(2577 S. K. m. 45) (6100 S. K. m. 109)
İstemin Özeti: Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/02/2017 günlü, E:2016/1278, K:2017/420 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Duruşma yapılmasına gerekli görülmedi.
Dava, Ankara İli Yenimahalle İlçesi ..... Mahallesi 43633 ada, 1 sayılı parselde kayıtlı, imar planında "Terminal ve Toplu Taşım Alanı" kullanımına ayrılan taşınmazdan dolayı daha önce fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada kamulaştırmasız el atma davasında bilirkişi raporuyla belirlenen ancak davacının vefatı nedeniyle ıslah hakkı kullanılamadığından taleple bağlı olarak kurulan tazmin hükmünde yer almayan fazlaya ilişkin kısmın tazmini istemiyle bu kez Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/382 esasına kayden açılan davanın yargı yolu yönünden reddi üzerine, 1.849.829,38 TL ek tazminatın 23.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davacının murisi olan ..... ait parselde bulunan 5520 ve 601,75 metrekare yerde imar planında "Terminal ve Toplu Taşım Alanı" olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığı gerekçesiyle davacının da yer aldığı mirasçılar tarafından Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (E.2011/442, K:2012/177) kamulaştırmasız el atma nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, tazminata karşılık davaya konu hisselerinin iptali ile yerin davalı Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, .....'ın kardeşi adına da aynı parseldeki hissesi dolayısıyla aynı davalı aleyhine birleştirme talepli olarak Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2011/459 sayılı dosyasında aynı şekilde dava açtıkları, davaların Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde birleştirildiği, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, dava tarihi itibariyle (23.09.2011) davaya konu taşınmazın davacı murislerinin toplam hissesi karşılığı 7.407.317,50 TL olarak belirlendiği, ancak bilirkişi raporu alındıktan sonra ıslah yapılmadan önce davacıların murisi ..... 19.03.2012 tarihinde vefat ettiği, mirasçıların davaya davacı sıfatıyla katılımı sağlanmasına rağmen dava dilekçesi ıslah yapılamadan 02.05.2012 tarihinde istemle bağlı kalarak 8.000,00 TL tazminatı hisseleri oranında davacı mirasçılara ödenmesi ile davacılar murisi ..... adına kayıtlı olan toplam 6.121,75 metrekarelik payın iptali ile davalı Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tapuya tesciline karar verdiği, kararın temyiz aşamasında onanarak kesinleştiği, bu defa murisin Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (E.2011/442, K:2012/177) görülen dava sırasında vefat etmesi nedeniyle ıslah suretiyle artırılamayan ve davacıya isabet eden 7.399,31 TL'lik kısmının yasal faizi ile birlikte davalı İdareden tahsili istemli Ankara 7.Asliye Hukuk Mahkemesi'de (E:2012/382, K:2013/455) dava açtığı, davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar vermesi üzerine, davacı hissesi karşılığında 1.849,829,38 TL kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatın ilk dava tarihi olan 23.09.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı İdareden tahsili amacıyla bakılan davanın açıldığı, daha önce kısmen açılan kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat nedeniyle Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bakılan davanın ıslah yapılamadan sonuçlandığı ve davacı murisine ait arsaların davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verildiği ve söz konusu Mahkeme kararının 29.04.2013 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, bu aşamadan sonra davacının fazlaya ilişkin tazminat alacakları için kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı açtığı davanın reddi gerektiği, öte yandan; uyuşmazlık konusu taşınmazın bir kısım maliklerince adli yargıda açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle verilen karar üzerine İdarece tazminata hükmedilen kısım dışında iş bu ek tazminat davasına konu kısımda idare adına tapuda tescil edilmiş ise de, tazminata hükmedilen kısım dışında davacılara ait hissenin de idare adına haksız tescil nedeniyle tapu iptali veya yersiz tescil işleminin iptali istemiyle adli yargıda dava açılabileceği gibi belirtilen kısım nedeniyle yine adli yargıda haksız zenginleşme nedeniyle idare aleyhine dava açabileceği, dolayısıyla; halihazırda tapuda idare adına tescilli olan uyuşmazlığa konu taşınmaz için kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talep edilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İlk derece mahkemeleri tarafından verilen kararlar, kanun yoluna başvurulması halinde üst mahkemelerin denetimine tabidir. Kararda hukuka aykırılık, yanılma, eksiklik olabileceği gibi, aleyhine karar verilen taraf bu durumdan tatmin olmamış olabilir. Bundan dolayı, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların üst mahkemelerce incelenmesi, üst mahkemelerin denetimine tabi tutulması işlemine yasa koyucu tarafından “kanun yolları” adı verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinde; İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde ise istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve idari yargılamaya ilişkin genel kriterler göz önünde bulundurulduğunda; istinaf incelemesinde ek bir araştırma yapılmadan ihtilaf çözülebilecek durumda ise Bölge İdare Mahkemesinin kural olarak dosya üzerinden inceleme yaparak, işin esası hakkında karar verip dosyayı ilk derece mahkemesine göndermeyeceği, istinaf konusu karardaki ihtilaf, dosyadan anlaşılacak nitelikte değilse, resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli inceleme ve araştırmaları bizzat yaparak işin esası hakkında yeniden karar verip ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermeyeceği, bu durumun temyiz ile istinaf incelemesi arasındaki en önemli farkı oluşturduğu, temyiz incelemesi sonunda karar bozulduğunda dosya ilgili mahkemeye ya da daireye geri gönderilirken, istinaf incelemesi sonunda karar kaldırıldığında dosya ilgili mahkemeye geri gönderilmeyip işin esası hakkında da Bölge İdare Mahkemesince karar verilmesi gerektiği tabiidir.
Olayda, daha önce davacının murisi tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak adli yargıda .....'ın kardeşi adına da aynı parseldeki hissesi dolayısıyla aynı davalı aleyhine birleştirme talepli olarak açılan davaların Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde birleştirildiği, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, dava tarihi itibariyle (23.09.2011) davaya konu taşınmazın davacı murislerinin toplam hissesi karşılığı 7.407.317,50 TL olarak belirlendiği, ancak bilirkişi raporu alındıktan sonra ıslah yapılmadan önce davacıların murisi ..... 19.03.2012 tarihinde vefat ettiği, mirasçıların davaya davacı sıfatıyla katılımı sağlanmasına rağmen dava dilekçesi ıslah yapılamadan 02.05.2012 tarihinde istemle bağlı kalarak 8.000,00 TL tazminatın hisseleri oranında davacı mirasçılarına ödenmesi ile davacılar murisi ..... adına kayıtlı toplam 6.121,75 metrekarelik payın iptaliyle davalı Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tapuya tesciline, birleşen dosyanın davacısına ise ıslah edilen miktarın ödenmesine, , karar verdiği, kararın temyiz aşamasında onanarak kesinleştiği, bu defa murisin Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (E.2011/442, K:2012/177) görülen dava sırasında vefat etmesi nedeniyle ıslah suretiyle arttırılamayan ve davacıya isabet eden 7.399,31 TL'lik kısmın yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili istemiyle Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtığı, bu aşamada yapılan yasal değişiklik nedeniyle davanın yargı yolu yönünden reddine karar vermesi üzerine, davacı hissesi karşılığında 1.849,829,38 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının ilk dava tarihi olan 23.09.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı idareden tahsili istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Kısmi Dava" başlıklı 109. maddesinde, talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebileceği hükmüne yer verilmiştir.
Belirtilen düzenleme çerçevesinde bir talebin niteliği itibariyle bölünebiliyor olması durumunda kısmi davanın varlığından söz edilebileceğinden davacının tümü aynı hukuki ilişkiden doğan alacağının sadece bir kesimi için açtığı kısmi davanın ıslah talebinde bulunulmaksızın kabul kararı ile sonuçlanmasından sonra bilirkişi raporunda belirlenen alacağın geri kalan kısmın tazmini için ek dava açılması mümkündür.
Nitekim davacı da bu ek davayı açmış, ancak ek dava aşamasında yapılan yasal değişiklik ile bu tip uyuşmazlıkların idari yargının görevine dahil edilmesi nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesince görev ret kararı verilmesi üzerine davacı süresi içinde uyuşmazlığı idari yargı yerine taşımıştır.
Bu değerlendirmelere göre, yukarıda içeriği yazılan 6100 sayılı Yasa ve benzer olaylara ilişkin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları dikkate alındığında adli yargıda usulüne uygun olarak başlatılan yargılama sürecinin salt görevli mahkeme değiştirilmesi nedeniyle davacı aleyhine sonuçlandırılması mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır.
Bu durumda, yukarıda belirtildiği üzere, her ne kadar istinaf incelemelerinde resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli inceleme ve araştırmalar bizzat bölge idare mahkemeleri tarafından yapılarak işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmekte ise de, bu kuralın istinaf başvurusuna konu iş bu davada olduğu gibi ilk derece mahkemesi tarafından uyuşmazlığın konusu ve mahiyetinin tamamen farklı kurulmuş olması durumunda da uygulanması halinde istinaf merciinin hem ilk derece mahkemesi yetkisini hem de kanun yolu yetkisini üstlenmesine neden olarak doğal hakim ilkesine aykırılık oluşturacağından, mahkemece uyuşmazlık hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüyle, davanın reddi yolunda Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/02/2017 günlü, E:2016/1278, K:2017/420 sayılı kararın KALDIRILMASINA, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine geri gönderilmesine, mahkeme ve istinaf aşamalarına ait yargılama giderleri hakkında işin esası hakkında karar verileceğinden bu konuda karar verilmemesine, artan miktarın başvuranlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrasına göre kesin olarak 27.02.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)