(AİHS. m. 11) (657 S. K. m. 4, 26, 125) (2577 S. K. m. 45) (4688 S. K. m. 1) (663 S. KHK. Geç. m. 15)
İSTEMİN ÖZETİ: Siirt ili Kurtalan İlçe Devlet Hastanesi'nde 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında işçi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle ''1/30 oranında aylıktan kesme'' cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Kanun'un 125. maddesinin 3. fıkrası uyarınca indirim uygulanarak kınama cezası ile tecziyesine ilişkin 24/11/2015 tarih ve 2579 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 09/11/2016 tarih ve E:2016/926, K:2016/1237 sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın; usul ve yasaya aykırı olduğu, soruşturma raporunda aylıktan kesme cezası teklif edildiği halde daha hafif ceza olan kınama cezası verilmesinin kurumun iyi niyetli olduğunu gösterdiği, davacının işe gelmemesinin kamu hizmetinin aksamasına sebebiyet verdiği, cezanın eylemle orantılı ve ölçülü olduğu, sendikal hakkın ihlal edilmediği, bu konuda Anayasa Mahkemesi kararı bulunduğu, yapılan işlemlerin ve verilen cezanın usule uygun olarak tesis edildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenip kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Dördüncü İdari Dava Dairesi'nce, 25/08/2017 günlü, 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 15. madde uyarınca, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığının dava ve icra takip işlerinin Sağlık Bakanlığına devredildiği görüldüğünden, davanın Sağlık Bakanlığı husumetiyle görülmesine karar verildikten sonra, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü;
Dava; Siirt ili Kurtalan İlçe Devlet Hastanesi'nde 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında işçi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle ''1/30 oranında aylıktan kesme'' cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Kanun'un 125. maddesinin 3. fıkrası uyarınca indirim uygulanarak kınama cezası ile tecziyesine ilişkin 24/11/2015 tarih ve 2579 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 26. maddesinde "Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip te Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır." kuralına aynı Kanunun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendinde ise "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiilinin aylıktan kesme cezasını gerektirdiği kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." hükmü yer almış, 3/f maddesinde, sendikanın, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. maddesinde ise; “1) Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2) Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.” hükmü bulunmaktadır.
Anılan sözleşme kapsamında başvurulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Karaçay-Türkiye davasında; (27 Mart 2007 tarihli, Başvuru No:6615/03) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda elektrik mühendisi olan davacının, üyesi bulunduğu sendika tarafından memur maaşlarına yapılan düşük zammı protesto etmek ve kamuoyu oluşturmak maksadıyla 5 Eylül 2002 tarihinde İstanbul’da yapılan eyleme katıldığından bahisle uyarma cezasıyla cezalandırılmasının ve verilen uyarma cezasının “demokratik toplumda gerekli olmadığı” ve bu ceza nedeniyle AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar verdiği, Urcan Ve Diğerleri/Türkiye Davası (17 Temmuz 2008 23018/04 sayılı) kararında da; aynı mahkeme, başvuranların Eğitim-Sen sendikasının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradan para cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarak kamu hizmetinden uzaklaştırıldıklarını belirterek, başvuranlara Türk Ceza Kanunu uyarınca cezai yaptırım uygulanmasının "demokratik bir toplum için gerekli olmadığı" sonucuna varmıştır.
Yine, Satılmış Ve Diğerleri/Türkiye davası'nda ise; (17 Temmuz 2007 74611/01); İstanbul Boğaz Köprüsü'nde görevli gişe memurları olan davacıların işi yavaşlatma eylemi nedeniyle haklarında açılan tazminat davası sonucu ortaya çıkan zararı ödemek zorunda kalmalarının, varılmak istenilen amaçla orantılı bulunmadığına ve "demokratik bir toplum için gerekli olmadığına" kanaat getirmiş ve kararın verildiği tarihte ayrıca kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının sınırlı olduğu ve içerisinde bulundukları olumsuz koşulların kamuoyuna duyurulması için başka bir seçenekleri olmadığı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, Türkiye'nin de onayladığı 87 no'lu ILO Sözleşmesinin 3. maddesinde de; çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları ve kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşıyan eylemlerin AİHS'nin 11. maddesi kapsamında korunması gerekmekle birlikte, sendika kararı bulunsa dahi, yukarıdaki amaçları gerçekleştirmeye yönelik olmayan eylemlerin AİHS'nin 11. Maddesi kapsamında korunması gereken haklardan olmadığı açıktır. Öte yandan kamu görevlisi olan bir kişinin, hangi eylemlerin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu değerlendirebilecek yeterlik ve kapasitede olduğunun da kabulü gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Siirt ili Kurtalan İlçe Devlet Hastanesi'nde 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında işçi olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun da içinde yer aldığı kurulun, ''Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi Emek, Barış ve Demokrasi mitingine yapılan saldırı sonucu, sendika üyelerinin de aralarında bulunduğu hayatını kaybeden insanları anmak ve saldırıyı lanetlemek amacıyla'' aldığı 10/10/2015 tarih ve 78 numaralı karar doğrultusunda 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde göreve gelmemesi sebebiyle 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle ''1/30 oranında aylıktan kesme'' cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Kanun'un 125. maddesinin 3. fıkrası uyarınca indirim uygulanarak kınama cezası ile tecziyesine ilişkin 24/11/2015 tarih ve 2579 sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca işi bırakma eylemlerine ilgili mevzuatına uygun olarak katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının demokratik bir toplumda gerekli olduğundan söz edilemeyeceği tartışmasız ise de; bir kamu görevlisinin hangi faaliyetlerin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu ayırt etme becerisine sahip olması gerektiği açık olup, kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını taşımayan eyleme katılan ve bu nedenle görevine gelmeyen davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen istinafa konu mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 09/11/2016 tarih ve E:2016/926, K:2016/1237 sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 115,45-TL ilk aşama yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 57,00-TL istinaf yargılama giderlerinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması sebebiyle istinaf aşamasında alınmayan 85,70-TL istinaf başvuru harcının 492 sayılı Kanun'un 13/j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için mahkemesince Maliye İdaresine müzekkere yazılmasına, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca kararın ilgili tarafa resen iadesine, 26/12/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)