(213 S. K. Mük. m. 355) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına tanzim edilen 28.08.2014 tarih 2014/4210 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, davacının mükellefiyet tesisi olmaksızın ticari amaçlı araç alım satım faaliyetinde bulunduğunun tespiti üzerine 2011 dönemine ilişkin katma değer vergisi beyannamelerini vermediğinden bahisle 2011/01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 09, 10, 11 dönemlerine ilişkin olarak tarhedilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ve 2011/01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11 dönemleri için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mük. 355. maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezalarını içerir 30.12.2015 tarih 2015/04, 100, 103, 107, 110, 112, 114, 115, 117, 119, 120, 127, 128, 129, 130, 132, 134, 135, 137, 197, 142 sayılı vergi ceza ihbarnamelerinin iptali istemiyle açılan davanın, "...davacının 2011 yılında yılı hesap ve işlemlerinin gelir vergisi yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen 28/08/2014 tarih ve 2014/4208 sayılı, vergi inceleme raporu esas alınarak re'sen tarhedilen 2011 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisine karşı İstanbul 14. Vergi Mahkemesinde 2016/522 esas numarası ile açılan davada yapılan yargılama neticesinde 27.12.2016 tarihli E.2016/523 ve K.2016/2843 sayılı ilamı ile; davacı adına yapılan vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatlarının yasal ve yerinde olduğu sonuç ve kanatine varıldığı, belirtilen nedenlerle işbu davada dava konusu edilen, davacının 2011 yılında mükellefiyet kaydı olmaksızın motorlu araç alım satımında bulunduğunun tespiti üzerine, bu satım işlemlerinin katma değer vergisine tabi olduğu, satış bedelleri mükellef beyanları olmadığı için belirlenemediğinden emsal satış bedeli olarak kasko değeri esas alınması sonucu re'sen tarh edilen 2011/01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 09, 10, 11 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının da aynı hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca hukuka uygun olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu 2011/1-11 dönemine ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mük.355. maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezaları yönünden ise; davacının mükellefiyet kaydı olmaksızın araç alım satımında bulunarak ticari kazanç elde ettiği ve söz konusu kazancı yasal süresinde elektronik ortamda beyan etmediğinden bahisle 213 sayılı kanunun mük.355/1-1 maddesine istinaden özel usulsüzlük cezası kesilmiş ise de; davacının herhangi bir mükellefiyet kaydı olmadığı halde, davacıdan mükellefiyetine ilişkin vergisel yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklenemeyeceği, geriye dönük olarak tesis edilen mükellefiyet dayanak alınarak, ilgili dönemde davacının beyanname vermesinin beklenemeyeceği açık olduğundan, davacı adına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mük.355. maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın 2011 yılına ilişkin olarak 213 sayılı Kanun'un mük. 355. maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezaları yönünden kabulüne, tarhedilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri yönünden reddine, dair verilen İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 21/02/2017 tarih ve E:2016/517, K:2017/520 sayılı kararının, kabule ilişkin kısmına, davalı idare tarafından, davacının 2011 takvim yılında birden fazla araç alım satımında bulunarak ticari kazanç elde ettiği, bu faaliyete ilişkin olarak adına mükellefiyet tesis ettirmediği gibi kazancını da beyan etmediği, ilgili yılda yapılan satışlar için belge düzenlemediği, katma değer vergisi beyannamesini elektronik ortamda vermediği, yapılan tarhiyatların ve kesilen cezaların hukuka uygun olduğu, redde ilişkin kısmına ise davacı tarafından, idarece re'sen tesis edilen mükellefiyetin dayanaksız olduğu, vergi inceleme raporunun eksik olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVACI):Cevap dilekçesi verilmemiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVALI):Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurularında ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurularının reddine, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve istinaf başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan 115,80-TL tutarındaki yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece yapılan 25,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, ayrıca 31,40-TL maktu karar harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 29/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)