(1319 S. K. m. 8) (2577 S. K. m. 45) (213 S. K. m. 3)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına 2011 ila 2016 yıllarına ait toplam 3.074,75-TL emlak vergisi ile 2.430,52-TL vergi ziyaı cezası tarhiyatının iptali istemiyle açılan davayı; davacı tarafından hissedar olduğu Kastamonu ili Bozkurt İlçesi ….. köyünde ki iki adet evle ilgili olarak taşınmazların her ne kadar, çok eski kullanılamayacak durumda olduğu, söz konusu taşınmazların köyde bulunması nedeniyle emlak vergisine tabi olmadıkları iddia olunmuş ise de dosya içeriği belgelerden söz konusu taşınmazların halen "İki katlı Kargir Ev ve Bahçesi", "Ahşap İki Katlı Ev ve Bahçesi" olarak gözüktüğü, davacının her iki taşınmazda da hissedar olduğu, bu taşınmazlarla ilgili olarak mesken niteliğini kaybettiğine dair bir düzeltmeye ya da değişikliğe uğradığının dosya içeriğinde görülemediği bu hususta ispat yükümlülüğünün de davacı üzerinde olması nedeniyle, 1319 sayılı yasanın 8. maddesinde ki muafiyet şartlarını taşımayan davacı adına tarh edilen vergide ve kesilen cezada hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İstanbul 7. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 28/12/2016 gün ve E: 2016/1006; K:2016/2904 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca emlak vergisinden muaf olduğunu, Kastamonu Bozkurt İlçesi …… köyünde babadan miras kargir evde 3/16 hisse, bahçeli ahşap evde ise 1/8 hissesinin bulunduğu, ancak her iki evinde çok eski yapılar olduğu, kendisine her hangi bir gelir getirmediği, ayrıca bu evlerin köyde bulunması nedeniyle bina vergisine de tabi olmadığı, Kadıköy Belediyesi sınırları içerisinde bulunan evin 200,00-m2 den küçük ve Sosyal Güvenlik Kurumundan almakta olduğu emekli maaşı haricinde başkaca bir gelirinin olmadığı, hakkında yapılan emlak vergisi tahakkukunun kanunun amacına aykırı olarak tesis edildiği iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın kabulü yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davacının istinaf başvuru dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinde, Bakanlar Kurulunun, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2'yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkili olduğu, bu hükmün, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanacağı, muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hükmün uygulanmayacağı, geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı'nın yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan düzenlemede, Bakanlara Kurulu tarafından Kanunda sayılan mükelleflere ait olan ve brüt 200 m2’yi geçmeyen tek meskenleri emlak vergisi oranlarının sıfıra kadar indirilebileceği kurala bağlanmış: emlak vergisinde, uygulanacak vergi oranı üzerinden indirim düzenlemesi yapılmıştır. Maddede düzenlenen indirimli vergi oranı uygulanması için; mükellef ve bina için öngörülen koşulların taşınması gerekmektedir. Düzenlemede, indirimli emlak vergisinden yararlanacakların arasında, diğerlerinin yanında, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanlar sayılmıştır. Kanunda yer alan indirimli emlak vergisi oranının uygulanması için diğer şart meskene ilişkindir. Buna göre, bina vergisi indirimi uygulanabilmesi için binanın mutlaka mesken olarak kullanma amacına tahsis edilmiş bir bina olması zorunludur. Mesken, mükellefin Türkiye sınırları içindeki tek taşınmazı olmalıdır. Ayrıca, meskenin Brüt alanı 200 metre kareyi geçmemelidir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3/B maddesi gereğince vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hususu düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının ….. sokak 106/1 pafta, 1216 ada, 19 parselde kayıtlı 19 numaralı bağımsız bölümle ilgili 09/03/2002 tarihinde emlak vergisi bildiriminde bulunduğu ve 1998 yılından itibaren 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinde emekliler için tanınan muafiyetten faydalandığı, davalı idarece yapılan incelemede, davacının Kastamonu İli, Bozkurt İlçesi, ….. Köyünde 08/03/2006 ve 23/12/2004 tarihlerinde sahibi olduğunun tespit edildiğinden söz edilerek 319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinde emekliler için tanınan muafiyetin sonlandırıldığı, davacı adına 2011 ila 2016 yıllarına ilişkin olarak emlak vergisi tarh edildiği vergi ziyaı cezası kesildiği anlaşılmıştır.
Olayda, her ne kadar davalı idarece, davacının muafiyet hükümlerinden yaralandığı taşınmazlarının dışında iki ayrı taşınmazının olduğundan bahisle emlak vergi tarh edilmiş vergi ziyaı kesilmiş ise de, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinde yer alan düzenlemede sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak dar gelirlinin korunmasının amaçladığının, Kastamonu Bozkurt İlçesi ….. köyünde yer alan taşınmazların, tamamının davacıya ait olmadığının, 3/16 ve 1/8 hissesinin davacıya ait olduğunun, ikamet amaçlı kullanılmadığının, söz konusu taşımazlarda mesken olarak kullanılan alanın ve diğer kısımların net olarak ortaya konulmadığının, meskenin alanına ilişkin olarak belirlenen 200 m2’lik bürüt alan ölçüsünün aşılıp aşılmadığının hiç bir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmediğinin, davacının muafiyet şartlarını kaybettiğinin idarece hiç bir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde izah edilmediğinin anlaşılması karşında davacı adına tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. Vergi Mahkemesi'nin 28.12.2016 gün ve E:2016/1006; K:2016/2904 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü gösterilen 225,30 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 21.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)