunması şart koşulan özelliklerin sıralandığı ve bunlar arasında ...gücün, bir zincir ile değil şaftlarla tekerleklere iletil[eceği]... ve ...freni bulunmayan römorkun kendi ağırlıklarının iki katı veya daha fazlasını çekme kapasitesinin bulunması gerektiği, bu özelliklerden birini dahi taşımayan eşyanın ise “her tür arazi için dört tekerlekli taşıtlar-ATV” 8703 pozisyonunda sınıflandırılacağı...] belirtildiği, vergileri uyuşmazlık konusu eşyanın kullanım kılavuzuna ve dosyaya sunulan üretici firma teknik özellikler tablosuna bakıldığında, gücün tekerleklere şaftlarla değil fakat bir zincir vasıtasıyla iletildiği, freni bulunmayan römorkun kendi ağırlığının iki katını veya daha fazlasını çekme kapasitesinin bulunmadığı, aslında eşyanın orjinal olarak taşıma amaçlı değil sadece off-road (arazi sürüşü) amaçlı üretildiği, beyan edildiği pozisyondaki traktörlerde bulunması gereken tarımsal makinelerin (tırmık, pulluk vs.) yükseltilmesi veya alçaltılmasına imkan veren hidrolik tertibatın bulunmadığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu eşyanın, beyannamede gösterildiği traktör alt pozisyonları için belirlenen özelliklere sahip olmadığının herhangi bir teknik bilgiye ihtiyaç duyulmadan anlaşıldığı, bu bakımdan, davacının başvurunun reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Kocaeli 1. Vergi Mahkemesi'nin 29/12/2016 gün ve E:2016/912; K:2016/1554 sayılı kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, gümrük ve katma değer vergisinin; ithal edilen eşyanın traktör veya ATV olduğuna gümrük idaresince teknik kuruluşların yardımı olmadan tek başına karar verilemeyeceği, eşyanın vasfının ve kullanım amacının uluslararası standartlarda traktör olarak belirlendiği, TSE'nin de eşya için "traktör tip onay belgesi" verdiği, eşyanın; çeki demiri, ışıklandırma, koltuk aksanı gibi traktör uygunluk belgesi ile uyumlu özellikleri bulunduğu, gümrük idaresinin kişisel bir yorumla eşyayı ATV tarife pozisyonunda değerlendirmesinin yasal dayanağı olmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın kabulü yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yöntem ve Yasaya uygun nitelik taşıyan Vergi Mahkemesi kararına yönelik davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği yolundadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davacının istinaf başvuru dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu; davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ihtirazi kayıtla 8703.21.10.90.19 gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda beyan ve ithal edilen eşyanın ATV olmadığı ve 8701.90.11.00.00 pozisyonunda yer alan traktör olduğundan söz edilerek tahakkuk ettirilen vergilere vaki itirazın ihtirazi kaydın beyanı etkisiz kılmayacağı davacı adına düzenlenmiş ek tahakkuk ve ceza kararı bulunmadığından söz edilerek reddi yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Mahkeme kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, davanın konusunun dava dilekçesinde gösterilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Anılan düzenleme uyarınca, davanın konusunu belirlemek ve iptali istenilecek işlemi veya iadesine hükmedilmesi gereken miktarı göstermek yükümlülüğü davacının üzerindedir. İdari yargı yerince, davanın konusunun kendiliğinden belirlenmesine olanak bulunmamaktadır. 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinde dava dilekçelerinin 3. maddeye aykırı olması halinde reddedileceğine ilişkin düzenleme de bu düşünceye dayalıdır. Bu bakımdan, mahkemece, taleple bağlılık ilkesi gereği dava konusu edilen işlem veya işlemlerin unsurları bakımdan hukuka uygunluğunun denetlenmesi suretiyle idari yargı denetiminin işletilmesi gerekmektedir.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 61'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında, tescil edilmiş beyannamenin, ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağlayacağı ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulacağı; 242'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri; 2'nci fıkrasında, idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği; 4'üncü fıkrasında, itirazın reddi kararlarına karşı, işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; gümrük vergileri tahakkukları dolayısıyla vergi mahkemesinde idari dava açılabilmesi için, söz konusu tahakkuklara karşı Gümrük Kanununun 242'nci maddesinde öngörülen idari itiraz yoluna başvurulmuş ve bu başvurunun zımnen ya da açık olarak yetkili idari mercice reddedilmiş olması; itiraz yoluna başvurulabilmesi için de, idarece kendiliğinden yapılmış bir ek tahakkuk işleminin veya ihtirazi kayıtla verilen gümrük beyannamesine dayalı tahakkukun bulunması gerekmektedir. İhtirazi kayıt, uygulamada, beyanın bağlayıcılığını etkisiz kılmak ve hak arama yollarına başvuru hakkını saklı tutmak amacıyla beyannameye konulan ve beyanın serbest irade ürünü olmadığını gösteren açıklama olarak nitelendirilmektedir. İhtirazi kaydın bu etkisini gösterebilmesi, yasalarda beyanda bulunulması için belli edilen süre veya zamanda konulmuş olmasına bağlıdır. Gümrük vergileri yönünden bu süre veya zaman da, gümrük yükümlülüğünün başladığı; başka bir deyişle, beyannamenin tescil edildiği tarihtir.
Olayda, her ne kadar, davalı idarece, ihtirazi kaydın beyanın bağlayıcılığı üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığından; davacı adına ek tahakkuk yapılmadığından ve ceza kesilmediğinden bahisle itiraz isteminin esası incelenmeksizin reddedilmiş ise de; yukarıda anılan düzenlemeler uyarınca, ihtirazi kayıtla beyan edilen vergilere karşı idari itiraz yoluna başvurulmasının mümkün olduğunun anlaşılması karşısında, tahakkuka vaki itirazın esası hakkında bir inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, başvurunun incelenmeksizin reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; Mahkeme kararının, söz konusu işlemin iptali isteminin unsurları yönünden hukuka uygunluğu incelenmek yerine tahakkuk ettirilen vergilerin hukuka uygunluğunun irdelenmesi suretiyle davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
Mahkeme kararının ödenen vergilerin iadesine hükmedilmesi isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına gelince;
İhtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen vergilere vaki itirazın esası hakkında idarece verilmiş bir karar bulunmadığından, ödenen tutarlarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin incelenmeksizin reddi gerekmektedir. Bu bakımdan, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar sonucu itibarıyla yerinde olan anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Kocaeli 1.Vergi Mahkemesi'nin 29/12/2016 gün ve E:2016/912; K:2016/1554 sayılı kararının gümrük ve katma değer vergisi tahakkuklarına vaki itirazın incelenmeksizin reddine ilişkin işlemin iptali isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın incelenmeksizin reddine ilişkin 21.03.2016 tarih ve 14686825 sayılı işlemin iptaline; kararın, ödenen vergilerin iadesi isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine; hüküm fıkrasına esas olan gerekçenin yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmesine, dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca aşağıda dökümü gösterilen dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından karşılanan 277,55-TL yargılama giderinin takdiren 138,75-TL'si ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, yargılama giderinin kalan 138,75-TL'TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, Mahkemece, dava aşamasında davalı vekili lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğinden davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine gerek bulunmadığına, gider avansının artan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, davacıdan 31,40 TL karar harcı alınması için İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin (b) bendi uyarınca temyiz yolu kapalı ve kesin olmak üzere 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)