(3194 S. K. m. 5, 32, 42, Geç. m. 16) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin inşa etmiş olduğu 10413 ada 20 parsel sayılı taşınmazda yer alan yapıların projeye aykırı olduğundan bahisle 3194 sayılı Yasa'nın 42. maddesi uyarınca 42.857,39.-TL idari para cezası ve 32. maddesi uyarınca yapının İmar Mevzuatına uygun hale getirilmesine karar verilmesine ilişkin 13.04.2016 gün ve 312 sayılı Seyhan Belediye Encümeni kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; uyuşmazlığın çözümü için gerekli görüldüğünden 12.12.2016 günü keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması kararının alınması üzerine yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu faaliyetlerin 3194 sayılı Yasa'nın 5. madde hükümlerine göre yapı olduğu, söz konusu faaliyetler binanın taşıyıcı sistemini etkilememekle birlikte Planlı Alanlar Tip Yönetmeliği esaslı tadilat tanımında belirtilen ruhsat eki projelerini değiştiren işlem' tanımına uyduğundan söz konusu yapı için ruhsat alınması gerektiği, dava konusu yapı için düzenlenen yapı tatil tutanağı 01.10.2015 günlü olduğundan 19.3.2015 gün ve 29300 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2015 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ uyarınca yapının niteliğinin IV. Sınıf A Grubu yapı (yüksekliği 21.50 m'yi aşan apartman tipi konutlar) olarak belirlendiği, V. Sınıf A Grubu söz konusu yapı için yapılan değerleme ile birim m2 para cezasının 34,43 TL/m² olarak belirlendiği, keşif sırasında yapılan tespitler, uydu görüntüleri ve yapı ruhsatı ve ekleri değerlendirilerek imara aykırılık teşkil eden yapı alanın encümen kararında tespit edildiği üzere 827 m² olarak hesaplandığı, 827*34,43= 28.473.61 TL idari para cezasının üzerine 3194 sayılı Yasa'nın 42. maddesinin 5/c bendinin 5. Alt bendi olan 'uygulama imar planı bulunan bir alanda yapıldığından cezanın %20'si oranında ve çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet veriyor ise cezanın %20'si oranında ceza artırımının gerektiği ve ceza miktarının 28,473.61 TL+5,694.72+5,694.72= 39,863.05 TL olarak tespit edildiği, dava konusu yapıda imar mevzuatı ve projesine aykırı imalatların mevcut olduğu, bu aykırılıkların keşif esnasında yapılan tarihte de giderilmediği görüldüğünden, 3194 sayılı Yasa'nın 42. maddesinde yer alan '18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41. maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere 2.000 Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde 4.000 Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde 6.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.' hükmü uyarınca davacı şirkete verilen 2.994.34 TL ilave para cezasının verilmesinin mevzuat hükümlerine uygun olduğu, sonuç olarak toplam ceza miktarının 39,683.05+2,994.34= 42,857.39 TL olarak hesaplanmasında mevzuata aykırılık olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiş olup, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporu aleyhine esaslı bir itirazın gelmediği görülerek raporun kısmen Mahkeme kararına esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmakla; bilirkişi raporunda hukuka aykırılığına yer verilmemiş olsa dahi, idari para cezasına 3194 sayılı İmar Yasasının 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 13 numaralı alt bendi uyarınca artırım uygulanmasına ilişkin kısmında, uyuşmazlığa konu tadilatın nasıl bir çevre ve görüntü kirliliğine yol açtığının yapı tatil zaptı ve işlemde açık ve net olarak belirtilmediği, bu sebeple somut tespit bulunmaksızın, çevre ve görüntü kirliliği bulunduğu gerekçesiyle para cezası miktarının %20 oranında artış nedeni olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığından, dava konusu idari para cezasının, çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet verdiği gerekçesiyle artırılmış olan 5.694,72 TL'lik kısmında hukuka uyarlık, geriye kalan kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Adana 3. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin 5.694,72 TL'ye ilişkin kısmının iptaline, geriye kalan kısmının ise reddine dair 12/09/2017 gün ve E:2016/1063, K:2017/966 sayılı kararın; davanın kısmen reddine ilişkin kısmının davacı vekilince, encümen kararının usule uygun şekilde tebliğ edilmediği, encümen kararının haksız ve dayanaksız olduğu, statik ve betonarme projesine uygun şekilde inşa edilen yapı ile ilgili davalı belediyenin tespitinin yersiz olduğu, dava konusu encümen kararının kısmen iptaline ilişkin kısmının davalı idare vekilince; ruhsat ve projesine aykırı olan yapıların dış cephe görünümünü değiştirmesi nedeniyle görüntü ve çevre kirliliğine sebebiyet verdiğinin aşikar olduğu, yapılan işlemin yetki, şekil, sebep ve amaç bakımından hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI İDARE SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, 29.06.2018 tarihli bekletme kararımız ile 7143 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici 16. maddesi uyarınca davacının yapı kayıt belgesi alıp davalı idareye müracaat edebilmesi için dosyanın 31/10/2018 tarihine kadar bekletilmesine karar verilmiş, buna mukabil anılan tarihe ve hatta işbu karar tarihine kadar herhangi bir belgenin Dairemize ibraz edilmediği görülmüş olup, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre işin gereği görüşüldü;
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek kaldırılabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacı ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Öte yandan; 18.05.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa geçici 16. maddenin eklendiği ve bu madde ile ruhsatsız ve ruhsata aykırı yapılar ile ilgili olarak belirli tarihe kadar başvuruda bulunulması ve yasada öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde anılan imara aykırı yapılar hakkında yapı kayıt belgesi düzenlenebileceği ve yine aynı yasa maddesinin 4. fıkrasında da yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili olarak idarelerce alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği hükme bağlanmış ve sonradan çıkarılan kararlarla yapı kayıt belgesi başvuru süreleri uzatılmış olup, davacıların bu yasa maddesi doğrultusunda idareye başvurma imkânının bulunduğu, başka bir deyişle işbu kararımızın davacının anılan yasa maddesi kapsamında başvuru yapmasına ve idarece bu yönde işlem tesis edilmesine engel teşkil etmeyeceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun reddine oybirliğiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine oyçokluğuyla, istinaf aşamasında yapılan 203,10.-TL yargılama giderinin davalı idare, aynı safhaya ait 151,40.-TL yargılama giderinin de davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında fazladan yatırılan 31,40.-TL karar harcının ilgili idaresince davacıya, artan posta ücretinin ise mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan taraflara iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. Maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 23.01.2019 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
İlk derece mahkemesi tarafından, temel cezaya 3194 sayılı Kanun'un 42/2 nci maddesinin (c) bendinin 13 üncü alt bendi kapsamında yapılan artırımın, yapılan yapıların "çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet verdiğine dair somut bilgi ve belge olmadığı" gerekçesi ile iptaline karar verildiği görülmektedir.
Bu noktada, dosya kapsamındaki veriler çerçevesinde, çevre ve görüntü kirliliğine sebep olma ile ilgili dosyada yeterli bilgi/belge olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu açıklığa kavuşturmanın yapılabilmesi için ise, evvelâ para cezasına konu yapının durumunun incelenmesi gerekmektedir.
i) Para cezasına konu yapıların durumunun incelenmesi;
Uyuşmazlık konusu parsel 1.224,00 m2 alanlıdır. Seviye tesbitinin ve mühürlemenin yapıldığı tarih itibariyle yapının yol kotu üzeri 16 kat olduğu, her bir katta birden fazla sayıda bağımsız bölümün mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Yapıda normal katlarda,
- Merdiven holünden 10,8 m2 alanın dairelere eklendiği,
- 4.2 m2'lik baca alanının mutfağa dahil edildiği,
- 11,70 m2 balkonun kapalı alana dahil edildiği,
- 2,8 m2'lik çöp odalarının dairelere dahil edildiği,
- 8.64 m2'lik iklimlendirme odalarının dairelere dahil edildiği,
- 9,08 m2'lik yakıt balkonunun kapalı alana dahil edildiği,
- 7,90 m2'lik klima balkonunun kapalı alana dahil edildiği,
- Dairelerin iç duvarlarının yerlerinin değiştirildiği,
- Yangın merdiven holünün küçültüldüğü ve dairelere dahil edildiği,
- Otopark rampasının yapılmadığı, anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla ortaya çıkan yapının projeye ve plâna uygun olmadığı görülmektedir.
Bu noktada, projeye ve plâna uygun olmayan biçimde uzayda yer kaplamaya başlayan yapıların, geometrik şekilli yahut geometrik şekilsiz olarak imar hukuku bakımından çevre kirliliğine ve görüntü kirliliğine sebep olup olmadığının dosyadaki veriler bağlamında açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
ii) Projeye ve plâna aykırı şekilde yapılan yapının olay özelinde çevre kirliliğine sebep olup olmadığının incelenmesi;
Mevzuat koyucu gerek gerek plânlı alanlarda gerekse uygulama imar plânı sınırları dışında kalan sahalarda gelişigüzel yapı yapılmasını yasaklayarak, yapılaşmayı imar düzenine tabi kılmıştır.
Uyuşmazlık konusu yapı, imar plânı bulunan bir sahada kalmaktadır. İmar Plânı ile bu alanlara yapılacak yapıların yapı yoğunluğu ile bu bölgelerin kişi yoğunluğu, bu alanlara ne tür yapıların yapılabileceği açıklanmak sureti ile belirlenmiştir.
Dolayısıyla yapılaşma kuralları vasıtasıyla o alandaki kişi yoğunluğu ile o alandaki yapı yoğunluğu ayrı ayrı hesap edilmekte; hesaplanan kişi yoğunluğu ve yapı yoğunluğu ile dengeli/uyumlu biçimde çevreye (çöp v.b.) katı, (kanalizasyon, atıksu v.b.) sıvı yahut (karbondioksit, buhar, duman, azot v.b.) gaz atık verilmesi öngörülmektedir.
Zira mevzuat ile kişi yoğunluğuna ve yapı yoğunluğuna sınır getirilmesinin sebeplerinden birisi de, yoğunluğu belli bir düzeyle sınırlayarak, bu sınırın üzerinde çevreye katı, sıvı yahut gaz atık verilmesinin önlenmesi ve böylelikle çevrenin korunmasıdır.
Olayda; uyuşmazlık konusu yapının projesine ve kap planlarına aykırı biçimde yapıldığı, ortak kullanım alanlarının küçültüldüğü, daire kullanım alanlarının büyütüldüğü, bina kullanım alanlarının ve tesisat projelerinin ve bu bağlamda atık sistemlerinin mevzuata aykırı olduğu, dolayısıyla söz konusu yapı vasıtasıyla, sahadaki kişi yoğunluğunun ve yapı yoğunluğunun artırıldığı görülmektedir.
Bu yoğunluk artışı neticesinde,
- İlâve katı atık, İlâve gaz atığı, İlâve sıvı atık ortaya çıkmaktadır.
- Ayrıca hem yapı hem de kişi yoğunluğunun artmış olması nedeniyle, ilâve yapılan bu yapılar bölgedeki kişi başına düzen yeşil alan oranını azaltmıştır.
- Mevzuata aykırı iklimlendirme ve havalandırma ve yapı oturumları nedeniyle hava akımı olumsuz etkilenmektedir ki, bu da bina içi ve binalar arası temiz hava ve rüzgâr sirkülasyonuna olumsuz etki etmektedir.
- İlâve yapıları kullananların araçları dolayısıyla, bölgedeki yollarda ilâve yakıt salınımı gerçekleşmektedir.
Bütün bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde; söz konusu plana ve projeye aykırı yapı dolayısıyla çevre kirliliğinin bulunduğunun izahtan vareste olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla dosyada söz konusu mevzuata aykırı imalat nedeniyle çevre kirliliğinin bulunduğuna dair yeterli bilginin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
iii) Projeye ve plâna aykırı şekilde yapılan yapının olay özelinde görüntü kirliliğine sebep olup olmadığının incelenmesi;
"Görüntü kirliliği, çevre estetiğini ve şehir estetiğini olumsuz yönde etkileyen unsurlar neticesinde ortaya çıkan görsel kirlilik" olarak tanımlanmaktadır.
Yukarıda aktarılan projeye aykırılıklar, binanın dış cephe görünümünü değiştirmiştir. Zira yapı yaklaşma - çekme, yükseklik/gabari ve parsel oturumları ile dış cephe bakımından mevzuat bir düzen getirerek, yapıların taslak bir plân ve mimari tasarım üzerine yapılması kurgulanmıştır.
Dolayısıyla yapılaşma kuralları ile doğal çevreye yapay şekil verilmektedir. Ancak bu şekil verme esnasında bazı estetik kurallara dikkat edilmektedir ki, bu kurallar arza müdahalenin "mimari tasarım boyutu"nu oluşturmaktadır.
Diğer bir ifadeyle, mevzuat ile kişi yoğunluğuna ve yapı yoğunluğuna (bu bağlamda kat yüksekliğine ve yapı/parsel formlarına) sınır getirilmesinin sebeplerinden birisi de, estetiğinin sağlanmasıdır.
Nitekim mevzuat ile kat yükseklikleri, yapı formları ve parsel durumları belirlenirken, sadece jeolojik jeoteknik nedenler ve iklim şartları değil; aynı zamanda arza şekil vermenin mimari tasarım boyutu dolayısıyla "iki boyutlu dış kontür" olarak adlandırılan siluetin estetik bir görünümde olması da göz önünde bulundurulmaktadır.
Öte yandan estetik görünüş, herhangi bir kişinin kendince tahayyüli estetiği değil, mevzuatın kabul ettiği (Yönetmelik ve imar plânı kuralları ile belirlenen ve onaylı plan ve projelerle hayat bulmuş) yasal estetiktir.
Ayrıca bir yapı inşa edilmeden evvel, yapının plânı olan mimari proje hazırlanmaktadır ki, yapı plânı olan mimari proje de bünyesinde bir estetik içermektedir. Zira yapı plânı temelde bir müellif eseridir. Olayda ise dava konusu yapının mimari projesine (yapı plânına) aykırı yapıldığı, dolayısıyla yasal olarak görüntü estetiğinin mevcut olmadığı sabittir.
Bütün bu unsurlar (plân/pafta/kroki ve fotoğraflarla) bir arada değerlendirildiğinde; söz konusu mevzuata aykırı imâlat nedeniyle görüntü kirliliğinin bulunduğuna dair dosyada yeterli bilginin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
iv) Tahlil;
Dosya kapsamında, cezaya konu yapıların hem çevre kirliliğine sebep olmalarına ilişkin yeterli verinin mevcut olduğu, hem de görüntü kirliliğine sebep olmalarına ilişkin yeterli verinin mevcut olduğu; ayrıca bir ölçüm ve kalibrasyon yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle temel cezaya 3194 sayılı Kanun'un 42/2 nci maddesinin (c) bendinin 13 üncü alt bendi kapsamında artırım yapılmasının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının "çevre ve görüntü kirliliği bakımından" iptale ilişkin kısmının kaldırılıp, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile aksi yöndeki sayın çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)