(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Beykoz İlçesi, …… Mahallesi, 14 pafta, 535 da, 149 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının haksız ve hukuka aykırı olarak yıkıldığından bahisle, bina bedeli olarak 1.000.000,00-TL ve yıkım bedeli olarak ödenen 79.146,26-TL olmak üzere toplam 1.079.146,26-TL tazminatın, bina bedeli için yıkım tarihi olan 03.08.2009 tarihinden, yıkım bedeli için de ödeme tarihi olan 15.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davayı; "davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde 5 katlı ruhsatsız bir yapının inşa edildiği hususunun tutulan tutanaklar ile sabit olduğu, encümen kararına dayanak olan yapı tatil tutanağının iptali istemiyle açılmış bir davanın bulunmadığı ve söz konusu yapı tatil tutanağının kesinleşmiş olduğu, her ne kadar ruhsatsız yapının yıkılmasına yönelik işlem mahkeme kararıyla iptal edilmiş ise de, mahkemenin iptal kararı gerekçesinin, ''5216 sayılı kanunda ilçe belediyesinin işlem tesis etmesi için öngörülen 3 aylık süre geçmeden, Büyükşehir Belediyesince işlem tesis edilmiş olması'' hususu olduğu, anılan mahkeme kararı ile davacıya ait ruhsatsız yapının hukuken korunabilir bir statüye kavuşmadığı ve ruhsatsız yapı olma özelliğini koruduğu, davalı idarece ilçe belediyesine 09.10.2008 tarihinde bildirimde bulunulduğu ve bu tarihten yaklaşık 10 ay sonra 03.08.2009 tarihinde yıkım işleminin gerçekleştirildiği, yıkımın gerçekleştiği tarih itibariyle ilçe belediyesince ruhsatsız yapı ile ilgili tesis edilmiş herhangi bir işlemin de bulunmadığı, davalı idarece yıkımın gerçekleştirildiği tarih itibariyle, yıkım kararının uygulanmasını engelleyici bir yargı kararının bulunmadığı ve yıkım kararının hukuk aleminde geçerliliğini korumakta olduğu, yıkıma konu yapının bulunduğu alanın mer'i Nazım İmar Planında ''Mesire Alanı'' içerisinde kalması nedeniyle, ruhsata bağlanma imkanının da bulunmadığı ve ruhsatsız bir yapı tesis etmek suretiyle zararın doğmasına davacı tarafça sebebiyet verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı idarenin gerçekleştirdiği yıkım işleminden dolayı herhangi bir tazminat sorumluluğunun bulunmadığı ve davacı tarafın tazminat istemi ile ödemiş olduğu yıkım masraflarının iadesine yönelik isteminin reddi gerektiği" gerekçesiyle reddeden İstanbul 7.İdare Mahkemesinin 28/04/2017 tarih ve E:2016/1557, K:2017/1056 sayılı kararının; davacı tarafından; hukuka aykırı olduğu, daha önce kesinleşmiş bulunan İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin E:2013/1929, K:2013/1907 sayılı dosyasında dava konusu işlemin iptaline karar verilmek suretiyle yıkım işleminin hukuka aykırı olduğunun tartışmasız hale geldiği, kesin hüküm karşısında işlemin yeniden denetlenmesinin kesin hüküm ilkesine aykırı olduğu öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve Kanun hükümlerine uygun bulunan mahkeme kararına yapılan davacı idare istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin; 3. fıkrasında; Bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği;46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bölge idare mahkemelerinin, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davaları, hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği; belirtilmiştir.
İstinaf başvurusu; İstanbul İli, Beykoz İlçesi, ….. Mahallesi, 14 pafta, 535 da, 149 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının haksız ve hukuka aykırı olarak yıkıldığından bahisle, bina bedeli olarak 1.000.000,00-TL ve yıkım bedeli olarak ödenen 79.146,26-TL olmak üzere toplam 1.079.146,26-TL tazminatın, bina bedeli için yıkım tarihi olan 03.08.2009 tarihinden, yıkım bedeli için de ödeme tarihi olan 15.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmininin iptali istemiyle açılan davayı reddeden ilk derece mahkemesi kararının davacı tarafından kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinafa konu İdare Mahkemesi kararının; bina bedeli olan 1.000.000,00-TL'nin yıkım tarihi olan 03.08.2009 tarihinden işleyecek faiziyle ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrasındaki kaldırma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından davacının bu kısma ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
İstinafa konu İdare Mahkemesi kararının; yıkım bedeli olarak ödenen 79.146,26-TL'nin ödeme tarihi olan 15.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmini istemine ilişkin olarak;
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde 5 katlı ruhsatsız bir yapının inşa edildiği hususunun tutulan tutanaklar ile sabit olduğu ve yıkıma konu yapının bulunduğu alanın mer'i Nazım İmar Planında ''Mesire Alanı'' içerisinde kalması nedeniyle, ruhsata bağlanma imkanının bulunmadığı anlaşılmış olup; dava konusu tazminat isteminin dayanağı olan yıkım işleminin mahkeme kararı ile iptal edildiği ve kararın kesinleştiği görüldüğünden hukuka aykırılığı yargı kararı ile belirlenen işlem nedeniyle uğranılan zarar niteliğinde bulunan ve davacı tarafından 15.10.2009 tarihli banka dekontu ile ödendiği sabit olan 79.146,26-TL yıkım bedelinin 09.09.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi isteminin kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İstanbul7.İdare Mahkemesinin 28/04/2017 tarih ve E:2016/1557, K:2017/1056 sayılı kararının yıkım bedeli olan 79.146,26-TL kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 45/4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yıkım bedeli olan 79.146,26-TL'nin dava açma tarihi olan 09.09.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi isteminin kabulüne, aynı kanun maddesi uyarınca bina bedeli olan 1.000.000,00-TL yönelik kısma ilişkin istinaf başvurusunun reddine, dava ve istinaf aşamalarına ait olup, aşağıda dökümü yapılan davacı tarafından karşılanan toplam 5.630,73-TL yargılama giderinin davanın haklılık oranı gözetilerek, 450,45-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından dava açarken yatırılan 17.111-TL karar harcından hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 5.406,48-TL karar harcının mahsubu sonucu kalan 11.704,52-TL karar harcının davacıya iadesine, reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 53.950,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, hükmedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.056,09-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından kalırsa artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince yatıran tarafa iadesine, temyiz süresi geçtikten sonra dava dosyasının ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 46. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 06.06.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Uyuşmazlık, imar planında "…… Mesire Alanında" kalan bir taşınmaza ruhsat alınmaksızın inşa edilen yapının, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 11. maddesiyle verilen yetki uyarınca davalı idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yıkımı için yapılan 79.146,26 TL tutarındaki masrafların, dayanak encümen kararının yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle iadesi istemine ilişkindir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 11. maddesinin 3. fıkrasında; "Büyükşehir belediyesi tarafından belirlenen ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar, gerekli işlem yapılmak üzere ilgili belediyeye bildirilir. Belirlenen imara aykırı uygulama, ilgili belediye tarafından üç ay içinde giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 32 ve 42 nci maddelerinde belirtilen yetkilerini kullanma hakkını haizdir." hükmü yer almaktadır.
Davacıya ait ruhsatsız yapının yıkımına ilişkin encümen kararının iptal gerekçesi; davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının, davacıya ait yıkımı gerçekleştirmesi için ilgili ilçe belediyesine verilmesi gereken üç aylık yasal sürenin dolmasını beklemeden, 5216 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen yetkiyi kendisinin kullanmış olmasıdır.
Öte yandan; tazmini gereken maddi bir zarardan söz edebilmek için ortada hukuka aykırı bir idari işlem, zarar ve işlem ile zarar arasında uygun bir illiyet bağının bulunması şarttır. Zarar ile hukuka aykırı işlem arasındaki illiyet bağının ise zarara uğrayanın ya da üçüncü kişilerin kusurlu fiilleriyle zayıflaması yahut kesilmesi söz konusu olabilmektedir.
Somut olayda; davacının söz konusu yapıyı korunması mümkün olmayan bir parsel üzerine herhangi bir ruhsat alınmaksızın ve kendi rızasıyla inşa ettiği sabit olup, dava konusu encümen kararının işin esasına yönelik bir hukuka aykırılık içermediği, öte yandan; idarenin beklemediği ifade edilen 3 (üç) aylık sürenin aykırılığı gidermesi için davacıya tanınan yasal bir hak değil, dava konusu işlemden çok daha önce ilçe belediyesince alınan, idari ve/veya yargısal süreçlerden geçerek kesinleşen fakat gereği yerine getirilmemiş olan bir yıkım kararını ifa görevi için ilçe belediyesine verilmiş azami bir süre olduğu, zira aykırılığı gidermesi için davacıya bir ay hak sağlayan sürenin ilçe belediyesince düzenlenen yapı tatil tutanağının yapıya asılıp bir nüshası da muhtara bırakıldıktan sonra işlemeye başladığı ve davacıya tanının bu yasal hakkın davalı idarece alınan karardan çok önce sona erdiği anlaşılmaktadır.
Buna bağlı olarak ilgili ilçe belediyesinin, davalı idarenin yapacağı bildirimden itibaren başlayacak 3 (üç) aylık sürenin ilk günü yani davalı idare kadar dahi beklemeden yıkımı gerçekleştirebileceği tabiidir.
Dolayısıyla söz konusu 3 (üç) aylık sürenin beklenmemesi davacıya tanınan bir hakkın kullanımının engellemesi anlamı taşımadığı için, taşınmazın ilçe belediyesi tarafından 3 (üç) aylık bu azami süre içinde herhangi bir gün yıkılmasına rıza göstermek zorunda olan davacının, mevzuat gereği uygulanması kaçınılmaz olan yıkım için yapılan masraflara da yine mevzuat gereği katlanması zorunludur.
Somut olay, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının kendi kusurlu eylemi ile inşa ettiği ve korunarak mevzuata uygun hale getirilmesi mümkün olmayan yapının yıkımına ilişkin olup, yetkili ilçe belediyesince alınan ve idari ve/veya yargısal süreçlerden geçerek kesinleşen karar üzerine yıkılmasının mevzuat gereği zorunlu hale geldiği, davacının bu yıkımdan doğacak masraflara katlanmasının da zorunlu olduğu gözetilecek olursa; gelinen aşamada davacının mevzuat gereği katlanmak zorunda olduğu masrafların maddi bir zarar olarak değerlendiremeyeceği açıktır.
Bu durumda; davacının "yetkisiz" idare tarafından gerçekleştirilen yıkım işlemi nedeniyle yaşadığı acı, elem, üzüntü vs. gibi durumlar varsa bunu yargı organları önünde "manevi tazminat" davası şeklinde ileri sürme imkanı bulunmakla birlikte, davacının mevzuat gereği katlanmak zorunda olduğu yıkım masraflarının maddi zarar olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, davacının ilk derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun bu yönden de reddi gerekirken, aksi yöndeki çoğunluk kararına karşıyım. (¤¤)