(2577 S. K. m. 15, 45, 49) (5275 S. K. m. 105/A)
İSTEMİN ÖZETİ: Türkmenistan uyruklu davacının ülkede kalmasının idari ve kamu güvenliği açısından sakıncalı olduğu yönünde İstanbul Valiliği İl Göç Müdürlüğünce tesis edilen 25/08/2016 günlü ve 72104824-640 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın; davacı hakkında icrai bir işlem tesis edilmediği, dava konusu işlemin idari davaya konu kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun’un 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesince verilen 24/05/2017 tarih ve E:2017/365, K:2017/862 sayılı kararın; davacı tarafından, dava konusu işlemin hukuka aykırı, mevcut durumda değişikliğe nede olan ve icrai nitelikte olduğu iddiasıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu işlemin görüş bildirme niteliği gereği kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava; Türkmenistan uyruklu davacının ülkede kalmasının idari ve kamu güvenliği açısından sakıncalı olduğu yönünde İstanbul Valiliği İl Göç Müdürlüğünce tesis edilen 25/08/2016 günlü ve 72104824-640 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 1. İdare Mahkemesince; davacı hakkında "herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık" suçundan İstanbul Anadolu 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1029 esas, 2015/415 karar, 26/05/2015 tarihli kesinleşen kararı ile 5 yıl mahkumiyet kararı verildiği, 5275 sayılı Yasa'nın 105/A maddesi uyarınca Eskişehir 1. İnfaz Hakimliği'nin 19/08/2016 tarih, 2016/1491 sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak üzere ceza infaz kurumundan tahliye edildiği, davacı hakkında Denetimli Hizmetler Yönetmeliğinin 89/1 maddesi uyarınca, İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 22/08/2016 günlü ve 2016/3672 NKL sayılı yazısı ile görüş sorulduğu ve İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 25/08/2016 günlü ve 72104824-640 sayılı yazısıyla verilen cevapta "Ülkemizde suça karışan yabancıların tekrar suç işleyebileceği göz önünde bulundurulduğunda yabancının Ülkemizde kalmasının idari ve kamu güvenliği açısından sakıncalı" olacağına dair cevap verildiği, İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından davacı hükümlünün şartlı tahliye tarihi olan 30/08/2017 tarihine kadar Türkiye sınırları içerisine girmeme yükümlülüğü öngörüldüğü, davacının ülkeyi terk etmemesi üzerine Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşleri Değerlendirme Komisyonunun 17/03/2017 günlü ve 2017/85 sayılı kararıyla davacının kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi talebiyle İnfaz Hakimliğinden karar alınmasına karar verildiği, işbu karara istinaden İstanbul İnfaz Hakimliği'nin 2017/410 esas, 2017/410 karar, 23/03/2017 tarihli kararıyla davacının "koşullu salıverme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine" karar verildiği, davacının davalı idarenin, İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün ilgili yönetmelik kapsamında istediği görüş yazısı üzerine verdiği 25/08/2016 günlü ve 72104824-640 sayılı cevabının dava konusu yapıldığı, yukarıda belirtilen ilgili Yasa ve Denetimli Hizmetler Yönetmeliği'nin 89/1 maddesi uyarınca İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 22/08/2016 günlü ve 2016/3672 NKL sayılı yazısı ile görüş sorulduğu ve davalı idare İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü'nün de, ilgili müdürlüğe 25/08/2016 tarih, 72104824-640 sayılı yazısıyla görüş niteliğinde cevap verdiği, davalı idarenin savunmasında davacı hakkında bir idari işlemin tesis edilmediği, sistem sorgulamasında ve arşivde bu yönde bir belge ve bilginin de bulunmadığının bildirildiği, böylelikle davacı hakkında davalı idare tarafından icrai bir işlem tesis edilmediği, dava konusu işlemin idari davaya konu kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde bulunmadığı gerekçeleriyle 2577 sayılı Kanun’un 15/1-b maddesine göre, idari davaya konu olabilecek bir işlem bulunmadığından davanın incelenmeksizin reddine kararı verilmiştir.
Davacı tarafından, anılan İdare Mahkemesi kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Aynı kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde ise, dava dilekçelerinin, dava konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği belirtilmiş, 15 maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, kesin ve yürütülmesi zorunlu olmayan işleme karşı açılan davalarda davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Yukarıda anılan kanunu 2. maddesinde tanımlanan iptal davasına, idarenin tek yanlı irade beyanıyla, kamu gücüne dayanılarak hukuk düzeninde değişiklik yapıp, kişilerin hukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren etkili ve yürütülmesi zorunlu idari işlemlerin konu olabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında dava konusu işlemin salt bildirim niteliğinde olmadığı, davacının ülkemizde kalmasının idari ve kamu güvenliği açısından sakıncalı olduğu yönünde sonuç doğurduğu, buna dayalı işlemin tesis edilmesinin söz konusu olmasından dolayı uygulanır hale geldiği, tek taraflı işlemle davacının hukuki durumunda değişiklik meydana getirmesi nedeniyle davacıyı tehdit altına soktuğu, dolayısıyla kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu anlaşıldığından, İdare Mahkemesince işin esasının incelenmesi gerekirken, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 1. İdare Mahkemesince verilen 24/05/2017 günlü ve E:2017/365, K:2017/862 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınıp işin esasına girilerek yeniden yargılama yapılması amacıyla dosyanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca mahkemesine gönderilmesine, yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 27/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)