(213 S. K. m. 30, 114) (2577 S. K. m. 54)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/5,6,7,8,9,10,11. ve 12. dönemleri için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davada, davaya konu tarhiyata dair ihbarnamelerin davacının bilinen adresinde bulunmadığından bahisle 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanarak mahalle muhtarına bırakılmak suretiyle 31.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de; vergiye dair işlemlerin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tebliği gerektiğinden, 7201 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu sebeple davacının usulsüz tebligata davanın açıldığı tarih olan 01.02.2016 gününde muttali olduğu, bu tarih esas alındığında ise, 2010 yılına dair olarak yapılan tarhiyatın, en geç 31.12.2015 tarihinde tebliğ edilmesi gerekirken bu tarih aşıldıktan sonra 01.02.2016 tarihinde tebliği sebebiyle 213 Sayılı Kanun'un 114. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle "davanın kabulüne" dair Diyarbakır Vergi Mahkemesi'nin 23/12/2016 gün ve E:2016/136, K:2016/933 Sayılı kararının; davaya konu tarhiyatların 31.12.2015 tarihinde düzenlenen tutanakla tebliğ edildiği, davacının defter ve belgelerini hiçbir mücbir sebep olmaksızın incelemeye ibraz etmemesi sebebiyle yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu sürülerek, istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki tüm bilgi ve belgeler 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Uyuşmazlıkta, davacı adına, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi yolunda hazırlanan vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/5,6,7,8,9,10,11. ve 12. dönemleri için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davayı kabul eden mahkeme kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 30.maddesinde "re'sen vergi tarhı" tanımlanmış, aynı maddenin 3. bendinde, bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeble ibraz edilmemiş olması halinde maddi delillerin var olmadığının kabul edileceği belirtilmiştir. Madde hükmüne göre, defter ve belgelerin her ne sebeple olursa olsun ibraz edilmeme halinin, re'sen takdir sebebi sayılacağı kuşkusuzdur.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinin 1/a bendinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine dair olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanunun 34. maddesinin 1. bendinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hükümler karşısında katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, indirim konusu yapılacak verginin fatura veya benzeri belgeler ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmesi ve söz konusu belgelerin kanuni defterlere kaydedilmiş olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, eczanecilik faaliyeti ile iştigal eden davacının hesaplarının sahte fatura kullanımı yönünden incelenmesi amacıyla 23.11.2015 tarihinde ikametgah adresinde eşine tebliğ edilen yazı ile defter ve belgelerinin ibrazının istenildiği halde mücbir sebep olmaksızın ibrazın gerçekleşmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatınının yapıldığı, davacının, Diyarbakır ve İstanbul'da bulunan iki ayrı adresine tebligata çıkarılan ihbarnamelerin İstanbul'da bulunan ve daha önce de defter ve belge ibraz yazısının tebliğ edildiği adreste bizzat kendisine 31.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği, Diyarbakır'da bulunan adresine çıkarılan tebligatın ise davacının adresinde bulunmadığının tespiti üzerine muhtara bırakılmak suretiyle yapıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece, davacının Diyarbakır'da bulunan adresinde 7201 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca muhtara bırakılmak suretiyle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, buna göre davanın açıldığı 01.02.2016 tarihinde haberdar olunan tarhiyatın tarh zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dilekçesi ekinde yeralan tebliğ alındısının incelenmesinden, davaya konu tarhiyata dair ihbarnamelerin davacının İstanbul'da bulunan ve defter ve belge ibraz yasının da tebliğ edildiği adreste bizzat kendisine 31.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacı tarafında da, dava dilekçesinde ihbarnamelerin tebliğ tarihi olarak aynı tarihin yazıldığı görülmüştür. Bu itibarla, 2010 yılına dair davaya konu tarhiyatın tarh zamanaşımı süresi içerisinde olan 31.12.2015 tarihinde tebliği sebebiyle zamanaşımına uğramayan tarhiyatın esasının incelenmesi gerekmektedir.
Olayda, davacı tarafından defter ve belgelerinin, Diyarbakır İli, Sur İlçesinde bulunan ve mesul müdürlüğünü yaptığı kendisinin İstanbul'da ikametgah etmesi sebebiyle başka kişilerce işletildiğini beyan ettiği eczanesine dair olduğu, ancak söz konusu defter ve belgelerin bir başka şahısta bulunduğu, bu kişiye yaklaşık 3 yıldır ulaşamadığı, defter ve belgelerin ibrazının istenildiği tarihlerde Sur İlçesinde yaşanan terör olayları sebebiyle sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinden defter ve belgelerin bulunduğu şahsın ikametgah adresine girilmesine emniyet ekiplerince izin verilmediği, buna dair resmi başvurularının bulunduğu belirtilerek, bu iddialarının mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, defter ve belgeleri muhafaza yükümlülüğü kendisinde olan davacının yukarıdaki iddialarının mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilmesi için bu iddialarını kanıtlar nitelikte mahkemece verilmiş zayi belgesi ya da başkaca somut bir kanıt sunması gerekirken yargılama aşamasında bu nitelikte herhangi bir bilgi ve belge sunamadığı görüldüğünden, mücbir sebep olmaksızın defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmediği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, mücbir sebep hali bulunmaksızın defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi sebebiyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle davacı adına yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf talebinin kabulüne, Diyarbakır Vergi Mahkemesi'nce verilen 23/12/2016 gün ve E:2016/136, K:2016/933 Sayılı mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 111,95-TL yargılama giderleri ve 57,30-TL istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare vekili lehine A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 1.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince ilgilisine ( taraflara ) resen iadesine, ayrıca davacıdan, hüküm altına alınan miktar üzerinden 31,40-TL'den az olmamak üzere binde 4,55 oranında hesap edilecek nispi karar harcının davalı idarece alınmasına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz ( 30 ) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 06.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)