İSTEMİN ÖZETİ: Türk Vatandaşı ile evli bulunan davacının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme nedeniyle Türk Vatandaşlığını kazanma istemiyle yaptığı başvurunun anılan Kanun'un 16. maddesinin (b) bendinde yer alan şartları taşımadığı gerekçesiyle reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 07.03.2016 tarihli ve 2016/43 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Türk Vatandaşlığına alınıp alınmama konusunda idareye anılan Yasa ile tanınan takdir yetkisinin, Devletin hükümranlık hakkının bir sonucu olduğu, koşulları bulunan herkesin isteği halinde Türk Vatandaşlığına mutlak şekilde kabul edileceğine dair mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda, davacının başvurusu üzerine davalı idarece konunun incelenmesi sonucunda Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme ve araştırmalar dikkate alınarak, 5901 sayılı Yasa'nın tanıdığı yetki çerçevesinde Devletin hükümranlık hakkı kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 09/11/2016 gün ve E: 2016/2034, K: 2016/3610 sayılı kararın; davacı vekili tarafından, müvekkilinin Türk Vatandaşlığına geçmek için gerekli şartları taşıdığı, evlilik birlikteliği ile bağdaşmayan fuhuş iddiasının evlilik süresi içerisinde gerçekleşmediği tespit edildiğinden davanın kabulü gerektiği, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Türk Vatandaşı ile evli bulunan davacının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığını kazanma istemiyle yaptığı başvurunun anılan Kanun'un 16. maddesinin (b) bendinde yer alan şartları taşımadığı gerekçesiyle reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 07.03.2016 tarihli ve 2016/43 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 10. maddesinin 1. fıkrasında, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancının, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabileceği, ancak aranan şartları taşımanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamayacağı kural altına alınmış; 16. maddesinin 1. fıkrasında, bir Türk vatandaşı ile evlenmenin doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacağı, ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancıların Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilecekleri belirtilmiş, devamında, başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartlarının aranacağı kuralına yer verilmiştir.
Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesinde, Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması yolları arasında sayılmış; 28. maddesinin 1. fıkrasında, il emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının, (a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, (c) Türk vatandaşlığını kazanmasında milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılacağı kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Türk Vatandaşı ile evli bulunan davacının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığını kazanma istemiyle yaptığı başvurunun, Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31.03.2008 tarihli ve 2008/1445 sayılı yazısında "...Fuhuşa sürüklendiği anlaşılan ve fuhuş amacıyla Türkiye'ye giriş yaptığı anlaşılan ve fuhuş yaptığına dair deliller elde edilen ...'nın yabancılar şubesince ilgili mevzuat gereği sınır dışı edilmesini ve sonucundan C. Başsavcılığına bilgi verilmesi..." istenildiğinin tespit edildiği ve İl Göç İdare Müdürlüğü'nün 24.06.2015 tarihli ve 14 sayılı yazısında "Yapılan arşiv incelemesinde 23/2730 dosya numaralı ...'nın 01.04.2008 tarihinde Erzincan ilinde fuhuş açısından sınır dışı edildiği, Ç-114 koduyla yurda giriş yasağı konulduğu...", ayrıca 30/03/2008 tarihinde konut dokunulmazlığını ihlal, tehdit ve hakaret olayı ile ilgili adli işlem yapıldığı hususlarının tespit edildiği değerlendirilerek dava konusu işlem ile vatandaşlık talebinin reddedildiği görülmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan inceleme ve araştırma sonucunda düzenlenen 10.08.2015 tarihli formda, davacının, 09.05.2012 tarihinde resmi nikahla Türk vatandaşı ile evlendiğinin, davacı ve eşinin yaklaşık 4 (dört) yıldır Erzurum'da belirtilen adreste evli bulunduklarının, mahalle muhtarı ve yakın çevredeki komşularından sorulduğunda genel güvenlik ve genel ahlak açısından herhangi bir olumsuzluğu olmadığının, hakkında herhangi bir adli ve idari işlem yapılmadığının, sakıncalı durumunun bulunmadığının; 19.10.2015 tarihli formda da evlilik birliği içerisinde yaşadıklarının, bir arada oturduklarının, komşuluk münasebetleri ve muhtarlık ikamet kayıtları bulunduğunun belirtildiği; diğer taraftan, 30.03.2008 tarihinde konut dokunulmazlığını ihlal, tehdit ve hakaret olayında davacının şikayetçi konumunda olduğu ve bu olay sonrasında fuhuş yapmaktan dolayı sınırdışı edilen davacı hakkındaki söz konusu kaydın da 2008 yılına ait olduğu, evlilik birliği sağlandıktan sonra davacı hakkında evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespitin söz konusu olmadığı anlaşıldığından, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yazılı şartı taşımadığı gerekçesiyle Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali gerekirken davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf isteminin kabulüne, Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 09/11/2016 gün ve E:2016/2034, K:2016/3610 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhalarına ilişkin toplam 336,90-TL yargılama giderinin ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 20/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)