(2577 S. K. m. 45) (193 S. K. m. 25)
İSTEMİN ÖZETİ: ...... İlaç San. Ve Tic. A.Ş.’de çalışmakta iken iş akdi 02.11.2015 tarihinde ikale sözleşmesi ile sona erdirilen davacıya, işveren ile düzenlenen iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve sonuçlarına ilişkin protokol uyarınca ek ödeme (ayrılış paketi) adı altında yapılan iş güvencesi tazminatının gelir vergisinden istisna olduğu gerekçesiyle bu ödemeden tevkif edilerek vergi dairesine yatırılan gelir(stopaj) vergisi kesintisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine şikayet yolu ile Maliye Bakanlığı'na yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın, "... çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında söz konusu ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olduğundan tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun dava konusu zımnen red işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı,..." gerekçesiyle, kabulü ve davacıdan tahsil edilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi yönünde verilen İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 04/04/2017 tarih ve E:2017/315, K:2017/1080 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, dava konusu yapılan tevkifatların hata kapsamında olmadığından düzeltme şikayet işleminin olayda işletilemeyeceği, yapılan ödemelerin ücretin tüm unsurlarını taşıdığı, ödemenin Gelir Vergisi Kanunu'nda sayılan unsurlar adıyla veya başka adlar altında ödenmiş olmasının onun ücret olma niteliğini değiştirmediği, ikale sözleşmesi gereğince personele kanuni ödemeler dışında yapılan ödeme tutarlarının personelin hizmet sürelerini dikkate alınarak tespit edildiğinden bu durumun hizmet sözleşmesiyle ve hizmet süresiyle ilgili olduğunu gösterdiği, ücretliye yapılacak ödemelerden kıdem tazminatı tutarına isabet eden kısmın gelir vergisinden istisna olduğu, yapılan tevkifatın yasal olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 39,00-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 04.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)