(213 S. K. m. 30, 72, 74, 75, 114) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına bir kısım alışlarını sahte fatura ile belgelendirdiğinden bahisle takdir komisyonu kararına istinaden re'sen tarh edilen 2010/06 dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı, "tarhiyatın esas itibarıyla takdir komisyonu kararına göre değil vergi inceleme raporuna göre yapıldığı, böylesine bir işlemde takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durdurmayacağı, dolayısıyla 31.12.2015 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmesi gereken verginin 14.03.2016 tarihinde tebliğ edildiğinden tarh zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle kabul eden Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin 26/10/2016 gün ve E: 2016/771, K: 2016/1050 Sayılı kararının; takdir komisyonunun takdir sırasında re'sen inceleme ve araştırma yapması, vergi dairesi aracılığıyla yoklama yaptırması, diğer mükellefleri emsal alması veya bir başka inceleme elemanının düzenlemiş olduğu raporu dayanak alarak matrah takdiri yapmasında herhangi bir yasal uyarsızlık bulunmadığı, bunu engelleyen yasal bir düzenleme de bulunmadığı, bu sebeple davacı adına düzenlenen vergi tekniği raporu done alınarak takdir komisyonu kararına dayanarak re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul bakımından vergi ve cezaların zaman aşımına uğradığı, zaman aşımını durdurmak için takdir komisyonuna başvurma yetkisinin 213 Sayılı Kanun'un 114.maddesi gereğince sadece vergi dairesine verildiği, inceleme elemanı nezdinde incelemeye başlanmış bir mükellefin vergi matrahının takdiri için takdir komisyonuna başvurmasının hem hukuken hem de kanunen mümkün bulunmadığı, esas bakımından ise davacı faaliyetlerine devam ettiği halde vergi dairesinin hatalı işlemi ile mükellefiyetinin terk ettirildiği, ilgili dönem alışlarının gerçek olup ödemeleri banka kanalıyla yaptığı, müfettiş raporunun eksik araştırmaya dayalı olduğu, davacı tarafından kullanılan faturaların gerçeği yansıtmadığına dair gerekli ve yeterli araştırma ve tespit yapılmadan ezbere dayalı olarak tarhiyat yapıldığı, takdir komisyonunun katma değer vergisi indirimlerini reddetme yetkisinin de bulunmadığı, dolayısıyla istinaf başvurusunun reddi ile cezalı tarhiyatın kaldırılmasına hükmeden mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18.06.2014 tarih ve 6545 Sayılı Kanunu'nun 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, sahte fatura kullanımı sebebiyle takdire done vergi tekniği raporu ve takdir komisyonu kararına istinaden davacı adına re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Davayı inceleyen Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin 26/10/2016 gün ve E: 2016/771, K: 2016/1050 Sayılı kararı ile "tarhiyatın esas itibarıyla takdir komisyonu kararına göre değil vergi inceleme raporuna göre yapıldığı, böylesine bir işlemde takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durdurmayacağı, dolayısıyla 31.12.2015 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmesi gereken verginin 14.03.2016 tarihinde tebliğ edildiğinden tarh zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, yukarda belirtilen iddialar ile söz konusu kararın istinafen incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30/1 maddesinde, "re'sen vergi tarhının" takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş olan vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden yapılabileceği hükme bağlanmış olup, aynı kanunun 72, 74 ve 75.maddelerinde, takdir komisyonlarının takdir edilen matraha dair olarak vergi inceleme yetkisini haiz oldukları, dolayısıyla bu yetkilerini kullanarak vergi inceleme raporu kapsam ve mahiyetinde inceleme ve araştırma yaparak matrah takdir edebilecekleri öngörülmüştür.
Re'sen tarhiyatın yasadaki tanımı ve takdir komisyonlarının vergi inceleme yetkisini haiz oldukları yolundaki yasal hüküm nazara alındığında, re'sen tarhiyatın vergi inceleme raporuna veya takdir komisyonu kararına veya her ikisine birden dayanmasına, bir başka deyişle vergi incelemesine başlanmış iken olayın takdire sevk edilerek tarhiyatın takdir komisyonu kararına istinaden yapılmasına engel teşkil edecek herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, vergi incelemesine başlanmış iken olayın takdire sevk edilmesi halinde zamanaşımı durmayacağından uyuşmazlık konusu vergi ve cezanın tarh zaman aşımına uğradığı yolundaki mahkeme gerekçesinde usul ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 114.maddesinin 1.fıkrasında, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmış olup, aynı maddenin 01.08.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6009 Sayılı Kanun'un 8.maddesiyle değişik 2.fıkrasında ise, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının, zamanaşımını durduracağı, duran zamanaşımının mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği, ancak işlemeyen sürenin her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı, 374/1 maddesinde ise bu hükmün ceza kesmede zaman aşımı açısından da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.08.2010 tarihinden sonra takdire sevk edilen olaylarda tarh zamanaşımı sevk tarihinden itibaren azami 1 yıl süreyle duracak, bu 1 yıllık süre içerisinde ilgili takdir komisyonu kararının vergi dairesine intikal etmesi halinde intikal ettiği tarihten itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edecek ve kalan süre içerisinde tarh ve tebligat yapılmaz ise ilgili vergi ve cezalar zamanaşımına uğrayacaktır.
Dosyanın incelenmesinden, demir cevherleri toptan ticareti ile iştigal eden davacının 2010 yılı yasal defter ve belgelerinin sahte fatura kullanımı yönünden sınırlı olarak incelenmeye başlanmasından sonra 31.12.2015 tarihinde takdire sevk edildiği, daha sonra 09.02.2016 tarih ve 2016-A-3429/7 Sayılı takdire done vergi tekniği raporunun düzenlendiği, raporda davacının ilgili dönemde ... Kömür Demir Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Demir Çelik Nak. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti., ... İnş. Met. Mad. Naoto Kağ. ve …. Paz. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti., ... …. İnş. Yapı Malz. Demir Kömür Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... İç ve Dış Tic. Oto. Ltd. Şti. adlı mükelleflerden alarak kullandığı faturaların sahte olduğu bu alışlarını sahte fatura ile belgelendirdiğinin tespit edilerek bu faturalardaki katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden tanzim olunan beyan tablosuna göre davaya konu cezalı tarhiyatın önerildiği, bunun üzerine de takdir komisyonunca adı geçen rapordaki verilerin kullanılması suretiyle bulunan tutarlar üzerinden tanzim olunan takdir komisyonu kararının 10.03.2016 tarihinde vergi dairesine intikal ettirildiği, bu takdir komisyonu kararına istinaden re'sen tarh edilen davaya konu edilen 3 kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin ise 14.03.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, tarh zaman aşımının dolmasına 1 gün kala konunun takdir komisyonuna sevk edildiği ve bu sebeple ilgili takdir komisyonu kararının vergi dairesine intikal ettiği günden itibaren kalan 1 gün içerisinde davaya konu vergi ve cezanın davacıya tarh ve tebliğ edilmesi gerektiği halde bu süre aşılarak tarh ve tebligat yapıldığından, davaya konu vergi ve cezanın bu şekilde tarh zaman aşımına uğradığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, tarh zaman aşımına uğrayan vergi ve cezanın aranması yolunda tesis edilen davaya konu cezalı tarh işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 26/10/2016 gün ve E: 2016/771, K: 2016/1050 Sayılı karar sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olduğundan istinaf başvurusunun yukarda belirtilen gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanının kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 01.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)