(2709 S. K. m. 36) (2577 S. K. m. 54) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: ..... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında verilen uyarma cezasına ilişkin 19.12.2014 tarih ve 2014/17 sayılı karar ile bu kararın kaldırılması için yapılan itirazın reddine ilişkin 08.01.2015 tarih ve 2015/01 sayılı kararın iptali istemiyle açılan davada; 01.03.2013 tarihinde Fakülte Dekanı Prof. Dr. ..'ın başkanlığında akademik kurul toplantısının yapıldığı, toplantıda dekan ile davacının tartıştığı bunun üzerine davacının dekana; ''Memurlar ve yardımcı doçentler önünde tartışmayalım'' dediği, gelen tepkiler üzerine davacının''2547 sayılı Kanun'da yardımcı doçentlerin yeri bellidir. Herkes haddini bilsin.'' şeklinde ifadeler kullanması nedeniyle hakkında bu ifadelerinden dolayı yardımcı doçentlere hakaret ettiği iddiasıyla tutanak tutulduğu, toplantı bittikten sonra davacı bilgi edinme kapsamında 05.03.2013 tarihli dilekçesi ile idareye başvurarak 01.03.2013 tarihinde yapılan akademik kurul toplantısında hakkında tutulan tutanağın tarafına verilmesini istediği, ayrıca anılan tarihte yapılan toplantıda yaşanılan hususları da dilekçede dile getirerek dekanın kendisine ''Başkan benim, istediğime katıldı yazdırırım istediğime yazdırmam, onların zaten oyu belli, ben onlara izin verdim, sen zaten toplantılara katılmayıp rapor alıyordun, yine git rapor al, beğenmiyorsan işte kapı çık dışarı, zaten hiç bir iş yapmıyorsun" şeklinde ifadeler kullanarak hakaret etiğini de belirtmesi üzerine, bu iddiasının yerinde olup olmadığı hususu ile ilgili olarak yapılan disiplin soruşturması neticesinde, dekanın 01.03.2013 tarihli toplantıda davacıya karşı böyle bir ifade kullanmadığının sübuta erdiğinden bahisle davacı hakkında dekana iftira attığı gerekçesiyle dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırıldığı, olayda, gerek dosyadaki bilgi ve belgeler ve gerekse 01.03.2013 tarihli akademik kurul toplantısına katılan öğretim üyeleri ile memurların alınan ifadelerinin birlikte incelenmesinden, davacının bilgi edinme kapsamında idareye yaptığı başvuru dilekçesinde belirtildiğinin aksine, anılan toplantıda dekan ile davacı arasında tartışma yaşandığı ancak dekanın davacıya yönelik olarak ''Başkan benim, istediğime katıldı yazdırırım istediğime yazdırmam, onların zaten oyu belli, ben onlara izin verdim, sen zaten toplantılara katılmayıp rapor alıyordun, yine git rapor al, beğenmiyorsan işte kapı çık dışarı, zaten hiç bir iş yapmıyorsun.'' şeklinde bir ifade kullanmadığı anlaşılmakla, davacının yazılı ortamda asılsız ithamda bulunmak suretiyle disipline konu fiili işlediği sonucuna varıldığından, eylemine uyan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 5/e maddesi uyarınca disiplin cezası verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen Aksaray İdare Mahkemesi'nin 10/11/2015 gün ve E:2015/167, K: 2015/1051 sayılı kararına yapılan itiraz üzerine, itirazın reddine, söz konusu kararın onanması yönünde verilen, Konya Bölge İdare Mahkemesi, 3. İdari Dava Dairesi'nin 09/05/2017 gün ve E:2016/355, K:2017/262 sayılı kararının; davacı tarafından, Davanın adil yargılama süresi içinde bitirilmediği, isnat edilen sözlerin söylendiği yönünde tanık beyanları olduğu, isnat edilen fiilden başka bir fiille ceza verildiği, son savunmasının alınmadığı, üyesi olduğu sendikanın temsilcisinin toplantıya katılmadığı, iftira suçundan ceza verilmediği, dayanağı iptal edilen Yönetmelik hükmüne dayalı disiplin cezası verildiği, kendisine verilen çoğu cezanın mahkemece iptal edildiği, rektörün şahsına husumet bulunduğu ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğundan istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 54. maddesi uyarınca karar düzeltme istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge İdare Mahkemesi, 3. İdari Dava Dairesi'nin 09/05/2017 gün ve E:2016/355, K:2017/262 sayılı kararı kaldırılarak işin gereği görüşüldü;
İstem; ..... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan ..... tarafından, hakkında verilen uyarma cezasına ilişkin 19.12.2014 tarih ve 2014/17 sayılı karar ile bu kararın kaldırılması için yapılan itirazın reddine ilişkin 08.01.2015 tarih ve 2015/01 sayılı kararın iptali istemiyle açılan davada; davanın reddi yolunda Aksaray İdare Mahkemesi'nin 10/11/2015 gün ve E:2015/167, K: 2015/1051 sayılı kararına yapılan itirazı reddederek anılan kararın onanması yolunda, Konya Bölge İdare Mahkemesi, 3. İdari Dava Dairesi'nin 09/05/2017 gün ve E:2016/355, K:2017/262 sayılı kararın düzeltilerek bozulmasına karar verilmesine ilişkindir.
Dava dosyasının incelenmesinden; ..... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı hakkında bir takım iddialarla ilgili olarak disiplin soruşturması başlatıldığı ve söz konusu soruşturma sonucu hazırlanan soruşturma raporunda özetle; davacının Fakülte Dekanı Prof. Dr...'ın 01.03.2013 tarihinde yapılan akademik kurul toplantısında yüksek bir ses tonuyla adeta bağırarak kendisine yönelik olarak "Başkan benim, istediğime katıldı yazdırırım istediğime yazdırmam, onların zaten oyu belli, ben onlara izin verdim, sen zaten toplantılara katılmayıp rapor alıyordun, yine git rapor al, beğenmiyorsan işte kapı çık dışarı, zaten hiç bir iş yapmıyorsun" şeklinde asılsız bir iddiada bulunduğu, böylece Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 5/(e) maddesinde yer alan "Taşıdığı sıfatın gerektirdiği vakara yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, anılan teklif üzerine davacının 14.06.2013 tarih ve 7 sayılı işlemle uyarma cezası ile cezalandırıldığı, bu cezaya karşı Mahkememiz nezdinde açılan davada. Mahkememizin 22/07/2014 tarih ve E:2013/941, K:2014/822 sayılı kararı ile disiplin soruşturmasını yürüten soruşturmacı ile davacı arasında başka bir olay nedeniyle husumet bulunduğundan soruşturmanın tarafsız bir soruşturmacı tarafından yapılmadığı ve cezanın dava konusu olayın tarafı olan dekan tarafından verildiği gerekçesiyle iptal edildiği, Mahkememizin bu kararı üzerine davacı ile aralarında husumet bulunmayan bir soruşturmacı ile disiplin soruşturmasının tamamlandığı ve ardından davacının Rektör tarafından dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-a maddesinde "Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak" fiilinin kınama disiplin cezasını gerektireceği hüküm altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasında "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesinde “Hak arama hürriyeti” olarak tanımlanan ve “yargı mercileri önünde hak arama, ihbar ve şikayet ve dava açma” özgürlüklerini de kapsayan haklar gibi kişilik hakları da herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan ve Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Kuşkusuz sözü edilen bütün bu hak ve özgürlükler sınırsız da değildir. Kişilik haklarının ihlali görünümünü taşıyan açıklamalar, başkalarının ya da kamunun üstün çıkarlarını korumak amacıyla yapılmışsa, doğru amaca yönelik olduklarından hukuka aykırı sayılamaz. Bu açıdan zabıtaya ya da suçları kovuşturmaya yetkili makamlara yapılan bilgi edinme başvurusu, ceza şikayetleri, ihbarlar, kişisel ceza davaları, yetkili merciler nezdinde yapılan icra kovuşturmaları, açılan hukuk davaları kural olarak hukuka aykırı değildir. Zira, hukukça korunan haklı bir çıkarın elde edilmesi için hareket edildiği sırada bir başkasının kişilik hakkı saldırıya uğramış ise, artık kişilik hakkı üzerindeki hukuki himaye, başkalarının hak ve özgürlüğü yararına ortadan kalkmalıdır. Hak arama özgürlüğünün kullanım şekillerinden olan bilgi edinme hakkı ve şikayet hakkı, yanlışları tartışmanın ve bunlara olası çözümler bulabilmenin, idarenin elinde bulunan belgelere erişebilmek suretiyle hak aramanın bir yolu olduğuna göre, bu tür başvurularda olay, olgu ve değerlendirmelerin serbestçe dile getirilebilmesi gereklidir.
Ancak tecavüzün hukuka uygun olduğunu kabul edebilmek için, hukukça korunan üstün hak ve çıkarın olması yeterli değildir; aynı zamanda bu hak ve çıkarın kötüye kullanılmamış olması da gerekir. Zira bu hak başkasını zarara uğratmak için kullanılmışsa artık hukuka uygunluktan sözedilemeyecektir. Başkasını zarara uğratmak için bir hakkın kullanımı iyiniyet kurallarına aykırıdır. Bu nedenle bilgi edinme, ihbar veya şikayetin temelini oluşturan maddi olguların ciddi ve inandırıcı kanıtlarla desteklenmesi gereklidir. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.
Kişi hakkında açılan ceza davası sonucunda beraat kararı ya da açılan disiplin soruşturması neticesinde isnat edilen fiil ya da sözün sübut bulmadığı kararı, hiçbir zaman şikayet hakkının kişilik haklarına zarar verecek şekilde hukuka aykırı kullanıldığının ölçüsü olamaz. Aksi görüşü kabul etmek, disiplin soruşturması sonucunda ceza verilmemesi ya da beraat halinde de şikayetçi ya da davacıyı ceza ya da manevi tazminat tehdidi altında bırakmak, hak arama özgürlüğünü sınırlamak ve kişilik hakları karşısında bu özgürlüğü ölçüsüz şekilde yok etmek olur.
Olayda, davacıyla dekan arasında Fakülte Kurulu'nda bir tartışmanın yaşandığı ve bu tartışmada karşılıklı olarak tarafların birbirlerine bazı sözler söyledikleri, tartışmaya üçüncü şahısların da katıldığı, davacının, bilgi edinme dilekçesinde olayı anlatırken dekanın kendisine ''Başkan benim, istediğime katıldı yazadırırım istediğime yazdırmam, onların zaten oyu belli, ben onlara izin verdim, sen zaten toplantılara katılmayıp rapor alıyordun, yine git rapor al, beğenmiyorsan işte kapı çık dışarı, zaten hiç bir iş yapmıyorsun" şeklinde ithamlarda bulunduğunu ifade ettiği, tam olarak böyle söylediği ortaya konulmasa da, iki tarafın da birbirlerine tartışma esnasında suçlayıcı beyanlarda bulunduklarının açık olduğu, davacının dilekçesindeki ifadelerin kullanıldığı iddiasını haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bütün bu nedenlerle, davacının bilgi edinme birimine vermiş olduğu dilekçesinde yer verdiği değerlendirme ve ifadelerin yukarıda ayrıntılı olarak ifade edilen ve korunması gereken hak arama özgürlü ile bağlantılı olarak şikayet ve bilgi edinme hakkı kapsamında kaldığı, bu nedenle davacıya disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; karar düzeltme isteminin kabulüne, Konya Bölge İdare Mahkemesi, 3. İdari Dava Dairesi'nin 09/05/2017 gün ve E:2016/355, K:2017/262 sayılı kararının kaldırılmasına, itiraza konu Aksaray İdare Mahkemesi'nin 10/11/2015 gün ve E:2015/167, K: 2015/1051 sayılı kararın bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 449,00-TL yargılama giderlerinin (ilk aşama, itiraz, karar düzeltme) ile işbu karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.510.00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yersiz alınan 65,40 TL KD Harcının istemi halinde tahsil dairesince karar düzeltme isteyene iadesine, 24.10.2017 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.
AZLIK OYU: KD isteminin reddi gerektiği görüşüyle aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)