(657 S. K. m. 21, 139) (2577 S. K. m. 31) (6100 S. K. m. 334, 336, 337, 447) (3071 S. K. m. 3) (Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü m. 7)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yaptığı sırada işlediği öne sürülen fiil sebebiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3. maddesi uyarınca ve bir alt ceza uygulanması suretiyle 10 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Şanlıurfa Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 06/08/2015 tarih ve 2015/99 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; davacının personel şube müdürlüğüne sunduğu polis tanıtım kimliğinin ve zati demirbaş silahını iadesini talep ettiği 21/01/2015 günlü dilekçesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 139. maddesinde belirtilen "keyfi olarak veya garaz ve kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler" kuralına yer verdiği hususunda taraflar arasında bir ihtilafın bulunmadığı, söz konusu Kanun hükmünün yazılmasının, görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak kapsamında olup olmadığına ilişkin ihtilaf olduğu, bu hususta davacı tarafından söz konusu Kanun hükümlerindeki ifadelere yer verilerek herhangi bir tehditte ve ithamda bulunmadığı iddia edilmekle birlikte, 657 sayılı Kanunun 139.maddesinde "Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısiyle bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler." hükmüne yer verildiği halde davacı tarafından verilen 21/01/2015 günlü dilekçede, 657 sayılı Kanunun 139.maddesinin tamamına değil, kanun hükmünün, yalnızca "keyfi olarak veya garaz veya kin dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı anlaşılan" kısmına yer verilerek, amirlerinin keyfi olarak veya garaz veya kin dolayısıyla hareket ettiğinin ifade ve ima edildiği, amirlerinin eleştirildiği sonucuna varılmakla, davacı tarafından Kanun metninde yer alan bazı ifadelerin dilekçede kullanılması suretiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3. maddesinde belirtilen disiplin suçunun işlendiğinin anlaşılması karşısında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/09/2016 günlü, E:2015/1161, K:2016/842 sayılı kararın; isnat edilen suçları işlemediği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği, savunma hakkının engellendiği, dilekçe hakkını kullandığı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından bahisle istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin 1. fıkrasında, adli yardım ile ilgili olarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göndermede bulunulmuş, 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447. maddesinin 2. fıkrasında, "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." hükmü getirilmiştir.
6100 sayılı Kanunun "Adli Yardımdan Yararlanacak Kişiler" başlıklı 334. maddesinin 6459 sayılı Kanunun 22. maddesi ile değişik 1. fıkrasında; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilecekleri; "Adli Yardım Talebi" başlıklı 336. maddesinde; adli yardımın, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden, icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden isteneceği; talepte bulunan kişinin, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı deliller ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğu, kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebinin bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılacağı hükmü getirilmiş, "Adli Yardım Talebinin İncelenmesi" başlıklı 337. maddesinin 1. bendinde ise; mahkemenin, adli yardım talebi hakkında duruşma yapılmaksızın karar verebileceği hükmüne yer verilmiştir.
Kişilerin adli yardımdan yararlanılabilmesi için yasa hükmünde öngörülen şartların varlığının mevcut olması gerekmektedir.
Olayda, davacı tarafından adli yardım isteminde bulunulmakla birlikte 19/12/2016 tarihinde 85,70-TL istinaf başvurma harcının, 17/01/2017 tarihinde ise 150,00-TL posta giderinin ödendiği anlaşılmakla, adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmakla esasa geçildi.
Dava; davacının Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yaptığı sırada işlediği öne sürülen fiil sebebiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3. maddesi uyarınca ve bir alt ceza uygulanması suretiyle 10 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Şanlıurfa Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 06/08/2015 tarih ve 2015/99 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün, 7/D-3. maddesinde, "Görev içinde ya da dışında, amir veya üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiilinin 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiği belirtilmiş; 15. maddesinde ise, kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara Tüzükte gösterilen cezanın bir derece alt cezanın uygulanabileceği hükme bağlanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 21'inci maddesinde, Devlet memurlarının kurumlarıyla ilgili resmî ve şahsî işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idarî eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahip oldukları kuralına, 139.maddesinde, "Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısiyle bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler." hükmüne yer verilmiştir.
3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun'un 3. maddesinde de, "Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler" hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde, hakkında yürütülen soruşturmalar nedeniyle görevden uzaklaştırılan davacının, Personel Şube Müdürlüğü'ne verdiği 21.01.2015 günlü ve Suruç ilçe Emniyet Müdürlüğüne sunduğu 28/01/2015 günlü dilekçesinde, mevcut soruşturmanın kimliğine ve silahına el konulmadan da yapılabileceğini belirterek, bunların iadesini istediği, dilekçesinde "657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 139.maddesinde yer alan "keyfi olarak veya garaz ve kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler" metnine yer vererek amir ve üstlerine karşı haksız yere suç isnadında bulunarak onları tehdit ettiği iddiasıyla yapılan disiplin soruşturması sonucunda, dilekçelerde yer alan söz konusu madde metni içeriği ile görev içinde ya da dışında, amir veya üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak suçunu işlediği sabit görülerek Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3. maddesi uyarınca ve bir alt ceza uygulanmak suretiyle 10 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 139.maddesinde, "Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısiyle bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler." hükmüne yer verilmiş, madde metninde, memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamamak ile keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısıyla bu tasarrufu yapmak eylemleri virgül işaretiyle ayrılarak, her birinin ayrı ayrı hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabi olduğu kurala bağlanmış olup, davacının 21/01/2015 ve 28/01/2015 günlü dilekçelerinde madde metninin virgülden sonra gelen "keyfi olarak veya garaz ve kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler" kısmına yer verilerek yasa hükmünün hatırlatıldığı, söz konusu dilekçelerde yer verilen ifadelerin ve bu çerçevede kanun hükmünün ilgili bölümüne yer verilmesinin iddia ve savunma dokunulmazlığı ile kendini savunma hakkı kapsamında kaldığı; hakkın kötüye kullanımını teşkil eden bir durumun da söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacıya isnat edilen fiilin "görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazmak" kapsamında olmadığı açıktır. Bu haliyle davacının eyleminin, anılan hükümdeki suç tanımına uymadığı, diğer bir ifadeyle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3 maddesiyle örtüşmediği ve disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davacıya isnad edilen fiilin sübuta erdiği gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/09/2016 günlü, E:2015/1161, K:2016/842 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 329,00-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, istinaf başvuru gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iade edilmesine, 06.04.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)