(2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, takdir komisyonu kararlarına istinaden 2010/04,10,11 ve 2010/12 dönemlerine ilişkin tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisini ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davanın, "...İdari işlem ve tasarruflarla kişilerin hukukunda haricen değişiklik yapma yetki ve imtiyazına sahip olan idarenin, bu yetkisini kullanırken öncelikle yetkinin kullanılmasına ilişkin şekil ve koşullarının belirlendiği usul kanunlarının kendi üzerine yüklediği görevler çerçevesinde hareket etmesi gerekmekte olup zira Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu da idarenin işlem ve eylemlerini, hukuk kuralları çerçevesinde ve yine bu kuralların yüklediği görev ve yetki kapsamında yürütmesidir, bu nedenle davacının defter ve beyannamelerinin gerçek durumu yansıtmadığından bahisle takdir komisyonuna sevk edilmesi üzerine, katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonunca, alınan karara istinaden davacı adına yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık bulunmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 05/05/2017 tarih ve E:2016/3059, K:2017/1003 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacının 2010 takvim yılı hesaplarının katma değer vergisi yönünden incelenmesi neticesinde davacının 2010 hesap döneminde sahte fatura kullandığının BA-BS formlarından anlaşıldığını, kullanılan sahte faturaların düzenleyicisinin Tasf. Hal. …… İnş. Taah. Metal Nak. Depolama San. Tic. Ltd. Şti. olduğu ve bu firma hakkında sahte belge düzenleme yönünden yapılan inceleme neticesinde 24.12.2015 tarih ve 2015-A-2913/56 sayılı vergi tekniği raporu düzenlendiği, raporda mükellefin, 2010, 2011, 2012, 2013 yıllarında gerçek manada ticari faaliyetinin bulunmadığı, mükellefe ait faturaların ticari bir muamele olmadan komisyon karşılığı düzenlenen sahte belgeler olduğu, mükellef adına 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında düzenlenen tüm faturaların sahte belge olarak dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, takdir komisyonunun da raporunda davacının söz konusu mükelleften alımları olduğunu tespit ettiği, komisyon tarafından yapılacak harici inceleme ve araştırmada da komisyon kararının dayanağı vergi tekniği raporu ve Ba-Bs formları ile somut olarak ortaya konulan olguların tespitinin tekraren yapılacağı, davaya konu olayda zamanaşımının da olmadığı savunularak takdir komisyonu kararına istinaden yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 39,00-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının hükmün kesinleşmesinden sonra Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 28.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)