(2577 S. K. m. 54, Geç. m. 8) (2576 S. K. m. 3) (3194 S. K. m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nin 12/12/2016 günlü, E:2016/422, K:2016/363 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YENİMAHALLE BELEDİYE BAŞKANLIĞI SAVUNMASININ ÖZETİ: Düzeltilmesi istenen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek talebin reddi gerektiği savunulmaktadır.
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü;
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin (b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki "Bu Kanunla İdari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralı uyarınca, kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi.
Dava, davacının, hissedarı olduğu Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, ......... Mahallesi, 43137 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında "kentsel çalışma/rekreasyon alanı" olarak ayrılarak mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 30.000,00-TL kamulaştırmasız el atma tazminatının, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava tarihinden itibaren işletilecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi'nce, davacının hissedarı olduğu taşınmazın imar planında yapılan değişiklikle "özel sosyo-kültürel tesis alanı" olarak belirlenmesi nedeniyle 3194 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca, imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programının belediyece hazırlanması ve bunun sonucunda taşınmazının kamulaştırılması gibi bir zorunluluk bulunmadığından, davacının hak mahrumiyetine yol açacak biçimde mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile kısıtlandığından söz edilemeyeceği ve dolayısıyla tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmiş; bu karara davacı tarafından yapılan itiraz Dairemizin 12/12/2016 gün ve E:2016/422, K:2016/363 sayılı kararıyla reddedilmiş, akabinde sözkonusu karar karşı davacı tarafından esastan ve yargılama giderleri yönünden kararın düzeltilmesi yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce itiraz aşamasında verilmiş kararın, yargılama giderleri dışındaki kısmında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yer alan nedenlerden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Düzeltilmesi istenilen kararın yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi bu yönden yerinde görüldüğünden Ankara 5. İdari Dava Dairesi'nin 12/12/2016 günlü, E:2016/422, K:2016/363 sayılı kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmı kaldırılarak, vekalet ücretini de içeren yargılama giderlerine ilişkin kısmı yönünden itiraz incelemesine geçildi.
Uyuşmazlığa konu taşınmazın, davacı tarafından Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde 05/06/2012 tarihinde dava açıldıktan sonra (bu dava Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2014/188 sayısına kayıtlı başka bir dava ile birleştirilmiş) kullanım şeklinin 11/09/2012 tarih ve 1410 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılacak "özel sosyo-kültürel tesis alanına"na dönüştürüldüğünün sabit olması karşısında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet vermiş olmalarından dolayı davalı idarelere yükletilmesi gerekirken, davalı idareler lehine vekalet ücreti de takdir edilmek suretiyle yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının kararın düzeltilmesi isteminin davanın esasına ilişkin kısmı yönünden reddine, yargılama giderlerine ilişkin olarak karar düzeltme isteminin KABULÜ ile Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen 16/02/2016 günlü, E:2015/1493, K:2016/279 sayılı kararın vekalet ücretini de içeren yargılama giderlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, aşağıda ayrıntısı yer alan 349,50 TL yargılama gideri ile mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin de 1/2 oranında davalı belediyelerden alınarak davacıya verilmesine, adli yargı yerinden görevsizlik kararı üzerine açılan davada yersiz alınan 25,20 TL başvuru harcı ve fazladan yatırılan 30,00 TL itiraz karar harcı ile posta giderleri avansından artan miktarların davacıya iadesine,16/02/2017 tarihinde esasta oyçokluğuyla, usulde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Mülga Plan Yapım Esaslarına Dair Yönetmeliğinin 3. maddesinin 1. fıkrasının 7. bendinde: "Sosyal alt yapı: Sağlıklı bir çevre meydana getirmek amacı ile yapılması gereken eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari yapılar ile park, çocuk bahçeleri gibi yeşil alanlara verilen genel isimdir." şeklinde tanımlanmış; Yönetmelik eki Kentsel, Sosyal ve Teknik Alt Yapı başlıklı olan EK-1'in 09.04.2011 günlü, 27900 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişik şeklinde "Sosyal Tesis Alanları"na yer verilmiş ve Açıklama Notlarında "Özel Kreş + Anaokulu, Özel İlköğretim, Özel Ortaöğretim, Özel Sağlık Tesisi, Özel Kültürel Tesis, Özel Sosyal Tesis Alanları, (EK-1a), (EK-1b) ve (EK-1c)’de belirtilen alan büyüklüklerinin altına düşülmemek ve imar planı kararıyla ayrılmak, oranları ilgili Bakanlık veya kamu kuruluşunca belirlenmek kaydıyla, bu tabloda belirtilen kişi başına asgari standart değerinin içinde yer alır." kuralına yer verilmişti.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde ise "Kültürel Tesis Alanı" tanımlanmıştır. Buna göre: "Kültürel Tesis alanı; Toplumun kültürel faaliyetlerine yönelik hizmet vermek üzere kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera gibi fonksiyonların yer aldığı kamu veya özel mülkiyetteki alanlardır.", (j) bendinde "sosyal tesis alanı; "Sosyal yaşamın niteliğini ve düzeyini artırmak amacı ile toplumun faydalanacağı kreş, kurs, yurt, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, yaşlı ve engelli bakımevi, rehabilitasyon merkezi, toplum merkezi, şefkat evleri gibi fonksiyonlarda hizmet vermek üzere ayrılan kamu veya özel mülkiyetteki alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki EK-2 ile Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosu oluşturulmuş ve Tablo Açıklamalarının 8. maddesinde: "Düzenleme Ortaklık Payından elde edilmemiş Özel Kreş + Anaokulu, Özel İlköğretim, Özel Ortaöğretim, Özel Sağlık Tesisi, Özel Kültürel Tesis, Özel Sosyal Tesis Alanları; imar planı kararıyla ayrılmak, kamu ve özel altyapı oranları ilgili yatırımcı Bakanlık veya kamu kuruluşunca belirlenmek kaydıyla, bu tabloda belirtilen kişi başına asgari standart değerinin tablonun içinde yer alır".
Uyuşmazlık özelinde özel sosyal ve kültürel tesis alanları da; imar planı kararıyla ayrılmak, kamu ve özel altyapı oranları ilgili yatırımcı Bakanlık veya kamu kuruluşunca belirlenmek kaydıyla, Yönetmelik eki EK-2 Tabloda belirtilen kişi başına asgari standart değerinin içinde yer almaktadır.
Kentsel veya kırsal her türlü yerleşim biriminde oturan nüfusun sosyal ihtiyaçlarını karşılayan kamu yapılarını ve alanlarını sosyal altyapı alanlarını oluşturmaktadır. Sosyal altyapı alanları, aslında kamu hizmetlerinin sunulduğu alanlardır. Kamu hizmeti ise devletin vatandaşlara sunduğu eğitim, öğretim, sağlık vb. hizmetleri kapsayan ve aslen bedelsiz olması gereken hizmetler bütünüdür.
İmar planında ki niteliği "Kamu ortaklık payı"ndan karşılanılan alan ya da "Sosyal Donatı Alanı" olan taşınmazların, imar planı değişikliği ile bu alanların fonksiyonları değiştirilerek, konut, ticaret, konut dışı kentsel çalışma alanı, konut dışı kentsel servis alanı veya merkezi iş alanı gibi kamu hizmeti amacı taşımayan nitelikte bir fonksiyona çevrilmedikçe bu alanların plan değişikliği ile başına "özel" veya " ticari" ibaresinin eklenmesi bu taşınmazların kamu ortaklık payı alanı ya da sosyal donatı alanı olma niteliklerini değiştirmeyeceği gibi özel dahi olsa, eğitim, sağlık, spor, eğlence, reakrasyon, park, güvenlik, sosyo-kültürel tesis alanları ve bunun gibi hizmetler kamu hizmeti olması nedeniyle özel şahıslar eliyle bile yapılsa kamu hizmeti olma niteliğini değiştirmez.
Kamu hizmetleri özel şahıslar eliyle bile yapılsa bunlar devletin denetiminde ve gözetiminde sosyal bir politika gereği bu hizmeti vermekte görevli idarenin koyduğu kurallara ve hizmeti yerine getirmekte ehil gördüğü kişilerce yapılır.
Sadece özel veya ticari ibaresinin eklenmesinin o yerde o hizmetin yapılmasının plan gereği emredici bir hüküm olarak durmasını ortadan kaldırmamaktadır. Bu durumda o yerde o hizmetin özel şahıslar eliyle yerine getirileceği anlamı çıkmaktadır. Kaldı ki, böyle bir taşınmazın maliklerinden bu hizmeti yerine getirecek tecrübe, sermaye ve niyet yoksa kamu hizmeti nasıl yerine getirilecektir. Yine bu taşınmazların mülkiyet yapıları incelendiğinde de pay sahiplerinin küçük paylarla ortak olduğu taşınmazlar olup, imar planı yapılırken kamulaştırılacak yerlerden olmaları nedeniyle malik yapısına ve hisse alanına dikkat edilmeden özgülenen taşınmazlardır. Öte yandan, kimse çocuğunu özel okula, özel sağlık kuruluşuna, özel çocuk parkına, özel kreşe, özel rekreasyon alanlarına vb. mecbur bırakılamaz.
Yukarıdaki Yönetmelik maddelerinde yer alan tanımlar, Planlı Alanlar Tıp İmar Yönetmeliğinde özel kreş, özel anaokulu, özel ilköğretim, özel ortaöğretim, özel sağlık tesis, özel kültürel tesis alanı belirlenen alan büyüklüklerinin altına düşürmemek ve imar planı kararıyla ayrılmak, oranları ilgili Bakanlık veya kamu kuruluşunca belirlenmek kaydıyla kentsel, sosyal, teknik altyapı tablosunda belirtilen kişi başına asgari standart değerinin içerisinde kabul edildiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde de sosyal alt yapı, sosyal tesis, teknik altyapı alanlarının; kamu veya özel sektör tarafından yapılan hizmetler, kamu veya özel mülkiyet alanlar olarak ifade edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; İmar planında herhangi bir sosyal donatı alanına veya kamu ortaklık payından karşılanacak alana ayrılıpta, imar planı değişikliği ile başına "özel" veya " ticari" kelimesi eklenen taşınmazların, sosyal donatı alanı veya kamu ortaklık payından karşılanması durumunun değişmeyeceği tabiidir. Ancak bu sosyal donatı alanı veya kamu ortaklık payından karşılanacak alanın plan değişikliği ile başına "özel" veya " ticari" kelimesi eklenmesi sonucu taşınmaz maliklerinin imar planındaki yapılaşma şartları ile yapılaşma iradesini ortadan kaldırmayacağı da açıktır. Yani maliğin ilgili mevzuat uyarınca gerekli izinleri alarak yapılaşmaya gitmesi de mümkündür. Ancak asıl olan burdaki hizmetin (kamu hizmetinin) devletin eliyle yapılmasıdır.
Ancak, taşınmazı imar planında "özel sosyo-kültürel tesis alanında kalan malikin mevzuatta belirtilen koşulları sağlaması halinde yapılaşmaya gitmesi mümkün ise de, bu konut, ticaret vb. fonksiyonlarda yapılaşmaya ilişkin mevzuatla getirilen koşullardan daha ağır ve taşınmaz maliklerince yapılması daha zor şartlar olup, bu alanının başına "özel kelimesi" getirilmesiyle fonksiyon kamu hizmeti niteliğini ortadan kaldırmaması ve sosyal donatı hesabında yer almasından kaynaklanmakta olup bu da taşınmaz malikine taşınmazını kullanma, taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma hakkını sınırlandırmaktadır.
Bu durumda, imar planında "sosyo-kültürel tesis alan"ında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planı değişikliği ile özel sosyo-kültürel tesis alanına dönüştürülmesi, taşınmazın fonkiyonel olarak kamusal hizmet niteliğini değiştirmediğinden, taşınmaz malikinin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması durumunu devam ettirdiğinden, hukuki el atmadan kaynaklanan tazminat isteminin karşılanması gerekmektedir.
6745 sayılı Yasanın 34. maddesiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 11. maddede; "Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.
Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır." kuralı yer almaktadır.
2942 sayılı Yasaya 6745 sayılı Yasanın 33. maddesiyle eklenen Ek 1. maddesinde ise: "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.
Birinci fıkra uyarınca dava açılması halinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.
Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır." kuralı yer almıştır.
Uyuşmazlıkta, imar planında kentsel çalışma/rekreasyon alanından özel sosyo-kültürel tesis alanına dönüştürülen taşınmazın mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlandığından taşınmaz bedelinin tazmini istemiyle dava açılmıştır.
2942 sayılı Yasanın Ek 1. maddesinin öngördüğü uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır yolundaki yükümlülük, 6745 sayılı Yasanın Geçici 11. maddesi uyarınca bu maddenin yayımlanarak yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihinden itibaren başlayacak olup; aynı zamanda Ek 1. madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun Geçici 6. maddesinin 3, 7, 8. ve 11. fıkra hükümlerinin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı yolundaki düzenleme karşısında, görülmekte olan davanın esası hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği oyuyla karara katılmıyorum. (¤¤)