(AİHS m. 11) (ILO 87 Nolu Sözleşme - Sendika Özgürlüğüne Ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme m. 3) (2709 S. K. m. 125) (657 S. K. m. 125) (4688 S. K. m. 1, 18) (657 S. K. m. 7, 11, 26) (KARAÇAY - TÜRKİYE DAVASI) (URCAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (SATILMIŞ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
İSTEMİN ÖZETİ: Mardin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 14/07/2017 gün ve E:2017/528, K:2017/1894 sayılı kararın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: Cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Mardin İli, Kızıltepe İlçesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi uyarınca ''1/30 oranında aylıktan kesme'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 07/03/2017 tarih ve 07/34 sayılı okul müdürlüğü işleminin iptali ile işlem nedeniyle maaşından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; Anayasa, uluslararası sözleşme ve kanun hükümleri uyarınca, öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı karar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, sübuta ermeyen fiilden dolayı davacının, ''1/30 oranında aylıktan kesme'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, Anayasa'nın 125/son maddesi uyarınca dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmininin de gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile davacının tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı İdare; 4688 sayılı Kanun'un 18.maddesi hükmü uyarınca sendikanın yapabileceği faaliyetlerin sınırlı olduğu ve grev hakkının olmadığı, yine 657 sayılı Kanun'un 7, 11 ve 26. maddeleri uyarınca, kasıtlı olarak kamu hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması ve aksatılması sonucu doğuracak eylem ve hareketlerin sendikal faaliyet olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, davacının üyesi olduğu sendikanın aldığı eylem kararının, üyelerinin özlük, ücret ve çalışma şartları ile ilgili olmadığı, bu nedenle anılan karara uyularak yapılan eylemin sendikal eylem olarak değerlendirilerek hukuken korunmasına olanak bulunmaması nedeniyle davacının göreve gelmemesinin sendikal bir mazerete dayandığının kabulünün olanaklı olmadığını ileri sürmekte ve idare mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemektedir.
Bakılan davada, davacının 12-13 Ekim 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde göreve gelmemesi nedeniyle yapılan soruşturma sonucu tek bir ceza verildiği, davacının farklı tarihlerde işlediği göreve gelmeme fiillerinin hukuksal durumunun ayrı olması nedeniyle uyuşmazlığın hukuksal çerçevesinin ortaya konulmasında önce maddi çerçevenin incelenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda;
Dosyanın incelenmesinden; Mardin İli, Kızıltepe İlçesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacının, sendikanın aldığı karar uyarak 12-13 Ekim 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde okula gelmediğinin tespit edildiğinden bahisle Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 13/01/2016 günlü, 425210 sayılı yazısı üzerine Kızıltepe Kaymakamlığı tarafından verilen 26/01/2016 günlü, 902889 sayılı olur doğrultusunda davacı hakkında soruşturma başlatıldığı, söz konusu göreve gelmeme fiilinin başka illerde de işlenildiğinin tespiti üzerine Milli Eğitim Bakanlığı'nın 02/02/2016 günlü, 1182943 sayılı oluru ile ikinci bir genel soruşturma açıldığı ve Kaymakam oluru ile başlatılan soruşturmanın anılan soruşturmaya dahil edildiği, soruşturma sonucu düzenlenen 03/02/2017 tarih ve 591/03,03 sayılı raporda getirilen teklif doğrultusunda, dava konusu okul müdürlüğü işlemi ile davacının, 12-13 Ekim 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde okula gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bu işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde, "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca disiplinle ilgili işlemleri yapmak disiplin amirlerinin görevi olması nedeniyle, 657 sayılı Kanun'un 127.maddesi kapsamında düzenlenen zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlaması için disiplin cezasına konu fiilin, personelin sıralı disiplin amirlerinden herhangi birisi tarafından öğrenilmesinin yeterli olduğu kuşkusuzdur.
Olayda; davacının, 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde sendikanın aldığı karara uyarak göreve gelmediği hususunun, anılan fiilin niteliği ve ülke çapında uygulanan bir eylem kararına dayanıyor olması nedeniyle etkileri ile okul müdürü tarafından gün sonu yapılması gereken işlemler çerçevesinde fiilin işlenildiği tarihte öğrenileceğinin kuşkusuz olduğu, davacının göreve gelmediğinin, disiplin amiri olan okul müdürü tarafından ve dolayısıyla davalı idare tarafından fiilin işlenildiği 12-13 Ekim 2015 tarihinde öğrenilmesi üzerine, bu tarihten itibaren 657 sayılı Kanunu'nun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradıktan sonra ve 26.01.2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemin 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde göreve gelmeme nedeniyle davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta ise de;
Dava konusu işlemin, davacının 29/12/2015 tarihinde göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmına yönelik olarak;
Olayda; davacının, 12-13 Ekim 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerinden sendikanın aldığı karara uyarak göreve gelmediğinin tespit edildiğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, ancak davacının savunma sırasında alınan ifadesinde 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde göreve gelmediğinin kabul edilmesine karşın 29 Aralık 2015 tarihinde göreve geldiği ancak sendikanın aldığı karara uyarak derslere girmediğinin belirtildiği, idarece de aksi durumun somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı gibi tüm öğretmenlere aynı içeriğe sahip işlemlerle disiplin cezası verildiği görüldüğünden, davacının 29 Aralık 2015 tarihinde sendikal eylem kapsamında okula geldiği ancak derse girmediği sonucuna ulaşıldığı, 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesinde; "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiilinin disiplin cezası ile cezalandırılmasının öngörülmesi nedeniyle göreve geldiği halde derse girmediği tespit edilen davacının, işlediği fiil ile bu fiilin disiplin cezası ile cezalandırılması sırasında uygulanan Kanun maddesi arasında uygunluk bulunmaması nedeniyle davacının bu kapsamda disiplin cezası ile cezalandırılmasına olanak bulunmadığı görülmekte ise de; aynı Kanun'un 125/C-a maddesinde; "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak" fiilinin de 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılacağının düzenlenmiş olması karşısında; derslere girmeme fiili nedeniyle davacının 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem bu yönden sonucu itibariyle hukuka aykırı görülmemiş ve işlemin hukuksal denetimi 657 sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca disiplin cezası ile cezalandırılmasına yönelik olarak yapılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 26. maddesinde "Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır." kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." hükmü yer almış, 3/f maddesinde, sendikanın, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. maddesinde ise; “1) Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2) Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.” hükmü bulunmaktadır.
Anılan sözleşme kapsamında başvurulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Karaçay-Türkiye davasında; (27 Mart 2007 tarihli, Başvuru No:6615/03) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda elektrik mühendisi olan davacının, üyesi bulunduğu sendika tarafından memur maaşlarına yapılan düşük zammı protesto etmek ve kamuoyu oluşturmak maksadıyla 5 Eylül 2002 tarihinde İstanbul’da yapılan eyleme katıldığından bahisle uyarma cezasıyla cezalandırılmasının ve verilen uyarma cezasının “demokratik toplumda gerekli olmadığı” ve bu ceza nedeniyle AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar verdiği, Urcan Ve Diğerleri/Türkiye Davası (17 Temmuz 2008 23018/04 sayılı) kararında da; aynı mahkeme, başvuranların …..sendikasının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradan para cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarak kamu hizmetinden uzaklaştırıldıklarını belirterek, başvuranlara Türk Ceza Kanunu uyarınca cezai yaptırım uygulanmasının "demokratik bir toplum için gerekli olmadığı" sonucuna varmıştır.
Yine, Satılmış Ve Diğerleri/Türkiye davası'nda ise; (17 Temmuz 2007 74611/01); İstanbul Boğaz Köprüsü'nde görevli gişe memurları olan davacıların işi yavaşlatma eylemi nedeniyle haklarında açılan tazminat davası sonucu ortaya çıkan zararı ödemek zorunda kalmalarının, varılmak istenilen amaçla orantılı bulunmadığına ve "demokratik bir toplum için gerekli olmadığına" kanaat getirmiş ve kararın verildiği tarihte ayrıca kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının sınırlı olduğu ve içerisinde bulundukları olumsuz koşulların kamuoyuna duyurulması için başka bir seçenekleri olmadığı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, Türkiye'nin de onayladığı 87 no'lu ILO Sözleşmesinin 3. maddesinde de; çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları ve kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşıyan eylemlerin AİHS'nin 11. maddesi kapsamında korunması gerekmekle birlikte, sendika kararı bulunsa dahi, yukarıdaki amaçları gerçekleştirmeye yönelik olmayan eylemlerin AİHS'nin 11. maddesi kapsamında korunması gereken haklardan olmadığı açıktır.
Bakılan davada; Mardin İli, Kızıltepe İlçesi'nde öğretmen olarak görev yapan ve sendika üyesi olan davacının, …..'e bağlı …… Merkez Yürütme Kurulunun 25.12.2015 tarih ve 12 sayılı kararı doğrultusunda 29 Aralık 2015 tarihinde okula geldiği ancak derse girmediğinin tespit edilmesi üzerine açılan soruşturma sonucu disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu okul müdürlüğü işleminin tesis edildiği, anılan sendika kararının 22.12.2015 gün ve 92 sayılı …. Konfederasyonu (….) Yürütme Kurulu kararına dayanılarak alındığı ve söz konusu eylemin, bölücü terör örgütünün şehir merkezlerinde açtığı hendeklerin kapatılması, kent merkezlerindeki terör örgütü varlığının sonlandırılarak hayatın normale döndürülmesi amacıyla güvenlik güçleri tarafından yürütülen operasyonların ve bu kapsamda oluşan çatışma ortamının "savaş" olarak nitelendirilmesi suretiyle ve anılan operasyonların sonlandırılması talebiyle "Savaşa Hayır, Barışı Savunacağız" sloganı altında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca işi bırakma eylemlerine ilgili mevzuatına uygun olarak katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının demokratik bir toplumda gerekli olduğundan söz edilemeyeceği tartışmasızdır.
Ancak, uyuşmazlık konusu olayda, davacının derse girmeme nedeninin, güvenlik güçleri tarafından yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinin "savaş" olarak nitelendirilmesi suretiyle ve anılan terörle mücadele faaliyetin sonlandırılmasını sağlamak amacıyla yapılan eyleme katılmak olduğu hususu sabit olup, kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını taşımayan 29 Aralık 2015 tarihli eyleme katılan ve bu nedenle derslere girmeyen davacının, 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde sonucu itibariyle hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun kabulü ile, Mardin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 14/07/2017 gün ve E:2017/528, K:2017/1894 sayılı kararın kaldırılmasına, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 112,15.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta giderinden ibaret 64,30.-TL istinaf gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf başvurusu sırasında alınmayan 85,70 TL istinaf başvuru harcının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için mahkemesince ilgili mercie müzekkere yazılmasına, dava ve istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 27/12/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)