(2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla verilen 2010/3, 4, 8, 12 dönemleri beyannamelerine göre tahakkuk ettirilen katma değer vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarını ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davanın, "...sahte fatura kullandığı yolunda davacı nezdinde herhangi bir inceleme bulunmaması karşısında, sahte fatura kullanıcısı olarak değerlendirilip olumsuz mükellefler listesine alınmama ve Katma Değer Vergisi iadelerinde sorun yaşamama adına ihtirazi kayıtlı olarak verilen beyannameler üzerine yapılan dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk görülmediği..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 13/04/2017 tarih ve E:2016/723, K:2017/1168 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacının hakkında olumsuz rapor ve tespit bulunan mükelleften mal ve hizmet alımlarının olduğunun tespit edildiği, kendi iradesiyle matrah beyan ettiği, serbest iradeyle verilen beyana ihtirazi kayıt konulamayacağı, haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 39,00-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 28.12.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Dava, davacı tarafından, idarenin zorlayıcı yazısı sonrasında, ihtirazi kayıtla gerçekleştirilen katma değer vergisi düzeltme beyanları üzerine tesis edilen işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 378'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacakları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27'nci maddesinin 3'üncü bendinde de, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler ile tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davaların tahsil işlemini durdurmayacağı kuralına yer verilmekle, ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen vergilere karşı dava açılabileceği kabul edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından, bir kısım alış faturasının indirim koşullarını taşımadığından bahisle, söz konusu faturaların kayıtlardan çıkarılması ya da faturalara konu alışların gerçekliğinin ispat edilmesi, aksi takdirde davacı hakkında özel esaslara alınmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağı yönündeki davalı idare yazısının tebliği sonrasında, süresinden sonra ihtirazi kayıtla gerçekleştirilen düzeltme beyanları nedeniyle dava konusu işlemlerin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Zamanında verilen vergi beyannamesine ihtirazi kayıt konulması; beyannamede hesaplanan verginin tümü, ya da, bir kısmının tahakkuk ettirilmemesi istenerek, ihtirazi kaydın konusunu oluşturan nedenin tarhı yapan idare tarafından kabul edilmemesi halinde, beyanname üzerinden tarh edilen verginin ihtirazi kayıt konulan kısmının dava konusu edilebilmesini olanaklı kılarak, noksan beyanda bulunulmasını ve verginin geç tahakkuk etmesini önlemektedir. Bu nedenle ihtirazi kayıt ancak beyanname verme süresinde verilen beyannamelere konulabilir.
Beyan üzerinden alınan vergilere ait matrahın veya beyannamede yer alan vergilendirmeye etkili diğer unsurların ihtirazi kayıtla beyanı, beyannamenin vergi kanunlarında öngörülen zamanlarda verilmesi koşuluna bağlıdır. Beyanname verme süresi geçtikten sonra verilen beyannameye konulan ihtirazi kaydın, beyanname üzerinden yapılan tahakkuka etkisi olmadığı gibi dava açma hakkı vermesi de mümkün değildir.
Davacı tarafından, davalı idarece, düzeltme beyannamesi vermeye zorlandığı, bu nedenle, ihtirazi kayıtla düzeltme beyannamesi vermek zorunda kalındığı iddia edilmektedir.
Davacıyı düzeltme beyannamesi vermeye sevk ettiği iddia edilen, dosyada mevcut davalı idare yazısının, belirlenen sürede düzeltme beyannamesi verilmemesi halinde, davacı hakkında özel esaslara alınmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağı yönünde cebir ihtiva ettiği, bu anlamda, davalı idare işlemiyle düzeltme beyannamesi vermeye zorlanan davacının menfaatini etkileyen bir idari tasarruf olduğu anlaşılmakla, idarenin işlemiyle süresinden sonra düzeltme beyannamesi vermeye zorlanan ve idarenin zorlayıcı işlemiyle mükellefi harekete geçirerek sağlamaya çalıştığı hukuki duruma/değişikliğe ilişkin olarak ihtilaf yaratmak isteyen davacı tarafından, zorlayıcı işleme karşı dava açılarak, davalı idarenin, anılan nitelikte zorlayıcı bir işlem tesis etme yetkisinin bulunup bulunmadığı, şayet, davalı idarenin, mevzuattan kaynaklanan böyle bir işlem tesis etme yetkisi var ise, mevzuatta işlem tesisi için aranılan koşulların oluşup oluşmadığı hususlarında, yargısal denetim yaptırılması mümkünken, bu yol tercih edilmeyerek, kanuni süresi geçirildikten sonra verilen beyanname ile verginin tarh aşamasına yönelik olarak bir ihtilaf yaratılabileceğinin kabulü, Kanuni beyanname verme süreleri ve 213 sayılı Kanun'un 378. maddesinde yer verilen düzenlemeyi etkisizleştirerek, beyan esasına dayalı vergi sistemimizin işleyişinde sorunlara yol açacağı gibi, vergi idaresinin, Kanunda sayılan hallerin mevcut olması durumunda kullanabileceği resen tarh ve buna bağlı inceleme yetkisini sınırlayıcı sonuç doğuracağı da açıktır.
Bu durumda, beyanname verme süresi geçtikten sonra ihtirazi kayıtla düzeltme beyannamesi verilmesi üzerine tesis edilen ve incelenebilir nitelikte olmayan tahakkuk işlemleri ile geç tahakkuk ettirilen vergiler nedeniyle gerçekleştirilen ceza kesme işlemlerine karşı açılan davanın kabulü yönündeki kararın kaldırılarak davanın reddi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)