(2577 S. K. m. 3, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Van 1. İdare Mahkemesinin 13.03.2017 tarih ve E:2013/2113, K:2017/519 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Bitlis Çok Programlı Lisesi'nde öğrenci olan davacı ......'nin, okul idaresince 28.11.2011 tarihinde gerçekleştirilen yangın tatbikatı için okul bahçesinde yakılan ateşin azalması üzerine canlandırmak için bir öğrencinin ateşe tiner dökmesi sonucunda meydana gelen patlamada yanarak yaralanması olayında, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen ...... için 5.000 TL maddi, 35.000 TL manevi, baba ...... için 10.000 TL manevi, anne …. için 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 5.000 TL maddi 55.000 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Mahkemesince, öğrencilerin can güvenliğini sağlamakla yükümlü olan okul yönetici ve öğretmenlerinin, davalı idareye bağlı olan okulda gerçekleştirilen yangın tatbikatı esnasında ihtiyaç duyulan tedbirleri alma konusunda sorumlu oldukları tartışmasız olmakla birlikte, okul idareci ve öğretmenlerinin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek ihmali davranışları ile davacının yanması olayının meydana gelmesini önleyemedikleri veya yanma olayının meydana gelmesine ihmali davranışları ile sebep oldukları, nitekim olayla ilgili Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/374 esasına kayıtlı dosyada görülen ceza yargılaması sonucunda verilen 28.01.2014 gün ve 2014/26 sayılı kararında, okulda görevli sorumluların ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan haklarında mahkumiyet kararı bulunduğu, dolayısıyla davacının yanması olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun açık olduğu, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından davacı ...... hakkında düzenlenen 06.04.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda; "her iki oşil bölgesinde her iki uyluk posteriorunda yanık skarı mevcut olduğu" teşhisi ile kişinin engel oranının yüzde beş (%5)ve özürünün sürekli olduğu tespitlerine yer verildiği, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 10.06.2016 tarihli raporda, olay neticesinde yaralanan ve %5 oranında beden gücü kaybına uğrayan davacı ......'nin sürekli beden gücü kaybı nedeniyle 41.485,86 TL maddi zararı olduğu hesaplandığı görülmekte olup talebe bağlı kalınarak davacı ...... için 5.000,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminata ilişkin olarak davacı ...... için 10.000,00 TL, baba ...... için 7.000,00 TL, anne …… için 7.000,00 TL manevi tazminatın adli yargıda dava açma tarihinden (26.04.2012) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından anılan idare mahkemesi kararının aleyhlerine ilişkin kısımlarının davacılar tarafından ıslah hakkı tanınmamış olması nedeniyle maddi tazminata ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesine göre yapılan inceleme sonucu, mezkur kararın maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısımlarına ilişkin kısmında usul ve hukuka uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin bu kısma yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
İstinafa konu kararın, maddi tazminat kısmına yönelik davacının istinaf istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde, tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği; 15. maddesinde ise, 3. maddeye aykırı düzenlenen dava dilekçesinin reddedileceği belirtilmiş; ancak, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın artırılmasını yasaklayan bir hükme yer verilmemiştir.
2577 sayılı Yasada yer almamasına karşılık, Danıştay içtihatları ile istemle bağlı olma kuralı uygulanarak, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın artırılamayacağı kabul edilmiştir. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralına ilişkin Danıştay'ın bu içtihatının, hak arama özgürlüğünün kullanımına ve adil yargılama hakkına engel oluşturduğu ileri sürülerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulmuş ve adı geçen Mahkemece ülkemiz aleyhine ihlal kararları verilmiştir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30.4.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' cümlesi eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanunun 4. maddesinin (Tasarının 3. maddesi) gerekçesinde, ''AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.'' ifadesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasına olanak tanınmıştır. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, yasal değişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın, dava dilekçesinde gösterilen zarar miktarından fazla olmasına karşın, davacı veya davacıların dava dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarını artırmalarına yönelik taleplerinin mahkemelerce kabul edilmeyerek istemle bağlı kalma kuralını uygulayarak dava dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00.-TL'lik tazminatın istenildiği, bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda, zarar miktarının 41.485,86-TL olarak hesaplandığı ve anılan bilirkişi raporunun davacıya 11.07.2016 tarihinde, davalı idareye 11.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince söz konusu bilirkişi raporuna istinaden harcı tamamlamak üzere maddi tazminat tutarını ıslah etmek için 27/02/2017 tarihli dilekçeyle süre talebinde bulunulduğu, ancak Mahkemece 13.03.2017 tarihinde talebe bağlı kalınarak 5.000 TL maddi tazminatın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizce 28.02.208 tarihli ara kararı ile davacıdan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16/4. maddesi uyarınca dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarını artırıp artılmayacağının sorulması üzerine davacı vekilince verilen 20.03.2018 tarihli dilekçe ile harcı tamamlamak suretiyle tazminat miktarı 36.485,86 TL artırılarak toplam 41.485,86 TL tazminat talebinde bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda, Mahkeme aşamasında maddi tazminat istemlerinin tamamı kabul edilen davacı ...... yönünden, yasal değişiklikten yararlanmak istemiyle yapılan başvuru dilekçesinin, 6459 sayılı Yasa değişikliği kapsamında değerlendirilmesi sonucu, davalı idarece davacının uğradığı zarar karşılığı olarak 36.485,86 TL'nin tazmini gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle,
1- Van 1. İdare Mahkemesinin 13.03.2017 tarih ve E:2013/2113, K:2017/519 sayılı kararının davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun Reddine,
2- Davacıların ıslah hakkı tanınmamış olması nedeniyle maddi tazminata ilişkin istinaf başvurunun kabulüne, 36.485,86 TL maddi tazminatın miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden (26.04.2018) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
İlk derece aşamasına ait yargılama giderleri hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükmün aynen korunmasına, davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 4.363,44 TL vekalet ücreti ile davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 110,70.-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 2.492,31-TL tutarındaki nisbi karar harcının davalı idareden tahsili için ilgili vergi dairesi müdürlüklerine Mahkemesince müzekkere yazılmasına, ıslah edilen miktar için peşin yatırılan 125,00 TL harcın istemi halinde davacılara iadesine, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesi'nce re'sen taraflara iadesine, 12.06.2018 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. (¤¤)