(652 S. KHK. m. 37, Geçici m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Gaziemir İlçesi, .... Ortaokulunda Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının süresi dolduğu gerekçesiyle yöneticilik görevinin sona erdirilmesi sonrasında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18.02.2015 tarih ve 2014/1151 YD İtiraz nolu kararı ile Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin "Müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına görevlendirme" başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasında hiçbir ölçüt ve duyuruya yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle eski görevine iade edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin 24.06.2015 tarih ve E.6525197 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan Yönetmelik maddesinin görevlendirmelerde hiçbir objektif kıstas öngörülmemesi, takdir yetkisine mutlak ölçüde etki kazandırılması, hiçbir değerlendirme kriterine yer vermeyerek hukuka uygunluk denetiminin etkinliğini daraltması gibi nedenlerle hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle yürütülmesinin durdurulması ve yürütmesi durdurulan genel düzenleyici işleme dayanılarak anılan okulun müdür yardımcılığına başka bir kişinin atanması nedeniyle davacının başka bir okula öğretmen olarak atanarak müdür yardımcılığı görev süresinin uzatılmaması karşısında davacının durumunun bu yeni hukuki duruma göre değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, Mahkeme kararı davacının yöneticilik görevine doğrudan atanmasını gerektirmeyip yapılacak duyuru sonrası başvurusunun değerlendirmeye alınması şeklinde uygulanması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 30/09/2016 gün ve E:2015/1241, K:2016/997 sayılı kararının; davacının müdür yardımcılığı görevinin yasa gereği sona erdiği, Yönetmeliğin bazı maddelerinin Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulmuş olması davacının yöneticilik görevine iadesini gerektirmediği, davacıyı eski görevine iade ederek başka bir yöneticiyi zincirleme etkileşim şeklinde almanın hukuki dayanağının bulunmadığı, davacının talebinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdare Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir İli, Gaziemir İlçesi, .... Ortaokulunda Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının süresi dolduğu gerekçesiyle yöneticilik görevinin sona erdirilmesi sonrasında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18.02.2015 tarih ve 2014/1151 YD İtiraz nolu kararı ile Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin "Müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına görevlendirme" başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasında hiçbir ölçüt ve duyuruya yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle eski görevine iade edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin 24.06.2015 tarih ve E.6525197 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Atama" başlıklı 37. maddesinin 8. fıkrasında; "Okul ve Kurum Müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.", Geçici 10. maddesinin 8. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevi ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer." hükümleri yer almıştır.
14.03.2014 tarih ve 28941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bir kısım hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Anayasa Mahkemesinin 13/7/2015 gün ve E:2014/88, K:2015/68 sayılı kararıyla anılan Kanun'un 22. maddesiyle 652 sayılı KHK'nın 37. maddesinin değiştiren 8. fıkrasının incelendiği kuralda, okul ve kamu yöneticiliği görev süresinin dört yıl olarak öngörüldüğü, kadrolu bir görev olmayan ikinci görev niteliği taşıyan okul ve kurum yöneticiliği görevlerinin belirli bir süre ile sınırlandırılmasının, "yasamanın genelliği ilkesi" uyarınca kanun koyucunun bu konudaki takdirini yansıtmakta olduğu, bu görevlerin sınırsız olarak yapılmasını zorunlu kılan Anayasal bir düzenleme bulunmadığı, kanunda belirtilen görevlendirme usulünde belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırılık bulunmadığı, ikinci görev olan yöneticilik görevi sona erdiğinde asıl görevi olan öğretmenlik görevine dönen kişiler yönünden, yöneticilik görevinin atama terfi yönünden kazanılmış hak oluşturmayacağı gerekçesiyle, anılı Kanun'un 25. maddesiyle 652 sayılı KHK'ya eklenen Geçici 10/8 maddesinin iptali talebiyle yapılan başvurunun incelenmesi sonucu, 652 sayılı KHK'nın 37. maddesiyle okul ve kurum yöneticilerine yapılacak görevlendirmelerin 4 yıllık süre ile sınırlandırıldığı, dava konusu kuralın da bu ana kuralın mevcut yöneticilere uygulanmasını sağladığı, geçiş hükmü niteliği taşıdığı, düzenlemenin statü hukuku bakımından soyut ve genel nitelik taşıyan bir kuralın mevcut yöneticilere uygulanmasını sağladığı, okul ve kurum yöneticilikleri, mevcut yöneticiler yönünden kazanılmış hak olmadığından, yöneticilikle görevlendirmenin belirli bir süre ile sınırlanmasını öngören kuralın mevcut yöneticilere uygulanmasında kazanılmış hak ilkesine aykırılık bulunmadığı, söz konusu düzenlemenin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal başvurusunun reddine karar verilmiştir.
652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi uyarınca çıkarılarak Resmi Gazete'de yayımlandığı 10.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve işlem tarihinde yürürlükte olan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan "Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik'in "yönetici görevlendirmede esas alınacak hususlar" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Yöneticiler dört yıllığına görevlendirilir.
(2) Aynı unvanla aynı eğitim kurumunda sekiz yıldan fazla süreyle yönetici olarak görev yapılamaz.
(3) Bulundukları eğitim kurumunda aynı unvanla dört yıldan fazla sekiz yıldan az görev yapanlardan aynı eğitim kurumuna yönetici olarak görevlendirilenlerin görevleri, sekiz yılın dolduğu tarih itibarıyla bu Yönetmelikte öngörüldüğü şekilde sonlandırılır.
(4) Yöneticilik görev süresi uzatılmayanlardan yeniden görevlendirilmek isteğinde bulunanlar, aynı görevlendirme dönemiyle sınırlı olmak üzere, en son görev yaptıkları eğitim kurumlarında görevlendirilemez..."; düzenlemesine yer verildiği, öte yandan "Müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına görevlendirme" başlıklı 23. maddesinde, " (1) Müdür başyardımcısı ve/veya müdür yardımcısı norm kadrosu boş bulunan eğitim kurumlarına, görevlendirilecekleri tarih itibarıyla 5 ve 7 nci maddelerde belirtilen şartları taşıyor olmaları kaydıyla, görevlendirme yapılacak eğitim kurumunda veya eğitim kurumunun bulunduğu ilçe ve ildeki eğitim kurumlarında halen yönetici veya öğretmen olarak görev yapanlar arasından, eğitim kurumu müdürünün inhası ve il milli eğitim müdürünün teklifi üzerine valinin onayı ile müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlendirilir." düzenlemesi ile idareye müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına yapılacak görevlendirmelerde geniş bir takdir hakkı verilmişken, ilgili maddenin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2014/1151 YD. İtiraz numaralı 18.02.2015 tarihli kararıyla; görevlendirmelerinde hiçbir objektif kıstas öngörülmemesi, takdir yetkisine mutlak ölçüde bir etki kazandırması, hiçbir değerlendirme kriterine yer vermeyerek hukuka uygunluk denetiminin etkinliğini daraltması, kariyer ve liyakat ilkelerini gözetmeyerek kamu personeli açısından güvencesiz bir ortam yaratması, görevin gerektirdiği niteliklere sahip en uygun personelin seçimini ve dolayısıyla kamu hizmetinin iyi işlemesini zorlaştırıcı bir etki yaratması, ayrıca adayların görevlendirmelerden haberdar olmasını sağlayacak duyuruya yer vermeyerek geniş katılımı ve fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığı gerekçeleriyle hukuka uygun bulunmayarak yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Bu süreç sonunda, 10.06.2014 tarih ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin Yönetmelik 06.10.2015 tarih ve 29494 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine Dair Yönetmelik'in 35. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan Yönetmeliğin "Müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı olarak görevlendirileceklere ilişkin duyuru ve başvuru" başlıklı 23. maddesinde "(1) Müdür başyardımcılığı ve/veya müdür yardımcılığı boş bulunan veya dört ve sekiz yıllık müdür başyardımcılığı veya müdür yardımcılığı süresini dolduranlardan boşalacak eğitim kurumları, il milli eğitim müdürlüklerinin internet sitesinde duyurulur.
(2) Müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığı için öngörülen yazılı sınavda başarılı olanlardan müdür başyardımcısı ve/veya müdür yardımcısı olarak görevlendirilmek isteyenlerin başvuruları elektronik ortamda alınır.
(3) Müdür başyardımcısı ve/veya müdür yardımcısı olarak görevlendirilmek üzere başvuruda bulunanlara en fazla 20 eğitim kurumu tercih etme hakkı verilir." düzenlemesi yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, İzmir İli, Gaziemir İlçesi, .... Ortaokulunda Müdür Yardımcısı olan davacının 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 10/8. maddesi uyarınca görev süresinin sona erdirildiği, sonrasında davalı idarece Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin "Müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına görevlendirme" başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yapılan değerlendirme sonrasında davacının anılan okula tekrar Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmeyerek yerine başka bir şahsın görevlendirmesinin yapıldığı ve 21.04.2015 tarih ve 4259414 sayılı işlemle sınıf öğretmeni olarak atandığı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18.02.2015 tarih ve 2014/1151 YD Itiraz nolu kararıyla, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin "Müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına görevlendirme" başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasında hiçbir ölçüt ve duyuruya yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin yürütmesi durdurulmasına karar verilmesi üzerine, davacı tarafından anılan karara dayanılarak yapılan eski görevine iade edilmesine ilişkin 12.06.2015 tarihli başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Düzenleyici işlemler; üst hukuk normuna uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren, ya da var olan bir kuralı değiştiren veya kaldıran işlemlerdir.
İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda yönetmelik değişikliği veya mevcut yönetmeliği kaldırarak yeni yönetmelik yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler.
Ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de açıktır. Zira, takdir yetkisi ile idareye ancak hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan "hukuk güvenliği" ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, önceden oluşmuş hukuksal durumların, sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesi, hukuktan beklenen güvenle bağdaşmayacaktır.
"Kazanılmış hak" ise doktrinde, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olarak tanımlanmaktadır. İdarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine de "haklı beklenti" denilmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının yöneticilik görevinin 652 sayılı KHK.nın geçici 10.maddesi gereği sona erdiği, idarenin bu konuda bir takdir yetkisinin olmayıp bağlı yetki içinde olduğu, ayrıca Danıştay kararıyla düzenleyici işlem hükmünün eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı bulunarak yürütülmesinin durdurulmuş olması, doğrudan bu düzenlemeye dayalı olarak tesis edilmiş bireysel işlemlerin de mahkeme kararına gerek kalmaksızın iptalini gerektirmediği gibi, davacının da doğrudan önceki okuluna müdür yardımcısı olarak görevlendirilmesi sonucunu doğurmamaktadır. Danıştay tarafından, Yönetmelik hükmünün eksik düzenleme nedeniyle hukuka uygun bulunmayarak yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine düzenleyici işlem tesisi yetkisi bulunan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, karar gerekçeleri gözetilerek yeniden düzenleme yapılması gerekeceği ve bu düzenlemeye göre yeni görevlendirme taleplerinin değerlendirileceği de kuşkusuzdur.
Kaldı ki; Danıştay tarafından ilgili Yönetmelik hükmünün yürütmesinin durdurulması sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 06.10.2015 tarih ve 29494 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine Dair Yönetmeliğin 23. maddesi ile konu hakkında yeniden düzenleme yapılmış ve Müdür başyardımcılığı ve/veya müdür yardımcılığı boş bulunan veya dört ve sekiz yıllık müdür başyardımcılığı veya müdür yardımcılığı süresini dolduranlardan boşalacak eğitim kurumlarının, il milli eğitim müdürlüklerinin internet sitesinde duyurulması, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığı için öngörülen yazılı sınavda başarılı olunması yönünde yeni kurallar getirildiği, davacının talebi halinde durumun yeni Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği de açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 30/09/2016 gün ve E:2015/1241, K:2016/997 sayılı istinaf başvurusuna konu kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen dava yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 33,00-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, istinaf aşamasında davalıdan alınmayan 85,70-TL itiraz harcının Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsiline, yatırılan posta giderinden artan miktarın Mahkemesince HMK'nın 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, 07/03/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)