İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden re'sen tarh olunan 2009/1,2,3,4,5,6,7,8,10,11,12 dönemi vergi ziyaı cezalı banka muameleleri vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada; ikrazatçılık yaptığından bahisle davacı hakkında tanzim olunan 18.05.2015 tarih ve 2015-A-1244/45 sayılı vergi tekniği raporunda; toplam yirmi sekiz kişinin ifadesinin alındığı, ifadesi alınan 14 kişinin ifadelerinden altın alım satım işlemlerinin gerçek olduğu, adlarına düzenlenen belgelerin gerçeği yansıttığı, bu durumda herhangi bir kimse birden fazla yılda tek şahsa veya bir yılda aynı şahsa veya muhtelif şahıslara borç para vermişse faaliyetin mutat ve kazancın da ticari kazanç olduğu, mükellef tarafından POS kredi kartlarından altın satışı olarak görünen işlemlerin bir kısmının gerçek mal ve hizmet satışlarını ifade etmediği, mükellefin kredi kartı ile işlem yapan ve adına belge düzenlenen bazı kişilerden alınan ifadelerde ise; alım satım yapmadıklarını ifade etmeleri, bazı kişilerin zımni olarak nakit ihtiyaçlarını karşılamak veya kredi kartı borçlarını ertelemek için işlem yaptıklarını ifade etmeleri değerlendirildiğinde mükellefin POS tefecilik faaliyetinde bulunulduğunun tespit edildiği, mükellef tarafından POS cihazından kredi kartı ile yapılan altın satışları sonucunda düzenlenen işlemler bu kapsamda değerlendirilmiş ve söz konusu mükellefin sözde altın alış verişi yapıldığı gözüken belgelerin aslında varmış gibi düzenlendiği ve gerçek olmadığı, POS cihazlarının amaç dışı kullanılması suretiyle, kredi kartı sahiplerinden alınan faiz gelirlerini gizlemek amacıyla düzenlendiği hususunun tespit ve sonucuna varıldığı ve vergilendirilmesi gerektiğinin tespitine yer verildiği, vergi tekniği raporuna dayanılarak düzenlenen 18.05.2015 tarih ve 2015-A-1244/46 sayılı vergi tekniği raporu ile de tefecilik faaliyetinden dolayı davacının elde ettiği ticari kazanç üzerinden vergi ziyaı cezalı banka muameleleri vergisi tarhiyatı önerildiğinin anlaşıldığı, uyuşmazlığın çözümü için, davacının elde ettiği faiz gelirinin ikrazatçılık faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ortaya konulmasının gerekli olduğu, bir kişinin ikrazatçı sayılabilmesi için, ivaz karşılığında ödünç verme işi devamlı ve mutad meslek halinde yapılması gerektiği, aynı takvim yılında ya da birbirini izleyen farklı yıllarda bir ya da birden çok kişiye ödünç para verilmesi hali ikraz işiyle devamlı ve mutad meslek halinde uğraşıldığını göstermekle birlikte, vergiyi doğuran olayların ve bu olaylara ilişkin muamelelerin günün ekonomik koşullarına ve ticari icaplara uygun olması zorunlu olduğu, olayın özelliğine göre mutad olmayan bir durumun iddia edilmesi halinde ispat külfetinin bunu iddia edene düşmekte olduğu, olayda davacının, iş yerinde bulunan POS cihazlarını altın ticareti yapılmış gibi kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması veya kredi kartı borçlarının ödenmesi/ertelenmesi amacıyla kullandığı, bu işlemler sonucunda gelir elde ettiği ve elde edilen gelirlerinde faiz gelir olarak değerlendirildiği anlaşıldığından, davacının elde ettiği faiz gelirinin menkul sermaye iradı olarak vergilendirilmesinin icap ettiği, bu durumda, büyük miktarlarda altın alınmış ve satılmış gibi ticari bir iş ve çok yakın akrabalık ilişkisi olmayan kişilere faiz karşılığında önemli miktarlarda meblağların verildiğinin anlaşılmakta olduğu, aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayanlara karşılıksız borç para verilmesi düşünülemeyeceğinden ikrazatçılık faaliyetinde bulunan davacı adına re’sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Aydın Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 20/04/2016 gün ve E:2015/634, K:2016/281 sayılı kararı onayan İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 29/12/2016 gün ve E:2016/312, K:2016/1324 sayılı kararının; Maliye idaresinin POS tefecilik kapsamında elde ettiği verilerin tefecilik kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi için adli makamların bilgisine sunması gerektiği, davalı idarenin olayın tefecilik olduğunu ileri sürmesinin yetki aşımı olduğu, vergi müfettişinin bir fiilin tefecilik olduğu yönünde hüküm verme yetkisinin olmadığı, vergi inceleme tutanağında dinlenmeyi isteme hakkının olduğunun belirtilmeyerek usulü hata yapıldığı, tutanakta yapılması muhtemel işlemlerin neler olduğunun izah edilmediği, 2011 yılı satışlarına kıyasla sembolik denebilecek küçük kazançlar için yasa dışı tefecilik suçu işlendiğinin iddia edilmesinin gerçek ve mantık dışı olduğu, müşteri ifadelerinde POS tefecilik tanımına giren bir faaliyet yapıldığına dair beyan, tespit ve bulgu bulunmadığı ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54.maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek talebin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3.Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Danıştay Dava Daireleri ile İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile Bölge İdare Mahkemesinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, bu maddede sayılan nedenlerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin reddine, 50,90-TL posta giderinden oluşan yargılama giderinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333.maddesi uyarınca yatırana iadesine, 21/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)