İSTEMİN ÖZETİ: Davacının Siirt İl Emniyet Müdürlüğü'nde Komiser olarak görev yaptığı dönemde işlediği öne sürülen "Kendisi ile aynı rütbede çalışanlara, astlarına veya iş arkadaşlarına karşı onur kırıcı söz söylemek veya davranışta bulunmak" fiili sebebiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/B-1 maddesi uyarınca 10 günlük aylık kesimi cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 03.06.2015 gün ve 2014/146 sayılı Siirt İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali ile aylığından yapılan kesintinin iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının, saat 03:30 sıralarında denetime gittiği güvenlik noktasında polis memuru ...'nün görevli olduğu, denetime gittiğinde araçtan inmediği, görevli polis memurunun da noktadan çıkmaması üzerine görevliye bakması için şoförünü gönderdiği, bunun üzerine görevlinin noktadan çıktığı, noktaya bir araç yaklaşmasına rağmen neden çıkıp bakmadığını sorduğu, kendisinin noktaya gelip denetim yapması gerektiği cevabını alınca görevli ile tartışmaya başladıkları, bu sırada araçtan aşağıya indiği, kendisinin ifadesine göre görevlinin koluna dokunarak Vali Yardımcılarımız rahatsız olmasın, içerde konuşalım dediği, noktada görevli polis memurunun ise kolundan çekiştirilmek suretiyle tartakladığını söylediği, hatta haber merkezine anons geçerek yardım istediği, olayın tek görgü tanığı şoförün ifadesinde ise, amirin kesinlikle görevlinin kolundan çekiştirmediği, sadece koluna dokunduğunu beyan ettiği, davacının noktada görevli polis memurunu kolundan çekiştirmek suretiyle astına karşı onur kırıcı davranışta bulunduğunu olayın tarafı .... dışında ileri süren kimsenin olmadığı, alınan diğer ifadelerin ise görevlinin yardım istemesi üzerine olay yerine gelen polis memurlarına ait olduğu görülmüş olup, davacının astına karşı onur kırıcı davranışta bulunduğu fiilinin her türlü şüpheden uzak ve somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/B-1 maddesi uyarınca 10 günlük aylık kesimi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlandığından, hukuka aykırı olduğu tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle aylığından kesilen tutarın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali, işlem sonucu maaşından kesilen miktarın davacıya ödenmesi yolunda Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 26.10.2016 günlü, E:2015/320, K:2016/1114 sayılı kararın; davacının FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, mahkeme kararına esas alınan görgü tanığının da aynı kapsamda ihraç edildiği, bu nedenle yaşanılan olayın görgü tanığı tarafından tüm gerçekliği ile anlatıldığını kabul etmeye olanak bulunmadığı, polis memurunun anonsu üzerine olay yerine gelen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü personelinin ifadeleri incelendiğinde, davacının bu memurlara sinirli ve agresif bir şekilde davrandığı ve polislik mesleğine yakışmayacak ifadeler sarfettiği, işlemin hukuka uygun olduğundan bahisle istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Disiplin kurulunun usulüne uygun oluşmadığı ve disiplin kuruluna katılmaması gereken üyelerin kurulda yer aldığı, noktada görevli polis memurunu tutup çekiştirmesi veya tartaklamasının söz konusu olmadığı, polis memurunun sesini yükseltmesi üzerine vali yardımcılarının rahatsız olmaması için nöbet noktasına gelmesi amacıyla koluna hafif dokunduğu, olay yerine daha sonra intikal eden personelin ifadelerinin olayın aydınlatılmasına faydalı olmayacağı, TEM Şube Müdürlüğü personeline söylediği ileri sürülen sözlerle ilgili suçlanabilmesi için bu konuya yönelik olarak ta soruşturma açılması gerektiği, tanık personelin ihraç edilmiş olmasının verdiği ifadeyi sakatlamayacağı, işlemin dayanağı Tüzüğün dayanağı Yasa kuralının Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, bu nedenle dayanaksız kalan Tüzüğe dayalı olarak ceza verilmesine olanak bulunmadığı öne sürülerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Davacının Siirt İl Emniyet Müdürlüğü'nde Komiser olarak görev yaptığı dönemde "Kendisi ile aynı rütbede çalışanlara, astlarına veya iş arkadaşlarına karşı onur kırıcı söz söylemek veya davranışta bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/B-1 maddesi uyarınca 10 günlük aylık kesimi cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 03.06.2015 gün ve 2014/146 sayılı Siirt İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali ile aylığından yapılan kesintinin iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/B-1 maddesinde, "Kendisi ile aynı rütbede çalışanlara, astlarına veya iş arkadaşlarına karşı onur kırıcı söz söylemek veya davranışta bulunmak" fiili 10 günlüğe kadar aylık kesimi cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Emniyet teşkilatında istihdam edilecek personelin gerek bu göreve atanmaları, gerekse yerine getirdikleri hizmetin niteliği itibarıyla diğer devlet memurlarından ayrıldıkları; bu özelliği itibarıyla meslek mensuplarının iş yaşamlarında belli bir disiplin anlayışını ve mesleki özeni taşımalarının esas olduğu, aksine davranışın ise işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan disiplin tüzüğü hükümlerine göre yaptırıma tabi tutulacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının saat 03:30 sıralarında denetime gittiği güvenlik noktasında polis memuru ...'nün görevli olduğu, denetime gittiğinde araçtan inmediği, görevli polis memurunun da noktadan çıkmaması üzerine görevliye bakması için şoförünü gönderdiği, bunun üzerine görevlinin noktadan çıktığı, noktaya bir araç yaklaşmasına rağmen neden çıkıp bakmadığını sorduğu, kendisinin noktaya gelip denetim yapması gerektiği cevabını alınca görevli ile tartışmaya başladıkları, bu sırada araçtan aşağıya indiği, bu arada noktada görevli polis memuru tarafından kolundan çekiştirilmek suretiyle tartakladığından bahisle haber merkezine anons geçilerek yardım istenildiği, anons üzerine yardıma gelen ekipte görevli personel ile davacı arasında tartışma yaşandığı, olayın davacı tarafından rapor haline getirilmesi ve polis noktasında görevli polis memurunun davacıdan şikayetçi olması üzerine 03.12.2014 günlü, 146 sayılı soruşturma onayı ile noktada görevli polis memurunun şikayeti ile ilgili olarak soruşturma yapılması konusunda görevlendirme yapıldığı, daha sonra anons üzerine olay yerine gelen ekipteki personelin de durumu rapor haline getirmesi üzerine bu defa da 19.12.2014 günlü, 146 sayılı soruşturma onayı ile TEM Şube Müdürlüğü personeli ile davacı arasında yaşanan tartışmanın da önceki soruşturma onayına eklendiği ve ikisi birleştirilmek suretiyle araştırma/soruşturma yapılması konusunda görevlendirme yapıldığı, dava konusu işleme esas soruşturmanın bu iki soruşturma onayı çerçevesinde yapıldığı ve bu nedenle soruşturmanın konusunu hem davacı ile noktada görevli personel arasında yaşanılan tartışma, hem de anons üzerine olay yerine gelen TEM Şube Müdürlüğünde görevli personel ile davacı arasında yaşanılan tartışmanın oluşturduğu, bu kapsamda soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, davacı ile noktada görevli personel arasında yaşanılan tartışmaya yönelik olarak; davacının, saat 03:30 sıralarında denetime gittiği güvenlik noktasında, polis memuru ...'nün görevli olduğu, denetime gittiğinde araçtan inmediği, görevli polis memurunun da noktadan çıkmaması üzerine görevliye bakması için şoförünü gönderdiği, bunun üzerine görevlinin noktadan çıktığı, noktaya bir araç yaklaşmasına rağmen neden çıkıp bakmadığını sorduğu, kendisinin noktaya gelip denetim yapması gerektiği cevabını alınca görevli ile tartışmaya başladıkları, bu sırada araçtan aşağıya indiği, kendisinin ifadesine göre görevlinin koluna dokunarak 'Vali Yardımcılarımız rahatsız olmasın, içerde konuşalım' dediği, noktada görevli polis memurunun ise kolundan çekiştirilmek suretiyle tartakladığını söylediği, hatta haber merkezine anons geçerek yardım istediği, olayın tek görgü tanığı şoförün ise alınan ifadesinde amirin kesinlikle görevlinin kolundan çekiştirmediği, sadece koluna dokunduğunu beyan ettiği görüldüğünden, bu haliyle davacının noktada görevli polis memurunu kolundan çekiştirmek suretiyle astına karşı onur kırıcı davranışta bulunduğuna yönelik olarak olayın tarafı ....'nun ifadesi dışında delil bulunmadığı görüldüğünden, davacının, güvenlik noktasındaki personeli tartaklama ve kolundan çekiştirme fiilini işlediğinin hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı anlaşılmakta ise de; güvenlik noktasındaki personelin anonsu üzerine olay yerine gelen TEM Şube Müdürlüğü ekibinde yer alan personelin ifadeleri incelendiğinde, davacının gelen personele karşı agresif tavır sergilediği, sesini yükselttiği, olay yerini terk etmelerini kabaca istediği, "külhanbeyi" gibi ifadeler kullandığı görüldüğünden, söz konusu davranışları ile kendisi ile aynı rütbede çalışanlara, astlarına veya iş arkadaşlarına karşı onur kırıcı söz söyleme veya davranışta bulunma fiilini işlediği sonucuna varıldığından, adı geçenin eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından disiplin kuruluna katılmaması gereken soruşturmacının kurula katılmış olması nedeniyle disiplin kurulunun usulüne uygun oluşturulmadığı ileri sürülmekte ise de, söz konusu kişinin disiplin kurulunda görüş belirtmediği ve oy kullanmadığı, diğer disiplin kurulu üyelerinin tamamının da davacının disiplin cezası ile cezalandırılması yönünde oy kullandıkları görüldüğünden, anılan husus işlemi sakatlar nitelikte değerlendirilmemiş, disiplin kurulunun oluşumuna yönelik iddialar yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesi, 29.1.2016 gün ve 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 gün ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "suçta kanunilik" ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan "kanuni düzenleme" ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesini iptal etmiş ise de; bu hükmün iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu kamu düzenini ihlal edici görerek, Anayasa'nın 153/3 ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66/3. maddeleri gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdığından, iptal kararının yürürlüğe girdiği 29.1.2017 tarihine kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi yürürlükte olduğu, uyuşmazlığın dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa Mahkemesi kararının gereği ve sonucu olduğunu da vurgulamak gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile, Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 26.10.2016 günlü, E:2015/320, K:2016/1114 sayılı kararın kaldırılmasına, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 137,75.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta giderinden ibaret 55,00.-TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 10/04/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)