(2577 S. K. m. 2, 12)
İSTEMİN ÖZETİ: Mersin İli, ……. Mevkii, 1707 sayılı taşınmaz üzerinde uzun süredir kısıtlılık hali bulunduğundan bahisle taşınmazın bedeli olan 1.000,00.-TL.'nin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte tazmine karar verilmesi istemiyle açılan davada; mevzuat hükümleri uyarınca idarelerin sit alanlarında kamulaştırma yapma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak bu statüde bulunan taşınmazlar için Hazine taşınmazlarıyla takas imkanının sunulması için koruma amaçlı imar planı bulunması gerektiği, koruma amaçlı imar planı yapımı için idarelere sit ilanından bu yana belli bir yasal süre tanındığı, esasen uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılması zorunlu bir statüde bulunmadığı ve bu nedenle kamulaştırmasız el atma nedeniyle oluşan bir zarardan bahsedilemeyeceği, Mersin İli, ….. Mevkii, 1707 sayılı taşınmaz üzerinde uzun süredir kısıtlılık halinin bulunduğundan bahisle taşınmazın bedeli olan 1.000,00.-TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte tazmini karar verilmesi isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle Mersin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 19/04/2016 gün ve E:2015/1120, K:2016/664 sayılı kararın, davacı vekili tarafından; idare tarafından alınan idari kararlar ve yapılan idari eylemler sonrasında birçok mülkiyet hakkını ihlal eden müdahalelere rastlamanın mümkün olduğu, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu'nda getirilen sınırlamaların hukuk sistemimiz açısından "kamulaştırmasız el atma" anlamına geleceğinin açık olduğu iddialarıyla itirazen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usule ve kanuna uygun olarak verildiği belirtilen karara yönelik itiraz talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
İtiraz edilen mahkeme kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından, itiraz isteminin REDDİNE, itiraza konu mahkeme kararının ONANMASINA, itiraz aşamasında yapılan 173,15 -TL yargılama giderinin itiraz eden üzerinde bırakılmasına, yersiz alınan 124,60.-TL harcın ilgili idaresince davacıya iadesine, artan posta ücretinin ise karar kesinleştikten sonra mahkemesince itiraz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'ne karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/02/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 24.02.2017
AYRIŞIK OY:
Dava; Mersin İli, ……. Mevkii, 1707 parsel sayılı imar planında "1. derece doğal sit alanı" kullanımına ayrılan taşınmazın uzun yıllardır kısıtlı olması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00.-TL. kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." kuralına yer verilmiş; temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı vurgulanmıştır.
Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun "Kamulaştırma" başlıklı 15. maddesinin (a) bendinde "Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını, koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla kamulaştırabilirler." hükmü ile aynı Yasa maddesinin 15. maddesinin (f) bendinde; sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parsellerin başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Mülkiyet hakkı, hak sahibine bir taşınmaz üzerinde kullanma, tasarruf etme, devir ve ferağ gibi geniş haklar vermektedir. Kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlarda ise mülkiyet hakkı sahibi olan malikin mülkiyet hakkı belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanmakta olup, mülkiyet hakkı kapsamındaki hakların kullanılma imkanı kalmadığı gibi, devir ve ferağ edilme hakkının kullanılması imkanı da zorlaşmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacının maliki olduğu taşınmazın I. derece doğal sit alanında kaldığı, idarelerin sit alanlarında yalnızca kamulaştırma yapma zorunluluğunun bulunmadığı, bunun yanında bu statüde bulunan taşınmazların Hazine taşınmazlarıyla da takas edilebilme imkanı bulunduğu; zira kamulaştırma ya da takas yoluna gitmeyen davalı idarenin davacı malikin taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, bu sebeple davacının taşınmazından mülkiyet hakkının özüne uygun yararlanma olanağı kalmadığı, iş bu durumun kamusal yarar ile bireysel menfaat arasındaki dengeyi bozduğu; dolayısıyla sit alanına ayrılan taşınmazın kamulaştırmasız el atma bedelinin ödenmesi ve davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatiyle itiraz isteminin reddedilerek kararın onanmasına yönelik çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)